1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. MUZAFFER TAYYİP USLU (2)
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

MUZAFFER TAYYİP USLU (2)

A+A-

(71.  Ölüm Yıldönümünde saygıyla...)

 

 

      "...Bilmelisiniz ki insan kardeşlerim

        yalnız yaşamak için geldik bu dünyaya

        başka bir şey için değil

        mesut olabilmemiz içindir

        ne varsa bu dünyada

        gökyüzünden tutun da

        ağaçların meyvesine

        hatta gölgesine varıncaya kadar

        ne varsa bu dünyada

        mesut olabilmemiz içindir..."

                               

         Muzaffer Tayyip Uslu'nun ismine ilk kez Sadık Gürbüz'ün " Sevda ve Gurbet Şarkıları" başlıklı müzik kasetinde rastlamıştım. Şarkıların arasında şairlerimizden özenle ve başarıyla seçilmiş dizeler seslendirilmişti. Seçilen şiirlerden biri, Muzaffer Tayyip Uslu'nun " Kan" şiirinin bir bölümüydü.

  Yılmaz Erdoğan'ın yönettiği " Kelebeğin Rüyası" filminde de duyduğumuz

"... Önce öksürüverdim/ Öksürüverdim hafiften/ Derken ağzımdan kan geldi/ Bir ikindi üstü durup dururken/..." şiiri...

 

         Muzaffer Tayyip Uslu, Rüştü Onur ve Kemal Uluser ile birlikte 1940'lı yılların başında Zonguldak'ta şiirle, denemeyle, edebiyatla ilgili gençlerden biri olarak edebiyat tarihinde yerini almıştır.

    Dünya harbi, açlık, yoksulluk, maden ocaklarında çalışma mükellefiyeti, hastalık; üç arkadaşın yaşama sevincini yok etmemiştir.

     Rüştü Onur 1942, Kemal Uluser 1944, Muzaffer Tayyip'te 1946 yılında veremden 20'li yaşlarda yaşamını yitirecek ancak unutulmayacaklardır.

   Hiç şüphesiz, ülke gündeminde  yeniden yer etmiş olmalarının nedeni 'Kelebeğin Rüyası' filmi olmuştur.

 

         Muzaffer Tayyip Uslu İstanbul doğumludur. Arnavut  babasının memuriyeti nedeniyle Zonguldaklı olmuş, İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümündeki öğrenciliği yoksulluk ve hastalık nedeniyle yarım kalmış, şiirlerinin 1945 yılında "Şimdilik" başlıklı bir kitapta toplandığını görebilmenin mutluluğunu yaşamıştır.

 

      Necati Cumalı'nın notlarına göre Muzaffer Tayyip'in bir gözü doğuştan sakattır. Parasızlıktan sanatoryuma gidemez. Zonguldak'ta hastalığı ilerledikçe bir deri bir kemik kalır.  3 Temmuz 1946'da, 24 yaşında havasız ve karanlık babaevinde annesinin kucağında yaşamını yitirir.

 

                                &&&

  Muzaffer Tayyip Uslu, arkadaşlarıyla birlikte, Orhan Veli, Oktay Rifat, Melih Cevdet, Behçet Necatigil, Salah Birsel, Sabahattin Kudret, Necati Cumalı, Nurullah Ataç, Ahmet Naim tanıştıkları ve etkilendikleri şair ve yazarların bir kısmıdır. Yalnız şiir, deneme yazmamışlar, genç yaşlarda olmalarına karşın edebiyat üzerine  bütünlüklü yazılarıyla da ses getirmişlerdir.

 

                    Muzaffer Tayyip Uslu, "Şiire ve Şiirde Primitif Anlayışa Dair" başlıklı yazısında, " gerçek şair yaşadığının farkına varan insandır. Halis şiir, yaşamak sevincinin bir tezahürüdür... Şair, harcıalem şeylere teşbih ve mecazlarla layık olmadığı bir değeri vermek için çabalayan bir sahtekar değil, bulanık düşünceleri berraklaştıran hakikat arayıcısıdır..." diyor.

 

         Bir başka yazısında, "yarınki Türk şairinin halk edebiyatından faydalanmak zorunda olduğunu" tespit eden Uslu, şiirlerinde; yaşadığı yoksulluğu, kenar mahalleleri, acıları, hastalıkları, ölümü, savaşı, aşkı, yaşama sevincini anlatmıştır.  Kısa bir süre sonra öleceklerini bilmelerine karşın şiirlerine yansıyan umut söylemi etkileyicidir.

 

&&&

 

 

                   Muzaffer Tayyip Uslu,  ' Harpten Önce'. 'Harpten Sonra' , 'Dünya Harbi' ve 'Barış' şiirlerinde,  2. Dünya Savaşını konu etmiştir.

 

 " Siyah gözlü delikanlının/ deniz gibi mavi/ masmavi gözleri varmış/ harp başlamadan evvel/  " (Harpten Önce). 

 

  " Diyor ki bir arkadaşım/ Evlenmek olacak ilk işim/ Hele bir harp bitsin/ Ben de aynı düşüncedeyim/ Hele bir harp bitsin/ hele bir harp bitsin/ (Harpten Sonra).

 

 "... bu kadar mahzun etmemişti beni/ babası ölen çocuk/ dalı kırılan ağaç/ kocası sarhoş kadın/ bu kadar mahzun etmemişti beni/ ah, boyu devrilesi/ körolası dünya harbi" ( Dünya Harbi) .

 

 (Kelebeğin Rüyası filminin bir sahnesinde, Japonya'nın Pearl Harbour'a saldırması haberi üzerinden Dünya harbinden söz eden Yılmaz Erdoğan, 1946 yılında yaşamını yitiren Muzaffer Tayyip Uslu'nun bu şiirlerinden birini duyurarak Dünya harbinin bittiğini de duyursa ne güzel olurdu.)

 

&&&

 

   Muzaffer Tayyip Uslu, Rüştü Onur ve Kemal Uluser'in ölümünden sonra Zonguldak'ta düzenlenen bir sanat gecesinde, konuşmasını yaptıktan sonra, sahneyi terk edecekken birden sahneye geri dönüp izleyicileri arkadaşlarının anısı için saygı duruşuna çağıracak kadar incelikli ve duyarlı bir sanatçıdır.

          

                Muzaffer Tayyip Uslu, şiirlerinde insanı, acısıyla, sevdasıyla, ileriden güzellikten yana olan insanı anlatmıştır. Onun sözleriyle bitirelim: "... 'şiirde insanı aramak' mürteci kafalı şovenlerin yaygaralarına ve terbiyesizce saldırmalarına  kulak asmayarak sırf Türk edebiyatının selameti için insanı aramak... İşte genç Türk şairlerinin parolası."

Bu yazı toplam 688 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.