1. YAZARLAR

  2. Mustafa Kaplan

  3. Okullar açıldı: Haydi çocuklar okulla!!!
Mustafa Kaplan

Mustafa Kaplan

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Okullar açıldı: Haydi çocuklar okulla!!!

A+A-

Bugün Diyarbakır’ın Bismil ilçesindeki bir okula gittik. Gitme sebebimiz, bir öğretmen arkadaşın kadro aldığı ve ders vereceği okulu yakından görmek ve tanımak. Okul Anadolu Lisesi tabi, her şey güzel görünüyor dışarıdan. Müdür bey toplantıda olduğu için, onu beklemek üzere öğretmenler odasında oturmaya başladık. Bu arada sıcağın etkisiyle ellerimi ve yüzümü yıkamak için lavaboyu aramaya gittim. Öğrenciler bana lavabonun yerini gösterdiler. Ama gelin görün ki, musluklardan su akmıyor, tuvaletler kokuyor. Öğrenciler bu durumu umursamadan, ufak bilyelerle koridorda top oynamaya devam ettiler. Bir şeylerin yanlış gitmesine öğrencilerde alışmış. Zaten bu ülkede yanlış bir şeyler olduğunda değil, bir şeyler yolunda gittiğinde şaşırıyoruz.

 

Müdürü beyi bekleye duralım, bir şeyler yemek için kantine gitmeye karar verdik. Kantini de labirent gibi bir yoldan sonra, ancak bir öğrencinin yardımıyla bulduk. Ama zorda olsa bulduk. Kantine giderken etrafı da inceliyorum tabi. Zemin kattaki boyalar çok kötü. Kim yapmışsa bir ressam edasıyla yapmış olmalı ki, yeri de boyamış, duvarları da ve tavanları da, yani anlamadığımız bir ustalıkla yapılmış olmalı!

 

 

Sağda solda çöpler, kırık kapılar, kırık camlar… terk edilmiş bir yeri andırıyordu. Kantinde gördüğüm manzarayı keşke gözlerimle değil de, bir fotoğraf makinesinin kadrajına alsaydım. Bu mekânda bir şeyler yemek, inanın mümkün değildi. Çöplük desem yeridir. Masalar düzgün değil, sandalyeler her biri başka bir tarafta; masaların üstünde ekmek kırıntıları, dökülmüş meyve suları, ayran petleri, kullanılmış kirli kağıt mendiller, gazeteler, poşetler, hatta kullanışsız bir kapı kolu bile vardı.

Kantinciye sordum: Burası niye böyle? Bir şeyler mırıldandı ama anlamadım. Neyse, orada çalışan kıza dedim: Bu masayı temizleyin de öyle bir şeyler yiyelim. Masaları temizlerken: “Öğrenciler yapıyor”, dedi. Öğrenciler yapıyor ama sizde temizlemiyorsunuz, diye içimden geçirdim. Biz bir şeyler yerken, temizlikçi de etrafı toparlamaya başladı.

 

 

Yemeğimizi yedik ve yine öğretmenler odasına gittik. Yeni atanan öğretmenler çok mutlu. Hocaların sevinçlerini mimiklerinden de anlamak gayet mümkün. Ama bu mimikler, mutluluklarını yeteri kadar yansıtıp yansıtmadıklarından emin olmamış olmalılar ki, arada bir de söz arasında hatırlatıyorlar mutluluklarını. İnsanlar, isimlerinin bir yerlere yazılmasından ve her ay hesaplarına para yatacağından çok memnunlar. Öğrenciler ise, koridorlarda oyun oynayarak ve bahçede koşarak hayatı yaşarken çok mutlular. Anlayacağınız okulda herkes mutlu ve herkes hayatından memnun.

