1. YAZARLAR

  2. İbrahim Yardım

  3. NEFSİN GIDASI: GÜNAHLAR
İbrahim Yardım

İbrahim Yardım

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

NEFSİN GIDASI: GÜNAHLAR

A+A-

 

 

Günahlar, zehirli bala benzer; lezzeti nispetinde elemi de vardır. Haram zevk ve lezzetler zehirli bal gibi görünüşte bir tadı vardır. Ancak haram ve günahların sonrası elemdir, azaptır, ayrılıktır ve tokattır.

Günahlar, ateşe benzer. Kibrit çöpü kadar bir ateş bile söndürülüp önü alınmazsa çok büyük yangınlara ve tahribata sebep olabilir. Günahlar da aynen öyledir. Günahların hiçbirisini küçümsememeli, hemen önünü alıp tövbe, istiğfar ve pişmanlık ile günah ateşi söndürülmeli ve günahlar temizlenmeli.

Günahlar, manevi virüslerdir. Nasıl ki bilgisayara giren bir virüs, bilgisayarın sistemini ve ayarını bozuyorsa günahlar da insanın huzurunu ve dengesini bozar. Günahkâr bir insan –virüslü bilgisayar gibi- kendini iyi hissetmez. Ruhen ve kalben kendinde bir ağırlık hisseder. Günahlar, nefsi rahatlatır; ancak ruhu daraltır.

Günahlar, en büyük düşmanımız olan nefsin gıdasıdır. Nefsi güçlendirir. Nefis doymak da bilmez. Günahta ısrarcı olan bir insan, artık nefsin tuzağına düşmüştür. Böyle bir insana nefis biner. Onu hevasına  ( kötü isteklerine ) esir eder. 

Günahlar, dünyada manevi yara ve hastalıklarımızdır. İşlediğimiz her bir günah, kafamıza giren her bir şüphe kalp ve ruhumuzda yaralar açar. Günahlar, ibadetlerden feyz (haz) almamıza da engeldirler. Mesela nasıl ki hasta bir insana baklava ve bal bile acı gelir. Aynen öyle de bir insan ibadetten, namazdan ve salih amellerden tat almıyorsa demek o insan manen yaralı ve hastalıklıdır. Böyle bir insan öncelikle manen tedavi olmalı. Huzur-u İlahiyeye kabul edilmesi için samimi bir dille Allah’a dua etmeli. Tövbe ve istiğfar ile manen temizlenmeli.

Günahlar, hayat-ı ebediyede (ahirette) daimi hastalıklardır. Kaza, bela, musibet ve hastalıklara sabredip şükretmek ise geçmiş günahların affına vesiledir. Bunların başa gelmesi imtihan sebebidir. Manevi ameliyattır. Böylelikle Cenab-ı Hak, sonsuz hastalık olan günahları tedavi eder ve ahirete tertemiz gitmemizi sağlar. Demek başa gelen her şeyde Allah’ın şefkat ve merhameti var.

Günahlar, tertemiz ve bembeyaz bir sayfa gibi yaratılan kalbimize düşen siyah bir lekedir. Günahlar kalbe işleyip siyahlandıra siyahlandıra tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar kalbi katılaştırıyor.

Günahlar, helal dairesinin dışına çıkmak demektir. Hâlbuki “helal dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur.”  Günahlar, içtimai hayata da zarar verir. Yani toplumsal hayatta can, mal ve namus güvenliğini zedeler. İslamiyet ise bu güvenliği sağlamak için tedbir alır ve sınır koyar. İslam’daki haram ve günah gibi sınırlar ve çizgiler, hem bireysel hem de toplumsal huzur ve saadeti sağlamaya yöneliktir.

 

 

 

Günahın kendisinden daha tehlikeli olan günahın devamıdır. Bediüzzaman Hazretleri, bu konuda şu önemli tespitlerde bulunur: Günahların mahiyetinde ve özellikle devamında küfür (inançsızlık) tohumu vardır. Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır. Mesela: utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adama meleklerin varlığı ona ağır gelir. Küçük bir delil ile onları inkâr etmek arzu eder. Büyük bir helaket ve felaket kapısı ona açılır.

