1. YAZARLAR

  2. Sıddık ALGÜL

  3. ONLARLA BERABER BAŞKA ŞEYLERİMİZİ DE YİTİRİYORUZ Kaybolan Meslekler (2)
Sıddık ALGÜL

Sıddık ALGÜL

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

ONLARLA BERABER BAŞKA ŞEYLERİMİZİ DE YİTİRİYORUZ Kaybolan Meslekler (2)

A+A-

 

Ms.algul@mynet.com

Dericilik veya Tabaklık

Ham deriyi kullanılabilir hale getirmek için uygulanan işlemlerin tümüne tabaklama(sepileme) bu işi yapana da tabak ustası(sepici)denmektedir.

Tabaklık,derinin kurumadan ve bozulmadan deriyi işleme terbiye  etme zanaatının,sepiciliğin bir diğer adıdır.

İşlenen deriler giyim kuşam eşyaları başta olmak üzere pek çok yerde ürün olarak karşımıza çıkmaktadır.

İnsanoğlunun ihtiyaçtan doğan avlanma ve avladığı hayvanın derisinden ve kemiğinden yararlanmasının tarih ikendi varlığı ile aynıdır. Birçok kaynak Mısır, Ege ve Anadolu uygarlıklarının dericilikte çok ileriye gittiklerini ve Alacahöyük’de yapılan kazılarda ortaya çıkan mağara resimlerinin, Anadolu’da dericiliğin tarihinin 9000 bin yıl öncesine dayandığını belirtmektedir.Türklerde dericiliğin gelişmesi göçer topluluk olmalarından dolayı olağandır. Dericilik, hayvancılıkla uğraşan kavimlerin ikinci mesleğidir. Orta Asya Türklerinde ve Osmanlı’da da dericilik günlük hayatın bir parçası haline gelmiştir.

Türk akıncıları için at çok önemli bir hayvandı. Akıncılar at üzerinde yapılan uzun yolculuklar için deri pantolonlar giyerler ve deriden yapılan su mataraları, at koşumları, kemer, kalkan, ok kuburu gibi eşyalar kullanırlardı. Kullandıkları fincanlar içinde deriden zarflar yaparak göç sırasında bunların kırılmalarını önlemişler.

Altay dağlarında ki Pazırık Kurganları’nda (mezarlar) yapılan arkeolojik kazılarda M.Ö.5000 yıllarına uzandığı tespit edilen buluntular arasında deriden yapılmış at koşumları, savaş elbiseleri, deri hurçlar, eyer, çizme, kitap ciltleri bulunmuştur. Bu eşyalar pazırık kurganının buzullar arasında kalmasından dolayı günümüze kadar bozulmadan gelmişlerdir. Pazırık kurganlarından çıkan eyer örtüsündeki işlemeler, deri eşyalardaki renkli bezemeler hayranlık uyandıracak güzellikte olup, Türklerin dericilikte ne kadar ileri safhada olduğunun kanıtıdır. Bu buluntular Leningrat müzesinde sergilenmektedir.

Anadolu topraklarının alüminyum bileşikleri ve bitkisel sepileme ürünleri yönünden çok zengin olması yani dericiliğin hammaddesinin bol ve zengin çeşitlilik göstermesi dericilik mesleğinin gelişmesini sağlamıştır. Bu bakımdan bitkisel tabaklamanın Anadolu’da doğduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Grek, Urartu, Hitit, Lidya, Frig, Doğu Roma uygarlığının uzantısı olan Bizanslılar, Persler, Asurlular gibi birçok uygarlığa beşiklik etmiş Anadolu topraklarında var olan dericilik mirasına, 1071 yılından sonrada Orta Asya dan gelen Türk kavimlerinin birikimi de eklenince dericilik Osmanlılar döneminde 16.yüzyılda doruğa çıkmıştır. Bu zanaatın doğudan batıya geçtiği söylenir.

Dericiliğimizin tarihine kısa bir göz attıktan sonra geliniz şimdi deri nasıl işlenir (tabaklanır)bir göz atalım.

DERİ NASIL İŞLENİR (TABAKLANIR)

Herhangi bir amaçla öldürülen hayvanın yüzülen derisi canlı organizmadır.Kısa zaman içerisinde işlenmezse bozulur, kokar,  atılacak halegelir. İnsanoğlu bunu önlemek için yüzyıllar boyunca çeşitli yöntemler geliştirmiştir. Derinin bozulmasını önlemeki çin yapılan   işlemlerin tümüne tabaklama dendiğini belirtmiştik. Tabaklamanın yapıldığı yerlerede tabakhane denmektedir.

