1. YAZARLAR

  2. Bedros Dağlıyan

  3. ÖLÜM ÜZERİNE GÜZELLEME
Bedros Dağlıyan

Bedros Dağlıyan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

ÖLÜM ÜZERİNE GÜZELLEME

A+A-

 

 

 

Bir gün öleceksin fakat farkına bile varamayacaksın apansız gelen ölümün… O sırada tertemiz duru bir aşkla memleketin dağlarını düşünüyorsundur. Dudak kenarına çarpık bir gülümseme bile yerleştirmişsindir üstelik… Öyle keyiflisindir ki; koşa koşa gidersin seni bekleyen ölümün kucağına… ve gölgesinde oynadığın dut ağacını sarar gibi sararsın cılız, kuvvetten düşmüş kollarınla sonsuzluğu…

 

Ölüme en yakın olduğun gün tam da o gün aslında çocukluğunu düşünüyorsundur. O masum ve de mahzun çocukluğun seni çağırıyordur. İçin gitmiştir, ah keşke diye hayıflanmışsındır da üstelik… Yine de düşünmekten dahası içine girivermekten hiç yüksünmeden şıpın işi girivermişsindir çocukluğuna… Zevkle bahçede sulu sulu meyvelerini manav tezgâhı gibi sergileyen elma ağacına dizlerinin sıyrılmasına aldırış etmeden tırmanmışsındır. Sonra da bir koşu arsada top oynayan arkadaşlarının arasına… Hayatının hep böyle geçmesini, çocukluğunun hiç bitmemesini istemişsindir. Ne Çok sonra, neçe sonra bunun olasılık dışı bir düşünce olduğunu anlayacaksındır da üstelik.

 

Liseye başladığında hatta ondan çok önce ilkokulu bitirdiğin yıl, hayatın hiçte adil olmadığını da fark ettiğin yıldır aynı zamanda… Sonra liseye başladığın yıl, hani fakirliği en çok hissettiğin yıl hem çalışıp hem okumak zorunda kaldığında siyasi mücadeleye de başlamışsındır. Nasıl da heyecan içindeydin duvara ilk harfini yazdığında… Ertesi gün duvardaki yazıları okuyanların yanında keyifle gülümsediğinde koltukların kabarmıştı.

 

Ne çok okuyordun o sıralar… Bu gün okumayanlara baktığında nasıl vakit bulamadıklarına hayıflanmıştın da… Çocukluğunda da çok okuduğun için hafız adını takmışlardı ya… Annen okumana ne çok seviniyordu… Ah o da ne çok okurdu tıpkı senin gibi… Beraber mitinglere gittiğin annen şimdi yok… Gözlerin sulanınca yalnız kalmak istersin, dağa taşa vurursun kendini… Oysa artık yalnız kalmaya bile yer ve zamanın olmadığını biliyorsundur.

 

Yazmak insanı üstüne yüklenen onca ağırlıktan kurtarıp özgür kılarmış ya… Onun için bıkmadan, usanmadan yıllardır sanki birine yazar gibi yazıyorsundur… Bazen birilerinin okumadığını bile bile ne çok yazmıştın… Yine yazıyorsun. Bir gün birilerinin okuyacağı, ders çıkaracağı umuduyla… Ya şiirler… Onca ezberlediğin, birine okumaya fırsat dahi bulamadığın şiirler…

 

Ve senin şiirlerin; insana dair şiirlerin ki her biri İnsana Yolculuktur ya da birilerine ve bir yerlere… Şiirlerini şimdi birilerinin okuduğunu biliyorsundur ancak bunun sana yetmediğini de biliyorsundur. Şiirlerini bir annenin beğenmesini istiyorsundur bir de onun, sevdiğin kadının… Ne yazık annen şimdi yok, olsaydı beğenir miydi sahi? Ya o?

 

Slyvia Plath ne yazmıştı sahi, okumuştun biliyorsundur. ”Ölüm çok güzel olmalı; yumuşak kahverengi toprakta yatmak, birinin başının üzerinde çimlerin dalgalandığını ve sessizliği dinlemek. Dünün olmaması ve yarının olmaması, zamanı unutmak; hayatı affetmek, barışta olmak…”

 

“Yumuyorum gözlerimi; yıkılıp ölüyor dünya/ Yeniden doğuyor açınca gözlerimi/Yıldızlar dans ediyor, mavilerle, kırmızılarla/ Dörtnala geliyor, keyfince karanlık/Yumuyorum gözlerimi, yıkılıp ölüyor dünya…”

 

Dibe vurmanın âlâsını yaşayan zavallı Sylvia Plath gibi niceleri hiçliğe gitmişti bu dünyayı bunca severken… Ya onları kim ne kadar sevmişti?

 

Arkadaşların, yoldaşların da yok olmuştu. Kimsenin intihar etmek gibi bir fanteziye zamanı bile olmamıştı. Kimi yanında, kimi uzak dağların birinde uzanıvermişlerdi, o sevdikleri memleketin göğüne bakarken gözlerinde birer damla yaşla apansız… Biz bu memleketi ne çok sevmiştik… Şimdi de aynı ateşle imtihan değil midir, yaşama sevdamız…

 

Ölüm kaç insanın yakına gelip bağdaş kurup oturmuştur kim bilebilir ki… O sırada ölümün bunca yakınında olduğunu bile fark etmemişken… Yanı başında duran sevdiğine ilk günkü heyecanla bakıyorken, tüylerin böylesine dikilmişken; gözlerin o alışılageldik aşkın parlaklığıyla bakıyorken, aniden düşüverir başın… Bir yaprak uçuşuverir güvercin edasıyla özgürlüğe…

Bu yazı toplam 784 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.