• Diyarbakır26 °C
  • Batman21 °C
  • Mardin21 °C
  • Bingöl22 °C
  • Bitlis13 °C
  • Elazığ19 °C
  • Erzincan17 °C
  • Şanlıurfa25 °C
  • Erzurum15 °C
  • Ağrı16 °C
  • Gaziantep21 °C
  • Hakkari18 °C
  • Muş14 °C
  • Siirt19 °C
  • Van19 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Müzikte yeni bir Kapı: TRİO MARA
14 Kasım 2013 Perşembe 09:22

Müzikte yeni bir Kapı: TRİO MARA

Kadınların yüz yıllarca kapalı kapılar arkasında seslendirdiği klamları ve ezgileri yeni bir tarzda yorumlayan 3 kadından oluşan TRİO MARA grubu, kadın diliyle oluşturulmuş tarihsel ezgilere "Deri" isimli ilk albümleriyle kapı aralıyor.

Üç yıl önce üç kadının bir araya gelerek oluşturduğu TRİO MARA, çıkardığı ilk albümleriyle müzikte yeni bir kapı aralıyor. Kürtçenin Kirmanckî lehçesinde "Bizden" anlamına gelen MARA ismini gruplarına veren üç kadın müzisyen, "Deri" isimli ilk albümleriyle, yıllarca kulaklara aşina olan Kürt ezgilerini yeni bir formatta düzenleyerek dinleyicilerle buluşturuyor. Kadınların yüz yıllarca kapalı kapılar arkasında klamlarını seslendirmesine karşı yola çıkan grup, Kürt dilinin zengin yapısını yansıtabilmeyi amaçlıyor.Grup üyelerinden Sakina Teyna ile, hem TRİO MARA'yı hem de Derî albümünü konuştuk. 

* Grubun kuruluş öyküsünden ve grupta yer alan üç kadının müzikle tanışma öyküsünden söz eder misiniz?

Solisti olduğum ve kemanda Nurê Dilovanî, piyanoda ise Nazê Îşxan'ın yer aldığı TRİO MARA, yaklaşık üç yıllık bir geçmişe sahip. Karşılaşmamız, biraz tesadüf oldu. Benim kadınlardan oluşan bir grup kurma hayalim hep vardı. Nazê'yi önceden tanıyordum. Ermenistan'da kadın faaliyetleri yürütürken, annesini tanımıştım ve kızları Leyla ve Nazê'nin müzikle uğraştığını söylemişti. Daha sonra yollarımız Avrupa'da yine kesişti. Ancak değişik nedenlerle kendisiyle bağlantım koptu. Nurê ile tesadüfen karşılaşıp, onunla bu projemi konuşunca, zaten kuzeni olan Nazê'ye bu teklifle gidebileceğimizi söyledi. Bu teklifi sunduk ve anında olumlu yanıt aldık. Nazê ve Nurê, Kürt müziği açısından önemli kadın sanatçılardı. Hem güçlü bir akademik eğitimden geçmiş olmaları ve müzikal altyapılarının sağlamlığı, hem de Ermenistan Kürtlerinden oldukları için Kürt müziğini çok iyi bilmeleri benim için çok önemli argümanlardı. Grup kurma kararı verdikten sonra, sıra isme geldi. Mara ismi de çok bilinçli bir tercih oldu. Mara, Kürtçenin Kirmanckî lehçesinde 'Bizden' anlamına gelir. Ma ismi hem Ermenice'de hem de Kirmanckî'de 'Ana' demektir. Mara kelimesi Arapça dilinde de 'kadın' anlamına gelir. Ortadoğu'nun birçok dilinde birbirine yakın dişil anlamlar taşıması da isim olarak seçmemizde önemli bir rol oynadı. İsim olarak Kürtçe olması etnik kimliğimize, anlam olarak dişil bir öz içermesi ise cins kimliğimize vurgu yapıyordu. O nedenle bizi en iyi bu ismin ifade edeceğine inandık. TRİO MARA olarak müzikal yolculuğumuz böyle başladı. 

*Albümde çok önemli Kürt klasik parçaların yanı sıra besteler de yer alıyor. Albümü oluştururken parçaları neye göre seçtiniz? Parçaların öyküsünden ve sizi etkileyen parçadan söz eder misiniz?

