Yakubi Doktor

Yakubi Doktor

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

O (SIFIR)

A+A-

Tıbbiyenin son sınıfı, okulun bitmesine aylar kalmış, gün saymaya başlamıştım. Sıra Genel Cerrahi stajına gelmişti. Yaşıyorsa kulakları çınlasın, Atilla Engin hocamız okulun en sert en kuralcı hocası olmasına rağmen, her yıl öğrenciler arasında yapılan anket sonucunda en sevilen hocamız olurdu ki bence gerçekle de bire bir uyumlu bir anketti. Severdik hocamızı.

Dördüncü sınıfta dört gözle beklediğimiz ameliyata girme ümidimiz heves olarak kalır asla gerçekleşmezdi. yine de bile bile umudumuzu asla yitirmezdik. (Umut kötülüklerin anasıdır Friedrich Wilhelm Nietzche). Altıncı sınıfta ise ameliyata girip çıkanların halini görünce ameliyata girmemek için bukalemun misali renkten renge girer, dua ederdik. Ameliyatlarda ya patoloji ile ameliyathane arasında mekik dokur ya da ameliyatta ekartörlük görevi yapar, ellerimiz kollarımız kopar belimiz kırılır, kan ter içinde kalır açılan yarayı birbirinden ayıran ekartasyon kaşıklarını ellerimizle bütünleştirirdik.

Ameliyata girme sırası bana gelmişti, Atilla Engin hocamla intörn olarak ameliyata girmeyi hiç kimse istemezdi, ben de istemiyordum ancak o zaman için şansızlık diye algıladığım şimdi düşününce en şanslı öğrencilerden biri olduğumu anladığım an gelip çatmış Atilla hocamın troid ameliyatında ekartörlük görevi bana kalmıştı.

Gün boyu kuralcı sessiz hatta sert adam gitmiş, eline aldığı bisturi hastanın üzerinde ressamın tuvalde raks eden fırçasını kıskandırırcasına geziniyordu. Ameliyatta anlattığı ders konularının arasına meze niyetine kattığı ufak anekdotlardan biri vardı ki sevgimi saygımı ikiye katlamaya yetmişti.

‘Arkadaşlar sizce en önemli buluş ne?’ diye sordu bir ara. Hepimizden birer ikişer cevap almayı da ihmal etmedi. Cevaplar arasında neler yoktu ki ‘ateş.. tekerlek… elektrik…bilgisayar…’ hatta sallayıp ‘atom’ diyenimiz bile olmuştu. Cevaplarımıza hayır anlamında başını her iki yana salladığında ameliyat maskesinin arkasına gizlenmiş yüzü eminim tebessüm içindeydi.Cevaplarımızın tümüne hayır demiş, biz cevap vermekten bıkmış, ben hocamız hangi saçma cevapla karşılık verecek diye düşünürken, belli belirsiz sıfır kelimesi ortamın sessizliğini bozmuştu.                                                                                                             ‘Evet sıfır…sıfır nedir? Olmayan, yani hiç…insanoğlu olmayanı buldu, hiç’i buldu. Hiç’i bulmak! düşüncesi bile zor… Olmayanı bulmak için belli bir zeka seviyesi gerekir, insanoğlu hiç’i bularak dünyada hatta belki de evrende rüştünü ispat etti’. Hepimiz sus pus kalmış, hiç’in değeri gözümüzde gönlümüzde katlanmıştı.

DİP NOT: İnsanoğlu sıfırı buldu, değerini bilin veya bilmeyin ama asla hiç’i, sıfırı tüketmeyin…sıfırı hafife almayın…

 

Bu yazı toplam 880 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.