1. YAZARLAR

  2. Şahin DOĞAN

  3. ÖNÜMÜZDEKİ BİR YIL SEÇİMLER ANA GÜNDEMİMİZ OLACAK
Şahin DOĞAN

Şahin DOĞAN

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

ÖNÜMÜZDEKİ BİR YIL SEÇİMLER ANA GÜNDEMİMİZ OLACAK

A+A-

                                                                                   

         Türkiye tam bir seçim atmosferine girdi.  Yerel seçimlerin sıcaklığı geçmeden, cumhurbaşkanlığı arayışına girdik, ardından da genel seçimlerin yarışı başlayacak. Seçim, siyasal yaşama damgasını tamamen vuracak. Önümüzdeki yaza kadar bu havayla oturup kalkacağız. Gecemiz gündüzümüz seçim olacak.

         Peki, vatandaş olarak beklentimiz neler olacak. BDP ve HDP’yi dışında tutarsak diğer partiler, beklentilerimize yanıt olabilecekler mi?

         İktidar, CHP ve MHP cephesinde politika ve işlevi açısından önemli bir değişikliğin olacağına dair henüz ciddi bir emare gözükmüyor. Dünya, Orta Doğu’da bir çok değişim ve dönüşüm olmasına rağmen; MHP ve CHP’den bir kıpırdama olacağı kuşkulu. Her iki partide 1900’lerin koşullarına takılıp kalmışlardır. Katı muhafazakar, ulusalcı yapılarından kopamamaktadırlar. Kendilerini değişime açık hale getirdiklerinde, ortada yapayalnız kalacaklarından korkmaktadırlar. Bu yüzden kendilerini daha fazla geliştirmeyecek, kendi var oluş gerçekliklerine sıkı sıkıya bağlı kalacaklardır. Bu tutum onları iktidar yapmayacaktır. Muhalefet olarak kalmaya devam edeceklerdir. En büyük handikapları veya sermayeleri olan tek’lik üzerine kurulu ulus devlet anlayışıdır. Bu politika, sadece kendilerini değil Türkiye’yi de tutuculuğun esiri yapmaktadır. Eskimiş, zamanı geçmiş politikalara sıkı sıkıya bağlılık; çözüm bekleyen Kürt sorunu, demokratikleşme sorunlarını, işçi ve iş güvenliği sorunlarının çözümsüz kalmasına yol açmaktadır.

19.yy.ın ulus devlet anlayış ve politikaları dünyanın birçok yerinde aşıldı. Ancak bizde aşılamıyor. Bunun en büyük nedeni ittihatçı politikaları devam ettirmede ısrardır.

 AKP’de iktidara gelmeden önce farklı olduğunu dile getirerek, bunun söylemini sürekli dile getirerek, halk da bir umut yarattı, ancak iktidarın albenisine kapılarak ve iktidar sarhoşu oldu. Kendi iktidar zenginlerini yarattı. Zaman zaman yaptığı bazı çıkışların devamı gelmedi. Halkın sosyal, siyasal ve ekonomik yaşam koşullarında değişen önemli bir değişiklik olmadı. Önceki iktidarların yaptığını kendisi de yapmaya başladı. Baskıcı ve otoriter iktidar olma uygulamalarıyla eskileri aratmayan bir seyir izlemeye başladı. Demokratik tepkileri sert ve acımasızca bastırmaya başladı. Tepki ve protestolara karşı gittikçe tahammülsüz olmaya başladı. En ufak bir protestonun karşılığı hemen toma ve biber gazı olmaktadır. Kentleri, kasabaları bu kadar gaza boğmak, bunlara bu kadar para yatırmak, acaba iktidara ne kazandıracak? Gaz ve tomalar yetmezse ne olacak?

Çözümü demokraside aramak daha kalıcı ve güçlü bir ülke, barış ve huzur getirmesi daha tercih edilen olması gerekmiyor mu? Dünya da şimdi daha zengin ve refah içinde yaşayan ülkeler demokraside ısrar etmekle yanlış mı yaptılar? Bizden daha mutlu ve sorunsuz yaşadıklarına göre demek ki aklın yolunda birleşmişler. Doğruya, akla, yeniye ve yenilenmeye açık olmak kimseyi pişman ettirmiyor. 

Bu yazı toplam 721 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.