Her şeyden önce severek seslendirdiğimiz şarkıların albümümüzde yer almasını istedik ve hepsini de severek icra ettik. Nazê'nin 2000 yılının başlarında hazırladığı bir kitabı vardı. Bu kitapta on üç klasik Kürtçe şarkıyı piyanoya uyarlamıştı. Bu kitaptan bazı şarkılar seçtik. Bu şarkılar, Kürt müziğinde üzerinden asırlar da geçse eskimeyen, nesiller boyu dilden dile söylenmiş anonim şarkılardı. Grup olarak kurulduğumuz ilk günlerde de kendimize böyle bir hedef koymuştuk. Şarkılar eski de olsalar, ilk kez bu formasyonda seslendirilecek ve yeniden aranje edileceklerdi. Bu şarkıların da daha çok kadınlar tarafından söylenmiş veya kadınlara dair şarkılar olmasına özen gösterdik. Bunların yanı sıra, bazı bestelere de yer verdik. Eser seçiminde bizim için en önemli olan bir husus da şarkıların hikayeleriydi. Birkaç örnek verirsek, 'Qumrîkê' şarkısı; kendi rızası dışında sevmediği biriyle evlendirilen bir kadının hikayesini anlatır. 'Vanê Kora'; çocuğunu dağlarda kaybetmiş acılı bir babanın ağıdıdır. Yıllardır kanayan bir yara olan, binlerce insanımızın yaşamına mal olmuş bir savaşa isyan eden bir babanın çığlığıdır bu şarkı. Bazı şarkılarda sadece vokal teknikleri ve def kullandık. 'Şamîranê' şarkısında, Botan yöresinin doğal yaşamına kıvrak ve farklı ritmlerle vurgu yapmaya çalıştık. Yine 'Gula Min' eseri; Nurê'nin babası olan Dilovan'a aitti. Bir konser kaydımızı sosyal medyada paylaştık ve bu eser, inanılmaz büyük ilgi gördü ve dinleyicilerimiz albümümüzde buna mutlaka yer vermemizi istediler 

'Kadınlar kapalı kapılar arkasında klamlarını seslendirirdi'

* Sizi aslında özellikle internet üzerinden farklı projeler çerçevesinde dinleme şansına sahip olmuştuk ama Trio Mara olarak ilk olarak albüm çıkarttınız ve bu albüme 'Deri' ismini verdiniz. Bu ismin öyküsünü anlatabilmeniz mümkün mü?

Aslında Sakina olarak ROYÊ MA ve ANADOLU QUARTET ile yaptığım ortak çalışmalarım sürüyor, ayrıca iki sene önce ROYÊ MI isimli bir solo albüm çalışması yaptım. Ancak albümün Türkiye dağıtımında aksilikler çıktı ve dinleyicisine ulaşamadı. TRİO MARA projemizle yaptığımız albüm, prodüksiyonumuzu üstlenen Ahenk Müzik'teki arkadaşlarımızın hassas yaklaşımları sayesinde dinleyicilerimize ulaştı ve şu anda tüm müzik marketlerde ulaşılır durumda. Albüme "DERÎ" yani kapı adını verdik. Kapı temasını da çok bilerek seçtik. Özellikle Kürdistan'da özgürlük mücadelesinden önceki süreçlerde, dini ve geleneksel yargılarla kadınların seslerinin duyulması mahremdi. Kadınlar kapalı kapılar arkasında klamlarını seslendirirdi. Dengbêjlik geleneğinde söylenmiş birçok eserin dil yapısından kadınlarca söylendikleri kolayca anlaşılır. Mesela Genc Xelîl destanı, Dewreşê Evdî, Qasimo gibi birçok klam kadın diliyle söylenmiştir. Kadınlar aşklarını, aşiret savaşlarında yitirdiklerini, özlem ve acılarını, kimi zaman da sevinçlerini bu eserler yoluyla seslendirmiştir. Onların bu şarkılarını dengbêj divanlarına erkekler taşımıştır. Kadınların bu divanlarda yer alması mümkün olamamıştır. Bu kapıları zorlayan kadınlar ise çok ağır şeylerle karşılaşmıştır. Meryem Xan, Ayşe Şan gibi kadın sanatçılar, kendi sanatlarını icra ederken, birçok yargıya karşı mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Özgürlük mücadelesinin kadın ayağındaki gelişmeler, birçok alanda olduğu gibi sanat alanında da kadınların kendilerini ifade etmelerine olanak yaratmıştır. Bizim öncemizde emek veren onlarca çok değerli Kürt kadın sanatçı onlarca kapı açtı. Biz de onların ardılları olarak bir kapı açmak istedik. Çünkü, yaşam iç içe geçmiş, birbirine açılan kapılarla dolu. Birini açarsınız, biri daha çıkar karşınıza. Kadınlar da müzik alanında daha zorlu kapılardan geçiyor. Ya da karşılarına daha ağır kapılar çıkıyor. O nedenle kadınlıklarımız adına, kendimizi ifade edebileceğimiz, farklılıklarımızla kabul görebileceğimiz ve kendimiz olabileceğimiz kapılar açmak istemiyle bu ismi uygun bulduk. 

* Albümde Kürtçenin tüm lehçelerinden ezgilere yer veriyorsunuz ama Kirmancki parçalarda daha çok bir acının anlatıldığı gözleniyor ve bu parçalardaki içtenlik dikkat çekiyor. Bunu izah etmeniz mümkün mü?