Evet, günahlar insanı –maazallah- inkâra kadar götürür. Örneğin; her zarar eden iflas etmez. Ancak iflasa giden yol zarardan geçer. Aynen öyle de her günah işleyen imansız olmaz. Ancak imansızlığa giden yol günahlardan geçer.

Günahta ısrarcı olmak bir insan için en tehlikeli olan durumdur. Çünkü günaha devam eden bir insan müptela yani bağımlı olur. Sonra o davranışın günah olmamasını temenniye başlar. Temenni zamanla itikada yani inanca dönüşür. Yani o kişi, yapmış olduğu haram davranışın günah olmadığına inanmaya başlar. Neticede gerek cezayı gerek cezaevini (cehennemi) inkâr eder ve böylece imandan çıkar ve küfre düşer. Hâlbuki en güzel çare, günahların tövbe ve istiğfar ile imha edilmesidir. Af edilmesi için Allah’a iltica edilmesidir.

Günahkâr bir insan, kötü çevresiyle teselli bulur. Hâlbuki “musibette beraber olmak demek olan teselli ise kabrin öbür tarafında pek esassızdır.” Kötü çevre ve arkadaş kabre kadar eşlik edebilir. Sonrasında insan yapayalnızdır. Yaptıklarıyla ve amelleriyle baş başadır. Günahlar ve haramlar ise kabir azabı gibi pek nahoş bir vaziyete dönüşürler. Ölüm öldürülmez ve kabir kapısı kapanmaz. Öyleyse en iyisi, ölüme ve kabir hayatına karşı her an ve zaman hazır olmak.  Unutulmamalıdır ki  “her insan ölecek yaştadır.”

Günahkâr bir insan, aklına ölümü ve kabri getirmemek, aklını uyutmak ve aklına unutturmak için kendini içkiye, eğlenceye ve sarhoşluğa verir. Böyle bir insan deve kuşuna benzer. Deve kuşu avcıyı görür. Uçamıyor ve kaçamıyor. Başını kuma sokuyor. Ta ki avcı beni görmesi diye. Hâlbuki koca gövdesi dışarda. Aynen bu örnek gibi günahkâr bir insan da ölüm beni görmesin diye başını gaflet kumuna sokuyor. Ancak ölüm hakikati, hayatın kendisi kadar gerçek olup vakti geleni bir saniye bile bekletmeden berzah âlemine götürür.

Günahları işlememeye karşı sabretmek ve nefsin gayr-i meşru isteklerine karşı durmak da bir çeşit ibadettir. Günah işlemek, nefsin iradeye galip gelmesi demektir.  Hâlbuki “kalbimiz ne kadar yumuşak olmalıysa irademiz de o kadar sert olmalı.” Nefsin akıl, kalp ve ruhu mağlup etmemesi için nefisle mücadele etmeliyiz. Nitekim akılların muallimi olan Peygamberimizin “en büyük cihat nefisle yapılan mücadeledir” hadis-i şerifi bu konuya dikkat çekmektedir.

Yalnızlık, boş durmak ve vakti değerlendirmemek günahlara birer davetiyedir. Çünkü bu durumda insan nefsiyle baş başa kalır. Zaten nefsimiz bir kurt gibi güçlü ve kurnazdır, bizi şeytanın tuzağına düşürmenin yollarını sürekli arar ve boş anımıza bakar. Dolayısıyla bir insan kendine bir iş bulmazsa nefis ve şeytan ona iş bulur ve o kişiyi maddi- manevi perişan eder. Bundan dolayıdır ki Kalplerin Sevgilisi olan Peygamberimizin “ Ey Allah’ım! Beni göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa nefsimle baş başa bırakma” duasını dilimizden düşürmemeliyiz.

İbrahim YARDIM

İLAHİYATÇI- YAZAR  / İbrahimyardim56@mynet.com

Bu yazı toplam 757 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.