1. HABERLER

  2. TOPLUM-YAŞAM

  3. Ne Pazar eski Pazar ne müşteri
Ne Pazar eski Pazar ne müşteri

Ne Pazar eski Pazar ne müşteri

Diyarbakır’da gençliğinden bu yana pazarcılık yapan ve ömrünün geri kalan kısmında da pazarcılığa devam edeceğini belirten Yenişehir’in emektar pazarcısı Hacı Aydın Yılmaz, pazarcılık işinde eski tadın kalmadığını söyledi.

A+A-

Diyarbakır’da gençliğinden bu yana pazarcılık yapan ve ömrünün geri kalan kısmında da pazarcılığa devam edeceğini belirten Yenişehir’in emektar pazarcısı Hacı Aydın Yılmaz, pazarcılık işinde eski tadın kalmadığını söyledi.

Emekli olan ve pazarcılığa devam eden Yılmaz, emekli maaşıyla geçim olmadığını ayrıca asgari ücretle geçinmek zorunda kalan vatandaşların yardımına Allah’ın yetiştiğini söyledi.  Geçim sıkıntısı çeken insanların Pazar alışverişlerini kısıtlamak zorunda kaldıklarına işaret eden Yılmaz, Satışlarımızda eski tat yok, çünkü müşteri eski müşteri değil. İnsanlar asgari ücrete geçinmeye çalışıyor ve haliyle pazara gelince de ona göre alışveriş yapıyor. Eskisi gibi eli bol harcayan yok, insanlar her şeyden kısıntı yapmak zorunda. Eskiden bir müşteri torba torba eşya alıyordu. Şimdi ise insanlar tane tane alıyor. Hayat şartları insanları zorda bırakıyor, mecburen insanlar her şeyden kısıyor” diye konuştu.

‘Her şeyin tadı kaçmış’

Yılların emektar pazarcısı Hacı Aydın Yılmaz, ömrünün sonuna kadar emeğiyle yaşamını idame ettirmek istiyor. Sabah namazıyla güne başlayan Yılmaz için mesai akşam namazına kadar devam ediyor. Pazarcılık işinde de meyvelerde de eski tadın tuzun kalmadığını belirten Yılmaz, emekli maaşı ile geçinemediği için gücü yettiğince pazarcılık yapacağını ve asgari ücret ile geçinmek zorunda kalan insanların durumuna ilişkin olarak da “Allah yardımcı olsun” diyor.

Eskiden Pazar esnafının işlerinin çok iyi olduğunu belirten emektar pazarcı Yılmaz, “ 58 yaşındayım ve askerden geldiğimden beri pazarcılık yapıyorum. Eskiden, marketlerden önce bu işten çok güzel para kazanıyorduk. O zamanlar her şey çok güzeldi. Meyveler de böyle hormonlu değildi. Şimdi ilaç milaç çıktı, meyveler hep hormonlu oldu. Her şey gibi meyvenin de tadı değişti. Eskiden bir portakalı kestiğimizde on metreden kokusunu alırdık, şimdi öyle mi, yanında bile kokusunu zor alıyoruz. Anlayacağın her şeyin tadı kaçmış” diye konuştu.  

‘Onların bir ayda aldığını ben bir günde kazanıyordum’

Bir memurun kazandığını eskiden bir günde kazandığını söyleyen Yılmaz, “Eskiden her şey gibi kazancımız da iyiydi ama onun değerini bilmedik. Benim bir dayım PTT’de çalışıyordu, beni çağırdı işe almak için ama ben gitmedim. Çünkü onların bir ayda aldığını ben bir günde kazanıyordum. O zamanlar o kadar kazanıyorduk ki, bir cebimiz sermaye dört cebimiz kardı. Şimdi ise emeğimiz hepsi boştur, pek bir kazanç olmuyor. Zar zor idare ile geçiniyoruz. Her şey pahalı oldu. Nakliyesi, poşeti, işçi masrafı her şeyin gideri arttı. Bir gün tezgâh açtığımızda en az 150 TL masrafa gidiyor. Tabii yine de her şeye rağmen bu işi yapıyorum, çünkü bu yaşa kadar yapmışım, bundan sonra ne yapabilirim. Bugüne kadar bir devlet dairesinde çalışmadım, başka da bir iş bilmiyorum, artık ölene kadar bu işe devam” dedi.