Kürt dilinin zengin yapısını mümkün mertebe yansıtabilmek, en temel amaçlarımızdan biri şüphesiz. Ben kendim Kirmanckî lehçesinin konuşulduğu bir ailede büyüdüm. Anadilim Kirmancikîdir. Ancak sonradan Kurmancî ve Soranî de öğrendim. Tüm lehçelerimizin ayrı bir tadı ve güzelliği var. Hepsini severek seslendiriyorum ama genelde Kirmancikî konusunda bu yorumu alıyorum. Sanıyorum bunun sırrı, anadilim olmasında yatıyor. Grup olarak konserlerimizde Kürtçenin lehçeleri dışında Anadolu'nun diğer dillerinden de şarkılar seslendiriyoruz. Müziğin barışçıl dilinin, bu coğrafyadaki birçok sorunun üstesinden geleceğine inanıyoruz. 

* Trio Mara üç kadının oluşturduğu bir grup, albüm dinlendiğinde kadın rengi göze çarpıyor. Siz bir kadın albümü oluşturmak için nelere özen gösterdiniz?

Kürt müziği alanında çalışma yürüten çok değişik ve farklı ses renklerine sahip kadın sanatçılarımız var. Ne yazık ki geçmişte kadınlardan oluşan gruplar, çok güzel ve dikkat çeken çalışmalar yapsalar da, bir şekilde kendilerini sürekli kılamadılar ve ömürleri kısa oldu. Kadınlardan oluşan bir çalışma yapmayı ve bunun uzun soluklu olmasını bu nedenle çok istedik. Bunun yanı sıra müziğimiz tabi ki kişisel öykülerimiz, doğduğumuz coğrafya ve kimliğimizin yaşadığı sorunlardan bağımsız değil. Sömürgeleştirilmiş ve ezilen toplumların her bireyinin kişisel hikayesinde bir topluluğun hikayesi yatar. Biz de yüzyıllardır, savaşların, çatışmaların, kan ve gözyaşının dinmek bilmediği, asimilasyon ve yok saymanın kol gezdiği bir coğrafyada doğmuş kadınlarız. Hem etnik, hem de cins kimliğimiz, yaşadığımız zorlukları katmerleştirdiği için, yaşadığımız coğrafyanın acılarından bağımsız, uzak bir duruş sergilemek istemiyoruz. Müziğimizle yaşadığımız coğrafyada kadın olmamızdan kaynaklı karşılaştığımız zorluklara da vurgu yapmak istiyoruz. Kaderi hala gelenekler, toplumsal cinsiyetçi rollere göre belirlenen kadınların trajedisini dillendirmek ve sesimizi direnen kadınların sesine katmak elbette ki temel hedefimiz. Bu nedenle her şeyiyle kendi emeğimiz olmasını istedik. Bir kere albümümüzde yer alan şarkıların biri dışında tüm aranjeleri grubumuz tarafından yapıldı. Kapak tasarımında da aynı kadınlık vurgusu esas oldu. Birçok dostumuzun desteği oldu tabi ki. Ama içerik ve icra itibarıyla artısı eksisiyle bizim çalışmamız DERÎ. Yani bir kadın emeğinin ürünü. 

'Temel amaçlarımızdan biri de dünya müziği alanında ilerlemek'

* Bundan sonra grup olarak yapacağınız projelerden söz eder misiniz? Bizim aracılığımızla dinleyicilerinize iletmek istediğiniz bir şey var mı?

Şu anda en temel hedefimiz albümümüzü daha geniş bir kitleye ulaştırmak. Bu amaçla Avrupa'nın değişik ülkelerinde konserler yapıyoruz. En temel amaçlarımızdan biri de dünya müziği alanında ilerlemek. Etnik müzik dinleyicilerinin Kürt müziğine ilgisi çok yüksek ve ne yazık ki bu alana yönelik çalışmalar yapan sanatçı sayısı çok sınırlı. Dünya müzik fuarlarına katılarak, festivallere başvurular yaparak, kendimizi, müziğimizi ve müziğimizle vermek istediğimiz mesajları aktarmak istiyoruz. Ayrıca albüm yapım sürecimizin, MARA ismiyle bir de belgeseli yapıldı. Özgün Yarar imzalı belgesel, tamamen Kürtçe dilinde yapılan ilk müzik belgeseli olma özelliği taşıyor. Tamamı canlı kaydedilen albümün arka planını yansıtmak kadar, grup olarak müzikal yolculuğumuzu da ele alan bu film önümüzdeki günlerde Londra Kürt Filmleri Festivali'nde de gösterilecek. Başka alanlarda da filmin gösterimlerini organize ediyoruz. Özellikle kişi olarak benim siyasi yasaklılığım nedeniyle Türkiye ve Kürdistan'a gelemiyor oluşum, grubumuzun müziğini ne yazık ki daha geniş kitlelere ulaştırmamız önünde bazı engeller yaratıyor. Bunu aşmak için de sosyal medyayı aktif kullanıyoruz. Çalışmalarımızı sosyal medyada takip etmek isteyen dinleyicilerimiz, www.sakinateyna.com adresinden daha geniş bilgi edinebilirler. 

 

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim