1. YAZARLAR

  2. Bedros Dağlıyan

  3. ÖLÜMÜNE SEVMEK
Bedros Dağlıyan

Bedros Dağlıyan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

ÖLÜMÜNE SEVMEK

A+A-

 

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular/yağmur giyerlerdi sonbaharla bir/azıcık okşasam sanki çocuktular

Bıraksam korkudan gözleri sislenir/ne kadınlar sevdim zaten yoktular/böyle bir sevmek görülmemiştir

Attila İlhan Böyle bir sevmek şiirinde kadınları böyle betimlemiş. Koca Nazım ise kadınların çileli yaşamını gözümüze sokmuş âdeta…

Ve kadınlar,/bizim kadınlarımız/korkunç ve mübarek elleri,/ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle

Anamız, avradımız, yârimiz/ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen/ve soframızdaki yeri/öküzümüzden sonra gelen/ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız/ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki

Ve karasabana koşulan/ve ağıllarda/ışıltısında yere saplı bıçakların

Oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan/kadınlar,/bizim kadınlarımız…

Evet, biz erkekler kadınları çok sevdik; o denli sevdik ki onun uğruna öldürdük ya da çok sevdiğimizden onu öldürdük… Kendimden kendi ailemden biliyorum. Amcalarımın eşleri, Dayımın eşi ve annem, kayınvalidem ve eşim… Nasıl da özverili, fedakâr ve cana yakındılar… Yemez yedirir, giymez giydirirdiler… Evi çekip çeviren, olmazı olduran evin direği olan kadınlardı; kadınlarımız…

Evet, şairler kadını hep güzel anlatmış, kâh sevgililerini, kâh annelerini ya biz; bizler…

Sizce bir erkek neden kendisinden zayıf birine kadınına, kadınlara şiddet uygular. Hani, köpeklerle kedilerin uzlaşmaz tutumları gibi diyebilirsiniz; oysa beraberce aynı kaptan yemek yiyen, birlikte uyuyan onca hayvan var ki…

Erkeğin şiddete neden meyilli olduklarını birkaç maddede özetleyebilir miyiz? Yani erkek bu nedenlerin ardına sığınarak mı yapıyor sizce? İşte nedenlerden bazıları:

1-Biyolojik neden: Erkekliğin doğası: Saldırgan yani şiddeti uygulayan aile bireylerinin büyük oranlarda erkek oluşu erkeklik hormonlarının şiddet davranışında etkili olduğunu düşündürmektedir.

2-Patolojik neden: Şiddet uygulayanların dengesiz veya ruhsal bozukluğu olan kişiler olduğu düşünülür. Kabul görmeyen bu yaklaşıma göre şiddet olayları sadece "normal" olmayan bireyler arasında ortaya çıkmaktadır. Oysa şiddet kullananların sadece %10'unda ruhsal bozukluğa rastlanmaktadır.

3-Uyuşturucu ve alkol kullanımı: Alkol ve madde bağımlılığı olan kişiler kullandıkları maddelerin neden olduğu ruhsal etkiler sonucunda şiddet uygulamaya daha yatkındırlar. Ancak alkol şiddetin esas nedeni olarak değerlendirilmemektedir.

4-Kendini kaybetme Şiddeti, davranışların kontrolünün kaybedilmesi ile açıklayan yaklaşım kabul görmemektedir. Saldırgan kişilerin sadece belli yerlerde ve belli kişilere karşı şiddet kullandığı görülür. Örneğin bu kişiler evde eşlerini döverken, ne kadar kızgın olurlarsa olsunlar patronlarına veya bir polise saldırmaya kalkışmazlar. Ayrıca ailede şiddet kullananların şiddet taktiklerini de dikkatlice seçtikleri görülmektedir. Eşlerini sıklıkla etrafta başkaları yokken belirgin bir iz veya önemli zarar bırakmayacak şekilde dövme gibi tutumlar taktikler şiddet kullananların aslında davranışlarını kontrol edebildiklerini göstermektedir.

