Yakubi Doktor

Yakubi Doktor

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

NOSTALJİ

A+A-

Sene 1995, o vakit Gırgır da yazıyorum. Allah gani gani rahmet eylesin, editörümüz Eflatun Nuri abimiz. O vakit ne usb ve bilgisayar, ne şimdilerde vazgeçemediğimiz internet ve sosyal ağlar, ne e-postalar yaygın… Ülkece iletişim adına çokça gerilerdeyiz ben de yazılarımı(daktilom bile yok) yazdığım şekliyle fakslıyorum dergiye, artık Eflatun abi doktor yazısının okuyabildiği kadarını aktarıp okuyamadığı yerlere ise en yakın harf ya da sözcüğü uydurmanın akabinde(çünkü vakit yok baskıya yetişecek) baskıya alıyordu. Bu şekilde 16 haftamızı doldurduk.

 

Mizah dergileri bölünerek çoğaldığı için Gırgır ve muadil dergiler sebebi ile yeni doğan bir derginin ayakta durabilmesi çok zordur, içinde yazan çizenler bunu bildiği için yakın gelecek için fazla beklenti içine girmezler, çoğu zaman o emeklerin karşılığı verilmez aslında verilemez. Gırgır ki 1995 de, tamam Oğuz Arallı ihtişamlı zamanlarındaki kadar olmasa da, piyasada tutunabilen dergilerden biri halen ben de hakkım olan, emeğimin karşılığını istedim. Çünkü ben hayatım boyunca kimseyi kullanmadım, eğer “gönüllü çalışacağım” sözü vermemişsem kullanılmak da istemem, emeğimin karşılığını, üç olur beş olur bunun derdinde değilimdir ama isterim.

 

Eflatun Nuri abiye de; kendimi kullanılmış hissettiğimi, İstanbul’a gelip bu mevzuyu konuşmak istediğimi ilettim. Kabul etti ve biz birkaç gün sonra gazeteciler cemiyetinde buluştuk.

 

Ne girdiğimiz koyu sohbetler ve kahkahalar, ne yudumladığımız biralar ve çakırkeyf oluşum, ne gezintiler, ne de gün batımı hedefimden şaşırtabildi beni, “hani emeğimin karşılığı” diye sorabildim. Maddiyatçı bir insan olduğum için değil önce kendime olan saygımın incinmemesi adına sordum. Cevap; ağızda yuvarlanan, anlamsız cümleler…

 

Ben otogarın yolunu tutmak üzere kendisi ile tokalaştım ve ayrıldık, sırt sırta verdiğimiz o an ikimizde biliyorduk ki bu ilk ve son görüşmemizdi. Ben bir daha yazı göndermeyecektim ve o da boş kalmayan köşe için başka bir eşek bulacaktı.

 

Hiçbir dergi ya da gazete de yer almamak için yemin ettim, 10 sene sadece yazdım ve biriktirdim, biriktirdiklerim taştı ve biriktirdikleri taşan başka yazar ve çizerlerle beraber “www.lavinyaoz.com” u kurduk, 12 gönüllü arkadaşla, ÜTOPYA isminde bir e-dergi çıkarıyoruz. En son 51. sayıyı çıkardık, ücretsizdir, siteye giren herkes okuyabilir.

 

“Gönüllü” nün altı çizili; çünkü derginin geliri olmadığı için kimsenin maddi bir beklentisi yok, yani şükran, sevgi ve saygı var ama asla kullanılan kimse yok, dileyen ayrılır dileyen katkıda bulunmaya devam eder. Ama gelin görün ki sanal yayın basılı yayının yerini bir türlü tutamadı içimde ve tam özlemlerim had safhada iken TİGRİS çıktı karşıma ve yeminimi bozdum!

 

Dilerim kimse hayatı boyunca özruhundan bir şeyler kaybetmez ve pişmanlıklar yaşamaz!

Sağlıcakla!

 

Bu yazı toplam 601 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.