1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. MUZAFFER BUYRUKÇU & ORHAN KEMAL DOSTLUĞU
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

MUZAFFER BUYRUKÇU & ORHAN KEMAL DOSTLUĞU

A+A-

  Kendisini edebiyata adayan ve edebiyatla bütünleştiğini söyleyen Muzaffer Buyrukçu, Türk edebiyatının kadri bilinmemiş yazarlarındandır.   Yaşamının edebiyatla zenginleştiğini, anlamlı ve güzel olduğunu ifade eden Muzaffer Buyrukçu,  hikâye, roman ve anı - Günlük( Günce) yazarıdır.

 

 "Edebiyatsız bir dünya, edebiyatın önemsenmediği bir evren, yaşanılır gibi değildir." diyen Muzaffer Buyrukçu, uzun yıllar Orhan Kemal'in yakın arkadaş çevresinde yer almıştır. Orhan Kemal'le Yeditepe'de tanıştığını anlatan Buyrukçu, " yazdığım hikaye adını taşıyan birçok karalamayı " Hüsamettin Bozok'a vermiştim. Orhan Kemal'e vermiş okuması için, iki tanesini beğenmiş, birinin arkasın "uğultu gibi bir şey var. Çalışması lazım..." diye yazmış.

    O günden sonra Orhan Kemal'le olan dostluğu gelişen Muzaffer Buyrukçu, uzun yıllar hiç ayrılmadan neredeyse her gün birlikte olacaktır. İkbal Kahvesi'nin müdavimlerinden olan Buyrukçu'ya, Orhan Kemal, " Buyruk" diye seslenmektedir. Orhan Kemal'in kendisini Edip Cansever ve Kemal Tahir ile tanıştırdığını söyleyen Muzaffer Buyrukçu, her ikisiyle çok uzun yıllar dostluk kuracaktır.

 

&&&

 

Muzaffer Buyrukçu günlüklerinde, Orhan Kemal'i anlatırken ona duyduğu sevgi ve hayranlığı, dostluğu gözler önüne serer. Ondan çok şey öğrenmiş, dostluk görmüş, yıllarca akşam sofralarında birlikte olmuştur.  Günlüklerinden birinin adı; "Arkadaş Anılarında Orhan Kemal" adını taşımaktadır. Birlikte yürüdükleri sokaklarda, yazdıkları için çok önemli malzemeyi toplamışlardır.

 Muzaffer Buyrukçu'nun,26 Ağustos 1961 tarihli günlükte yazdığı bir diyalog, dünya görüşlerini de bütün çıplağlığıyla ortaya koyar:

Sirkeci Gar Lokantası'nın lavabosunda başını ıslatarak Orhan Kemal'in oturduğu masaya gelen Muzaffer Buyrukçu, " Dünya varmış!" der. Orhan Kemal, kahkahayla güler. " Dünya kalübeladan beri var, evladım."  der.

Konuşma şöyle devam eder:

"Var da ferahlamanın dilidir bu."

 "Ukalalık yapma lan. Marifet o dünyayı değiştirmek."

 " Değiştireceğiz, Dünyayı ve üstündeki hayatı..."

 

&&&

Orhan Kemal, arkadaşlık ettiği, birlikte yıllar geçirdiği, annesini, babasını, kardeşlerini, amcasını çok iyi tanıdığı Muzaffer Buyrukçu'nun hayatını 1958 yılında yayınlanan Devlet Kuşu romanında anlatır.

     Orhan Kemal romanı 1964 yılında, "İspinozlar" adında oyun olarak yazacaktır. Balina ve İspinozlar adıyla yıllarca oynanan oyunun bir gösteriminde, Anadolu yakasındaki bir oyuncunun gelememesi üzerine Boyacı Bayram rolünü Orhan Kemal oynamıştır. Orhan Kemal anılarında, suflörü duyamadığı için konuşmaları aklına geldiği gibi yaptığını söylemiştir.

 

 Orhan Kemal'in İkbal Kahvesi başlıklı anı-romanda; Orhan Kemal, Nurer Uğurlu'ya  Devlet Kuşu'nu şöyle anlatır.

" Roman Muzaffer Buyrukçu'nun hayatından alınan parçalardı. Çingene, Taşkasaplı, Süleyman( Sülo), Buyrukçu'nun eski arkadaşlarıydı. Ayten, Nurten kızkardeşleri, Erol kardeşi, Ahmet Ağa, " Gece Postası",  " Son Saat" gazetelerinde  gece bekçiliği yapan babasıydı. Boyacı Bayram amcasıydı.."

 

 Orhan Kemal, Buyrukçu'yu kızdırmak için arkadaşlarını konuşturur, Buyrukçu'nun okula takunya ile gidip kovuluşunu, demiryoluna dökülen kömürleri toplarken nasıl dayak yediğini, Çemberlitaş'ta açacakları köfteci dükkanını, kavun karpuz pazarcılığını, kız tavlamalarını herşeyi anlattırırdı. Muzaffer Buyrukçu ile birlikte olmanın havasında yazılan Devlet Kuşu sinemaya da uyarlanacak, Başrollerde Kemal Sunal ve Serpil Çakmaklı, Bülent Kayabaş, Mehtap Ar oynayacaktır.

 

1968 yılında Muzaffer Buyrukçu'nun aldığı Sait Faik Armağanını, 1969 yılında Önce Ekmek kitabıyla Orhan Kemal alacaktır. Orhan Kemal, yarışmaya katılmasının yakışık almadığını, gençlerin katılması gerektiğini belirterek Yayıncısına karşı çıksa da engelleyemeyecektir.

 

    Orhan Kemal törende yaptığı konuşmada; " Sait Faik benim çok iyi arkadaşımdı; mirasından bana da pay düşeceğini bilseydi,  nesi var nesi yok, satıp savar tümünü yerdi..." diyecektir. Törende, önceki yıllarda Sait Faik Armağanı'nı kazanan yazarlar yer aldığından Muzaffer Buyrukçu da oradadır ancak, o günlerde Orhan Kemal'le araları açık olduğundan törende konuşmamışlardır.

  

 Muzaffer Buyrukçu ile Orhan Kemal bir süre sonra barışacaklar, Orhan Kemal'in yaşamını yitirdiği Bulgaristan gezisinden bir hafta önce Kumkapı'da birlikte olacaklar, hastalık, ölüm  üzerine konuşacaklardır. Orhan Kemal'in sağlığının bozukluğunu bildikleri için Bulgaristan'a gitmekten vazgeçirmeye çalışacaklar ancak Orhan Kemal, hem tedavi olmak hem de yazmayı planladığı " Doksan Üç" romanı için notlar alıp, araştırma yapacağını " söyleyerek gideceğini söyleyecektir.  Sonra da orada yaşamını yitirecektir. Orhan Kemal'in ölümüne ilişki bir yazısında şu satırları yazan Muzaffer Buyrukçu bu ölümün acısını hep yaşayacaktır.

 

 "...Sonunda olan oldu, dalların yemişlerle ağırlaştığı, hıyarların arabalarda satıldığı, çiçeklerin ellerde taşındığı, gençlerin sevdalandığı, sevenlerin birbirlerine vaatlerde bulunduğu, nikahlıların evlendiği ve gebelerin doğurduğu bir haziran günü, ölüm denen aşağılık güç, çekip aldı aramızdan. Öldürdü koca Orhan Kemal'i, öldürdü benim en iyi arkadaşımı.

 Oysa cacık, beyaz peynir, marul, domates söğüş, ve şiş kebapla rakı içecektik. Bana Bulgaristan anılarını anlatacaktı..."

Bu yazı toplam 2226 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.