5-Ailede şiddet görme: Kişinin çocukluk ve gençlik dönemlerinde, aile içi şiddetin uygulandığı var olduğu bir ortamda yetişmesi veya şiddete maruz kalması sonraki yaşamda yetişkinlikte ailede ve toplumsal alanda bir şiddete başvurma uygulayıcısı olma olasılığını artırmaktadır. İstismara uğrayan çocukların % 30'u yetişkinliğinde şiddet kullanırken uygularken, uğramayanlarda bu risk sadece % 2-4'tür (Gelles,1995). Öte yandan ailede istismara uğradığı veya şiddete şahit tanık olduğu halde yetişkinliğinde şiddete başvurmayan pek çok kişi bulunmaktadır.

6-Toplumda şiddetin hoş görülmesi ve paylaşılan bir değer olması: Bu bakışa göre, Aile içi şiddetin " nasıl algılandığını ve tanımlandığını toplumun ve bireylerin kültürel değerleri üzerinde şekillenmektedir. Kültürel nedenlere göre, şiddetinin toplumda kimi belli durumlarda ve belli kişilere karşı kullanımının kabul gördüğü görür ve kuşaktan kuşağa aktarıldığı aktarılır savunulmaktadır. Örneğin, erkeğin sert, kaba ve kadına karşı üzerinde baskıcı kurduğu davranışlarını temsil eden "maçoluk ”çoğu zaman ciddi olarak ele alınmaz.

7-Cinsiyet rolleri: Kadına yönelik şiddetin kadın toplumda geleneksel olarak benimsenen kadın rolüyle yerinin ne olduğu ile bağlantısı vardır. Feminist bakış açısına göre kadına yönelik şiddet; kadını mal, köle, terbiye edilmesi gereken yaratık gibi gören toplumların erkek egemen yapısından kaynaklanmaktadır. Kadın-erkek eşitliğinin olmadığı, kadının daha edilgen olduğunun kabul edildiği toplumlarda erkek şiddeti kültürel kurumlar, siyasi ve ekonomik düzen tarafından pekiştirilir ve hoş görülür.

Erkeğin korku, çaresizlik, üzüntü gibi duygularını belli etmesini yetersizlik olarak gören, kızgınlığın şiddet yolu ile ifade edilmesini erkeğe daha fazla yakıştırılan bir davranış olarak benimseyen kültürlerde erkek saldırganlığı özendirilir. Saldırganlığın erkeklerde cesaret, güçlü olma, enerji, ataklık anlamına geldiği, erkeğe başarı ve üstünlük sağladığına inanılır.

8-Yaşam sıkıntıları: Hayat karşısında şanssız olmak, beklentilerin ve kazanılmış niteliklerin yoksunluğu gibi sosyoekonomik baskı unsurları da gerginlik ve kaygı yaratabilir. İşsizlik veya düşük gelir düzeyi ile beraberinde yaşanan stres ve imkânların kısıtlılığı şiddet uygulama riskini arttırabilir.

Daha birçok madde sıralanabilir. Son 55 günde öldürülen kadın sayısı 65 olan ülkemiz ise feodal toplumdan burjuva kapitalist topluma geçişin sancılarını yaşamaktadır. Ekonomik nedenler yüzünden, işe girerek bağımsızlığını kazanan kadın, erkekte sanki güç yitimine nedenmiş gibi algılanmakta ve şiddeti erkek çare olarak kullanmaktadır. Ayrıca psikolojik sorunları olan gençlerin evlenince geçer diyerek evlendirilmesi de ayrı bir vaka olarak değerlendirilmeli. Doktor raporları bence evliliğin ilk şartı olmalıdır.

Kadına şiddet ancak güçsüz ve korkak insanların işidir bana göre; toplumla yüzleşemeyen, kendini baskı altında çaresiz ve aciz hisseden erkek sırf kendini iyi hissetmek uğruna şiddete başvurmaktadır. Ancak bu şiddet toplumda o denli benimsemektedir ki, bu durumu işte, otobüste, trende, işyerlerinde memleketin her yerinde görebilirsiniz. Artan iş yükünün ve metropollerin getirdiği stres değildir sadece erkeği şiddete iten, feodal unsurlardır tez zamanda çözülmesi gereken…

 

Bu yazı toplam 536 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.