‘Emekli maaşı ile geçim mi olur’

Pazarda çalışarak emekli olan Yılmaz, asgari ücretle geçinen insanların durumuna ilişkin olarak şunları söyledi: “Askere gitmeden önce 75 gün İskenderun demir çelik fabrikasında çalıştım. Onun dışında hep pazarcılık yaptım. O zaman sigorta başlangıcım vardı ve onun üzerine dışarıdan sigortamı yatırarak 46 yaşımda emekli oldum. Şimdi ise hem emekliyim hem de pazarcılık yapıyorum. Yoksa emekli maaşı ile geçim mi olur. Gerçi memlekette insanlar bin 400 TL asgari ücretle geçinmeye çalışıyor, nasıl geçiniyorlar onu da anlamıyorum. Allah asgari ücretle geçinenlere yardım etsin. Kiradır, ev masrafıdır falan nasıl geçiniyorlar. Demek ki, Cenabı Hak o insanlara yardım ediyor.”

Komisyoncular kasadan kar yapar

Tezgâhında sattığı meyvelerin genellikle Güneyden geldiğini belirten Yılmaz, “Buraya bütün meyveler genelde Adana, Mersin, İskenderun tarafından geliyor. Oralardan hal’e geliyor biz de hal’den alıyoruz. Mesela mandalina hal’den 1TL’ye bize geliyor biz de 1,5 TL’ye satıyoruz. Aslında mandalinanın bahçedeki fiyatı da aşağı yukarı hal’deki fiyatlarla aynıdır. Ama tabii bahçeyi kabala alan için yine de belli bir kar payı oluyor. Yoksa aracı da çok kazanmıyor. Komisyoncuların karı genellikle kasa parasından olur” şeklinde konuştu.

‘Satışlarımızda eski tat yok’

Satışlarda eski tadın kalmadığını ifade eden Yılmaz, “Ben tezgâhımda sadece meyve satıyorum. Tabii, mevsime göre meyve çeşitliliğim değişiyor. Yazın özellikle karpuz satışımız oluyor. Kışın da kış meyvelerini satıyorum. Satışlarımızda eski tat yok, çünkü müşteri eski müşteri değil. İnsanlar asgari ücrete geçinmeye çalışıyor ve haliyle pazara gelince de ona göre alışveriş yapıyor. Eskisi gibi eli bol harcayan yok, insanlar her şeyden kısıntı yapmak zorunda. Eskiden bir müşteri torba torba eşya alıyordu. Şimdi ise insanlar tane tane alıyor. Hayat şartları insanları zorda bırakıyor, mecburen insanlar her şeyden kısıyor” diye konuştu.

‘Harekette bereket var’

Esnaf olarak bugüne kadar maddi bir sıkıntı yaşamadığına vurgu yapan Yılmaz, “Bu yaşıma kadar pazarcılık yapıyorum, Allaha şükür bir sıkıntı görmemişim. Yani, maddi olarak bir kısıntı yapmadım. Bugüne kadar herhangi bir rahatsızlığım da olmadı. Çalışan insana, ayağının üzerinde akşama kadar dolaşan insana bir şey olmaz. Sabahın beşinde hal’e gidiyorum ve akşama kadar ayaktayım. Sabah namazıyla ayağa kalkıyorum ve akşama ezanına kadar çalışıyorum. O saate kadar oturma, dinlenme yok. Bir tek namaz vakitleri camiye gidiyorum o sıra ne dinlendiysem o. Ne kahveye giderim ne bir şey. İnsan ne kadar hareket etse o kadar iyidir. Şimdi ben burada çalışmasam evde otursam pat diye düşerim. Harekette bereket vardır, çalışmak gibisi yok. Çalışmak güzeldir, helal kazanç her zaman iyidir. Gücüm yettiğince, ömrümün sonuna kadar emeğimle geçimim için çabalayacağım. Ne zaman öldüm o zaman paydos ama o güne kadar çalışmaya devam” dedi.

Fabrika yok kahveler tıklım tıklım

Bölgede sanayinin gelişmemesine ve insanların kahvelerde boş boş oturmasına değinen Yılmaz, “Torunlarım var ama bu işi yapmalarını istemem. Ben bütün gücümü onları okutmaya verdim. Oğlumun yapmasını da istemezdim ama okumadı mecbur baba mesleğine başladı. Memleketimiz çok güzel ama biz onun kıymetini bilmiyoruz. Allah sonumuzu hayır etsin. Fabrika yok bir şey yok. İnsanlarımız hep kahvedeler. Başka memlekette insanlar mesai zamanı işinin başında olur, bizde ise kahvelerde masa başında ömür tüketiyorlar. Bizde kahvelerin tıklım tıklım olduğu vakitlerde batıda kahveler boş. İnsanlar ancak mesai sonrası kahvelere gidiyor batıda. Buraya da binlerce insanın çalıştığı fabrikalar açılsa kahveler böyle dolu olmaz. Bizim buradaki fabrikamız nedir bu tezgâhlardır. Esnaflar seyyar tezgâhında üç beş bir şeyler satarak geçinmeye çalışıyor. Bize üretim yok, buna mecburuz” ifadelerini kullandı.    

Ali Abbas Yılmaz / Özel

 

Bu haber toplam 2446 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.