Derinin işlenmesi iki türlü olup tabaklamada kullanılan malzeme ve uygulamaya göre yöresel değişiklikler gösterebilir. Derinin tuzlama işlemi bilinen ilk tabaklama işlerinden biridir. Biz burada dericiliğimiz içerisinde büyük uğraş ve zahmetle yapılan tabakçılığı anlatacağız.

Deriler yakıları alındıktan sonra yada kıllı olarak iki şekilde tabaklanır. Kıldökme işlemi ise kimyasalların kullanılmadığı dönemlerde deri ısıtılıp, nemlendirilerek bakterilerin oluşması için asılıp bekletilirdi. Deri yüzeyinde çürümenin başlamasıyla kıl kökleri de gevşeyerek dökülürdü. Diğer bir yöntem ise deriyi idrarı içinde bekletmekti.

Derilerin kıllarının alınması için bir başka yöntem ise, küllü suda bekletmektir. Deriler üçgün küllü suda bekletilir. Kül, derinin kıllarını büyük oranda döker. Kalan tüyler ise kazıma bıçakları ile kazınarak alınır. Tekrar küllü suya atılır. İki gün bekletildikten sonra tekrar çıkarılır. Bolsu ile ayak altına alınarak çiğnenir, yıkanır.

Diğer bir tabaklama işleminde ise, deri üzerindeki kirlerin temizlemesi için suya batırılıp yıkanır daha sonra bir tezgah üzerine gerilerek yapışık etler ve yağlar filo bıçağı denilen bir bıçak ile sıyrılarak kazınır. Bu işleme“etleme” denir. Deriler ortalama bir metre derinliğinde ki çukurlarda (kuyularda) meşe palamutu ve kireç karışımında bekletilerek yumuşatılır, yıkanır ve sonra kireç kuyularına tekrar atılır. Deriler kireçli suda yeteri kadar bekletilir,çıkarıldıktan sonra tekrar yıkanır.Deriler cinslerine göre bu kuyularda  3aydan24ayakadarbekletilebilirler.

Eğer deri kösele olacaksa, iç tarafına alefi denilen karışım sürülür. Bu işlem için, kitre denilen bir bitki kökü ıslatılır, kabarınca koyu sahlep gibi bir halalır. Karışım bir çuvala konularak süzülür. Bu sıvıya yeterince mermer tozu katılır. Bir miktar da sabun ve balık yağı ilve edilir. Deri hangi renk olacaksa o renkteki boya maddesi de katıldıktan sonra derinin iç tarafına bu karışım sürülerek kurutulur.Bu şekilde kurutulan kösele silindirden geçirilip satışa gider.

Özellikle Güneydoğu Anadolu tabakçılığında ise köpek dışkısı ile tabaklama yapılırdı. Tabaklar köpek dışkılarını fıçılarda su ile eritip derileri yumuşatmak için kullanırlardı. Köpek dışkısı derideki kirecin zararlı etkisini ortadan kaldırır ve aynı zamanda da deriye parlaklık kazandırırdı.

Köpek dışkılarının özel toplayıcıları vardı. Bunlara sakatçı uşağı denirdi. Bu insanlar kollarına taktıkları sepetlerle yada sırtlarına küfe gibi bağladıkları gaz tenekeleriyle boş arazilerde köpek dışkısı ararlardı. Topladıkları köpek dışkılarını öğleden önce tabakhanelere yetiştirmek için birbirleri ile yarış ederlerdi.

Bu insanların dışkıyı tabakhanelere yetiştirme telaşından “tabakhaneye bok mu yetiştiriyorsun, ne acelen var?“ deyimi ortaya çıkmıştır. Çocukluğumda bu köpek dışkısı toplayıcılarını hatırlıyorum. Ellerinde uzunca bir sopaları olurdu. Bu sopalarını hem araziyi karıştırmak, hem de sopanın ucundaki çiviyi dışkıya batırıp tenekelerine koymak için kullanırlardı.40-50 yıl öncesine kadar bu sakatçı uşaklarını görmek mümkündü.

Kaybolan Meslekler ve Son Ustalar–2

•             aba-dokumacılığı

•             ahşap-oymacılığı

•             alaminüt-fotoğrafçılık

•             arzuhalcilik

•             arabacılık

•             bastonculuk

•             bıçakçılık

•             ciltçilik-mücellitlik

•             değirmencilik

•             Edirne kari-Edirne-işi

•             fener-yapımcılığı

•             kispetçilik

•             macunculuk

•             marangozluk

•             misçilik-miskçilik

•             niyetçilik

•             radyo-tamirciliği

•             şapkacılık

•             saraçlık

•             şimşir-kaşıkçılık

•             süpürgecilik

•             tabelacılık-fırça-tabelacılığı

•             yazmacılık

                                                              

 

                                                                              Yarın :Tarı Tabak sevdiği deriyi yerden yere vurur

 

 

Bu yazı toplam 903 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.