 

Tabii öğrenciler ve öğretmenler ders başlayınca biraz mızmızlık yapıyorlar, ama ders bitince öğretmenler de, çocuklar da çok mutlular. Tabii öğretmenlerin mızmızlık yaptığı bir konu daha var: Dersi bitirir bitirmez, “Haydi çocuklar eve” deyip, çocukları eve göndermek ve kendileri de eve gitme isteği. Evi olmayan yeni atanan öğretmenler ise, “Yeni bir ev, yeni bir arkadaş nasıl bulurum?”, “Bulsam, uyum sağlar mıyım?”, telaşındalar. Öğretmenlerin diğer telaşı da, Milli Eğitim’in ellerine tutuşturduğu müfredatı zamanında bitirmek. Yoksa öğrenciler bu kitaplardan ne öğrendi, ne kadar öğrendi, öğrenciler istiyor mu, istemiyor mu soran olmadığı gibi böyle bir kaygı yok tabi ki. Çocuklar müfredatı bu kadar kısa sürede hazmedebilir mi? Elbette hazmedemez. Öncelikle çocuklar bilgiye aç değil. Canlılar acıkınca bir şeyler yeme ihtiyacı hisseder. Ama bu ülkede, yemekten başka her şeye karnımız tok. Bilgiye, ilme, düşünmeye aç kimse yok. Aç olmayan öğrencilere, kitaplar dolusu bilgiyi otomatik bir makinadan çıkmış gibi, bilgiyi saydırmakla olmuyor. Bu bir eğitim sistemi değil, bunun adı; öğrenciyi bıktırmak ve köreltmek.

 

Müdürlerin, müdür yardımcılarının ve öğretmenlerin bir okuldaki görevleri ne? Ders anlatmak, bir marifet olmadığı gibi, bir yetenekte değil. Bir makine, bir robot ders anlatmayı bir öğretmenden daha iyi yapabiliyor zaten. Asıl eğitim, bu çocukları geleceğe nasıl daha iyi ve sağlam bir şekilde taşıyabiliriz, kaygısı içinde olmaktır. Aylarca, hatta yıllarca bir emek harcamadan bir fidan bile yetiştirmek çok zor. Bir fidanı dikmekle iş bitmiyor; kökü toprakta, yüzü güneşe dönmeli, susayınca ona su vermeli, yukardan yağan doludan, sert esen rüzgârlardan, hayvanlardan korunmalı, yani dışarıdan gelebilecek her türlü zarara karşı onu koruman ve güçlendirmen lazım. Hele karşımızdaki fidan gibi bir öğrenci ise, sorumluluğumuz bin kat daha artıyor. Sadece önümüze değil, etrafımıza da bakmamız gerekiyor. Sadece toprağa değil, güneşe de bakmamız gerekiyor.

 

 

Sorumluluk almaktan korkmayalım, kaçmayalım. Bu fidan gibi öğrenciler, öğretmenlerin ellerinde okuyarak, düşünerek, kendini en güzel şekilde ifade ederek gelişip, serpilip, büyüyecek. Bir fidan gelişerek, serpilerek ve büyüyerek binlerce fidana dönüşürse, işte o zaman dünyanın ve insanlığın akciğeri olacak olan gür ormanlara dönüşecektir. Bu gür ormanlar, yağmuru coğrafyamıza davet ettiği gibi, bu öğrencilerde bir ülkenin nefes alıp vereceği soluğu olacaktır. Bu çocuklar kendilerini iyi yetiştirebilirse, bilgiyi, düşünceyi, bilimi bu coğrafyanın ve bu ülkenin idrakine sunacaktır.

Ey öğretmenler! Kendinizi yetiştiriniz. Her gün yeni şeyler öğrenerek ve bu yenilikleri çocukların bilgisine sunarak, çocukların merakını kamçılayın.

 

Ey öğretmenler! Kendi insanlarımızı, ülkemizi ve insanlığı bu soluktan ve inançtan mahrum bırakmayalım.

Müdür bey hala toplantıda. Bu toplantılar niye yapılır bu ülkede anlamış değilim. Herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirirse, inanın bu toplantılara gerek kalmayacak. Müdür beyin toplantısı devam ediyor. Müdür beyi beklemenin bir anlamı yok deyip, ders müfredatını alıp yine Diyarbakır yolunu tuttuk.

 

Bu yazı toplam 2787 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.