1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. Ne bitmez çilemiz varmış
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Ne bitmez çilemiz varmış

A+A-


 

Diyarbakır esnafının keyfi yerindeymiş.

Kime sorsanız “ŞÜKÜR” diyor…

Meğer son zamanlarda kentte çokça turist görünür olmuş ya. Buna “şükür” diyor herkes.

Toplum olarak oldum olasıya “ŞÜKÜR”e alışmışız. Çünkü, biliyoruz ki, “beterin beteri var…”

Çünkü, Diyarbakır esnafı, Diyarbakır halkı her zaman, hep “beterin beteri” ile karşılaşmış. Ol nedenledir ki, her olumlu şeye “Şükür” çekiyor…

Eh, “Allah bundan geri koymasın…”

Diyarbakır, Diyarbakır olalı hiç turist yüzü görmedi ki garibim.

Çünkü, hep turiste kapalı kaldı, hep yasak bölge sayıldı…

Bu yüzden esnafımızın sevinci çok görülmemeli derim.

Çok görülmemeli ama, kardeşim, artık birilerinin de kalkıp, “Yahu arkadaş bu çilemiz daha ne zamana kadar?” demeli. Birileri kalkıp “Ey, yetkililer, ey etkililer, ey bakanlarımız, ey parlamenterlerimiz. Kültür ve Turizm Bakanlığının programlarında neden Diyarbakır yok” demeli…

………

Daha geçtiğimiz günlerde TİGRİS Haber’de ibret verici, düşündürücü bir haber vardı. Başlığı ilginçti. “Turizm sektöründe ilk iki ayda 49 yatırıma verilen 764 milyon liralık teşvik sıralamasında Diyarbakır yok…”

Ne garip, kimse çıkıp da “Diyarbakır neden yok” demedi. Sormadı.

Kimsenin kılı kıpırdamadı.

Neden kıpırdasın ki.

Bizim bu güne kadar hiçbir şeyi sormaya, sorgulamaya hakkımız mı oldu?

Hangi yatırım sıralamasında oldu ki turizmde olsun.

Bizim için TURİZM, senede bir yemek fuarlarına katılıp milleti yedirip, içirmek…

Başkasına ne gerek var? 

Biliyoruz ki Diyarbakır 88 yıldır Turizme kapalı. Ve yatırım programlarında yok.

Dilerseniz konuyu biraz açalım;

Bir zamanlar “Fırat’ın Ötesi” diye bir kavram vardı. Yani, Diyarbakır’ın da içinde bulunduğu bölgemiz yasaklıydı.

Biraz daha açalım.

Fırat’ın Ötesi” uzun yıllar askeri ve idari yasak içinde tutulan, bu yüzden de turizme onlarca yıl kapalı kalan Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun büyük bölümüne verilen isimdi

Bu yasağı uygulama yetkisi, Şeyh Sait ayaklanmasından sonra 30 Haziran 1927 tarihinde çıkarılan 1164 sayılı kanunla kurulan Umumi Müfettişliklere verilmişti.

Bu yasağa göre, bir yabancı Türkiye’ye pasaportla girmiş olsa bile Fırat’ın Doğusu’na geçemiyor, bunun için İçişleri Bakanlığı’ndan ikinci, özel bir izin alması gerekiyordu. Bu yasağı bilmeden bölgeye girmiş olan yabancılar siyasi polis tarafından gözetim altına alınıp il dışına çıkarılıyordu.

Yasaklar yabancılara uygulanıyor görünse de gerçekte yerli halk üzerinde de baskı oluşturuyordu. İnsanlar sorgusuz sualsiz gözaltına alınıyor, kimsenin bilmediği yerlerde aylarca tutuluyor, cezaevlerine atılıyor, yargısız infazların hesabını kimseler soramıyordu. Özalp’taki “33 Kurşun katliamı” Diyarbakır Çınar yolu üzerindeki Karaköprü’de gerçekleştirilen yargısız infazlar, Sason ve Dersim katliamları hep bu dönemin ürünleri oldu.

Bölgede uygulanan yasak ve baskılar umumi müfettişliklerin kaldırıldığı 7 Ocak l948 den sonra da yıllarca sürdü…

Biz gazeteciler ve kentteki aydınlar, 1950’li ve 1960’lı yıllarda çok uğraştık bu yasağın kaldırılması için.

Sonunda 1965 yılı ocak ayında yasağın kaldırıldığı müjdesi geldi.

Yasağın kaldırılmış olması bölgede, özellikle de Diyarbakır’da büyük sevinç yarattı.

Ne var ki bu sevinç uzun sürmedi.

Ne yazık ki 1970’li yıllarda ülkemizde meydana gelen siyasi çalkantılar yüzünden bu kez sıkıyönetimler dönemi başlatıldı. Bundan da Diyarbakır fazlasıyla nasibini aldı elbette.  12 Mart döneminin getirdiği sıkıyönetimler sürüyorken devam eden siyasal çalkantıların yol açtığı 12 Eylül Askeri darbesi döneminde de Diyarbakır ağır faturalarla karşı karşıya bırakıldı.

Bu sıkıntılı dönem 1987 yılı ortalarına kadar sürdü. Tüm Türkiye’de sıkıyönetim dönemleri sona erdiği halde Diyarbakır’ın da içinde bulunduğu bölgede bu kez OHAL (Olağanüstü Hal) dönemi başlatıldı.

Bu dönem de 30 Kasım 2002 gününe kadar sürdü. Tam 15 yıl…

Ne var ki; Diyarbakır ve çevresi OHAL dönemi sona erdikten sonra da rahat yüzü görmedi. Bu kez de yıllar süren HASSAS BÖLGE dönemine girildi.

Bir başka ifade ile 1927 yılında başlatılan FIRATIN ÖTESİ YASAĞI ve bunun getirdiği baskılar hala var ve devam ediyor…

Bu yüzden, bunca zengin tarihine ve kültürüne, hazineler değerinde tarihi anıtlarına, doğal güzelliklerine rağmen Diyarbakır ve çevresi bir türlü turizme açılmadı, açılmıyor…

Şimdilerde tek tük görünen yerli turist hareketi bu yüzden sevindiriyor garibim esnafımızı.

Eeee ne yapalım. Buna da şükür…

 

Bu yazı toplam 647 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.