1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. ORHAN VELİ KANIK
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

ORHAN VELİ KANIK

A+A-

Açlıktan bahsediyorsun;

Demek ki sen komünistsin.

Demek bütün binaları yakan sensin.

İstanbul’dakileri sen,

Ankara’dakileri sen...

Sen ne domuzsun, sen! 

(Ciğercinin Kedisinden sokak

kedisine cevap)

 

ORHAN VELİ KANIK

 

 14 Kasım 2015  genç yaşta yaşamını yitiren Orhan Veli’nin 65. ölüm yıldönümüdür.   Orhan Veli, kısacık yaşamına karşın çok sevilen, beğenilen, anımsanan, şiirleri ezberden okunan, şarkı olarak söylenen şairimizdir. Orhan Veli, şiire “Süleyman  Efendi’nin” nasırını sokan kişidir.

 

“ Hiçbir şeyden çekmedi dünyada/ Nasırdan çektiği kadar;/ Hatta çirkin yaratıldığından bile/ O kadar müteessir değildi./ Kundurası vurmadığı zamanlarda/ Anmazdı ama Allah’ın adını/ Günahkar da sayılmazdı./ Yazık oldu Süleyman Efendi’ye

 

Şiirleri yalındır, herkes tarafından anlaşılan şiirlerdir. İçten ve duygulara seslenen şiirlerdir.

Şiirlerinde, aşağıda alıntılanan düşüncesinin gereğini yerine getirmeye çalışmıştır: Geniş halk kitlelerinin beğenisini kazanmak ...

 

Orhan Veli;

Barıştan yanadır: “ Harbe giden sarı saçlı çocuk!/ Gene böyle güzel dön;/  Dudaklarında deniz kokusu/ Kirpiklerinde tuz;/ Harbe giden sarı saçlı çocuk.”

 

 Özgürlükten yanadır; “ .../ Ne malda mülkte gözü var/ hür olsak der,/ Eşit olsak der/İnsanları sevmesini bilir/ Yaşamayı sevdiği kadar. “

 

Vefalıdır; “ Alnımdaki bıçak yarası/ senin yüzünden;/ Tabakam senin yadiğârın;/ “ İki elin kanda olsa gel” diyor Telgrafın;/ Nasıl unuturum seni ben,/ Vesikalı yârim?”

 

Büyük insanlıktan yanadır;”  Sizin için insan kardeşlerim/ Her şey sizin için/.../ Alınlardan akan ter/ Cephelerde harcanan kurşun;/ Sizin için mezarlar, kelepçeler, idam cezaları;/ Sizin için/ Her şey sizin için.”

 

 Şiirlerinde,öykülerinde olduğu kadar, düşünce yazılarında, söyleşilerinde  de edebiyatın halk için anlamlı olması gereğinin önemini vurgulamıştır. Türkçe var oldukça şiirleri anımsanacaktır.

 

“ ...edebiyatın halk kitlelerine bir şeyler söylemesi lazım. Okur-yazarları, halka doğru götüren bir edebiyat isterim, yani edebiyatın çoğunluğa hitap etmesini istiyorum. Çoğunluk okuyup anlamalıdır, anlaması için de edebiyatta kendi meselelerinden bahsedilmesi lazım... Bugünkü dünyada çoğunluğu fakir halk teşkil ediyor. Demek ki edebiyat da onların edebiyatı olacaktır. Kahramanını onun içinden seçecek, hayatını o hayatın içinden alacak ve ara sıra onun meselesinden bahsedecektir... Bunu başarabilmenin şartlarından bir tanesi konuşulan dilden azami derecede faydalanmak suretiyle zenginleştirilmesidir, dilin zenginleşmesini sanat-edebiyat insanlarından beklemeliyiz...” ( Orhan Veli, Edebiyat üzerine konuşma, Hoşgör Köftecisi YKY- 2012)

 

Orhan Veli, bu düşüncesinin gereğini şiirlerinde ortaya koymaya çalışmıştır. 1945-1950 yılları arasında yazdığı şiirlerde halk şiirinin güzelliğini şiirlerine yansıtmıştır. ‘İstanbul Türküsü’ şiiri  bunlardan biridir.

...

‘İstanbul’un mermer taşları;

Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları;

Gözlerimden boşanır hicran yaşları;

Edalım

Senin yüzünden bu hâlim.’

 

‘İstanbul’un orta yeri sinema;

Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama;

El konuşur, sevişirmiş, bana ne?

Sevdalım vebalim

...

Bu süreçte toplumsal sorunlara da değinen şiirler yazmaya, şiirlerinde halkın acılarını, yoksulluğu, geniş halk kitlelerinin dertlerini anlatan şiirler yazdı.  Kuyruklu şiir ve Cevap şiirleri Orhan Veli’nin yetkin ürünleri olarak bu çerçevede düşünülecek şiirleridir.

  Genç yaşta yaşamını yitirmesi, edebiyatımızın çok büyük bir kaybı olarak değerlendirilmelidir. Şiirleriyle, hep yaşayacaktır.

 

 

 

“Sizin için insan kardeşlerim,

Her şey sizin için;

Gece de sizin için, gündüz de;

Gündüz gün ışığı, gece ay ışığı;

......

 

Sizin için postacının ayağı,

Testicinin eli;

Alınlardan akan ter,

Cephelerde harcanan kurşun;

Sizin için mezarlar, mezar taşları,

Hapishaneler, kelepçeler, idam cezaları;

Sizin için;

Her şey sizin için’dir.”

 

Alnımdaki bıçak yarası

Senin yüzünden;

Tabakam senin yadigarın;

“İki elin kanda olsa gel” diyor

Telgrafın;

Nasıl unuturum seni ben,

Vesikalı yarim?

Bu yazı toplam 1016 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.