Zeynep ABBASOĞLU

Zeynep ABBASOĞLU

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

PAŞAM

A+A-

Etraf kar kış kıyamet, artık eski kışlar kalmadı derken tabiat ana yaptı yapacağını. Camdan dışarıya bakıncabembeyaz bir Sabri Akça tablosu, hayatın içinden bakınca çamur, buz ve soğuk...

   Çocukken kar denildiğinde ilk aklıma gelen görüntü,Alpler’de dedesi ile yaşayan Heidi ve onun kendinden büyükSt. Bernard cinsi köpeği Joseph’in karlarda koşması olurdu. Bütün hayvanları severim, ama benim için köpeğin yeri biraz farklıdır. Çocukluk yıllarımda evimizde farklı cinslerden köpeklerle yaşadım. Aynı insanlar gibi kimisi ufak ve çığırtkan, kimisi ise büyük ve ağırbaşlıydı.

Yıllar sonra kendi evime çıktığımda, soluğu hemen evcil hayvanlar satan bir dükkânda aldım. Artık harika bir köpeğim vardı, Heidi’nin köpeğinin tıpkısının aynısı... Hani bütün insanları seversiniz ama bazılarını daha da çok seversiniz ya, bu bence köpeklerde de geçerli. Birçok köpeğim oldu, ama hiç birisi “Paşa” kadar özel olmadı benim için. Özel oluşu, elbette ki rütbesinden kaynaklanmıyordu. Hayatımın bir dönemi onunla başlamıştı ve onunla bitti. Yeni bir yaşama merhaba dediğim ikinci perdede yanımda olmasını çok arzu ederdim. Hayalim onun, Ankara’nın kışında parkta karlara bata çıka koşmasıydı ama olamadı. Paşa, Heidi’nin köpeği kadar şanslı değildi, yazları Cunda adasında dili bir karış dışarda, sıcaklara tahammül etmeye çalışırdı. Ben denize girersem arkamdan gelir ve bir bodyguard edası ile bana eşlik ederdi. Cüssesini gören kaçardı ama o bir sineği bile incitemeyecek kadar duygusaldı. Denizden çıkınca kendini kumlara atar, şöyle bir güzel kurulanır, tüyleri gri beyaz bir renge dönüşürdü. Ben de tembelliğimden olsa gerek “kirlenmek güzeldir “diyerek onukendi haline bırakmıştım. Ta ki Bekir Coşkun bir köşe yazısında “Türkiye’nin en sefil Paşası yan komşum” yazana kadar... O öldükten sonrada köpeklerim oldu ama hiçbirini onu sevdiğim kadar sevemedim. Şimdi evimin girişinde, dili yine dışarda porselen bir köpek olarak beni karşılıyor, özlem gideriyor, anıları tazeliyoruz birlikte.

        Sokak köpeklerini birçok cins köpeğe tercih ederdim. Gözlerindeki o görmüş geçirmiş hüzünlü ifade, yarı aç yarı tokverdikleri yaşam mücadelesi hep içimi burkmuştur. Onlara sataşmayan insanlara zarar vereceklerini hiç aklıma getirmediğim için, yanlarından geçip giderdim. Akla gelmeyenin başa gelmesi insana, kendini gafil avlanmış duygusu veriyor. Yaz başında her zamanki rotamda yürürken neden olduğunu anlayamadan beş köpeğin saldırısına uğradım, kolumu ısırdılar. Şu an bile sesleri kulaklarımda. Yardıma gelenler bir şeyiniz var mı, iyi misiniz, diye sordular. Her şeyden utanan birisi olduğumdan kalabalık dağılsın, diye bir şey olmadı, dedim... Aslında çok şey olmuştu. Olacağım aşıların korkusu, yaşadığım gönül kırıklığının yanında hafif kalmıştı.

        Geçenlerde kızım, alt sınıflardan küçük bir kızın yanına gelip sence annemden köpek mi isteyim yoksa kardeş mi, diye sorduğunu anlattı. Soruyu bana sormuş olsa ikisini birden, derdim.

 

Bu yazı toplam 772 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.