1. YAZARLAR

  2. NURİ SINIR

  3. PASKALYA ÇÖREĞİ,KIRMIZI YUMURTA
NURİ SINIR

NURİ SINIR

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

PASKALYA ÇÖREĞİ,KIRMIZI YUMURTA

A+A-

PASKALYA ÇÖREĞİ,KIRMIZI YUMURTA

 

  Bu pazar ,yani 5 Nisan günü Diyarbakır'da bulunan Ermeni Surp Gıragos Kilisesinde Paskalya Bayramı kutlaması ve cemaatin ayini vardı.Ermeni Vakfı tarafından Parti olarak (PAK-Partiya Azadiya Kürdistané) bu kutlamaya davet edilmiştik.Genel Başkanımız sayın Mustafa Özçelik ve bir kaç yönetici arkadaşımızla beraber gittik.

   Az sayılmayacak bir süre ayini izledik.Din adamları ön mekanda ayin yaparken,kilisenin içini dolduran insanlar,kadınlar,çocuklar,gençler,erkekler büyük bir sessizlik içinde ve saygıyla ayini izliyorlardı.

    Dışarı çıktığımızda kilisenin avlusunda boş bulduğumuz bir masaya arkadaşlarla beraber oturduk.Güzel ve serin bir bahar günüydü.Bu serinlikte,Surp Gıragos Kilisesinin avlusuna vuran güneşte oturmak doğrusu bana ayrı bir haz veriyordu.Ermeni Vakfı Başkanı Ergün Ayık ve Vakıf yöneticilerinden Gafur Türkay da yanımıza gelip oturdular.Kısa bir sohbetten sonra,Gafur bey bizlere poşetler içine konulmuş bayram çöreği ve kırmızı,sarı,yeşil renklere boyanmış yumurta getirdi.Büyük bir zevkle kırmızıya boyanmış bir yumurta ve çöreğimi aldım.Herkes sohbet ederken,ben yumurta ve çöreğime bakarak çocukluğuma gittim.Kilise duvarlarının bazalt taşlarına odaklanarak,geçmişte,çocukluğumda bu kentin ekonomisine hayat veren, el sanatlarına,kazancılarına ve demircilerine,ipek böcekçiliğini yapan ve ustaca ipeğe hayat veren,şal,şepık imalatçılarına,nakkaş gibi altını ve gümüşü işleyen

kuyumcularına,sabahları gavur meydanından balıkçılarbaşına gidinceye kadar sanki her evde varlar gibi takur,tıkır işleyerek ritmik  sesler çıkaran tezgah seslerini,kalaycıları,Agop dayıyı,Arsen amcayı,demirci Davut'u,kaportacı Necmettin'i,isa dayıyı hatırlayarak,sigaramdan derin çekişler yaparak,bu güzel bahar gününde kilise avlusuna bol bol duman serpiştirdim.

   İlk Okulu okuduğum Cemal Yılmaz Mahallesindeki Cumhuriyet İlk Okulunun hemen yanında iki kilise vardı.Her Pazar sabahı bu kiliselerde çalan çan sesleri halen kulaklarımın derinliğinde,beynimin bir kenarında kayıtlı.

   Şimdi düşünüyorum da,nerde o insanlar?.Nerelere gittiler?.Neden gittiklerini,bu kenti neden tek ettiklerini çok iyi biliyorum tabi.Yalnız bu kenti değil,bu bölgenin tümünden,neden gitmeye zorlandıklarını ve öz topraklarını,vatanlarını neden terk etmek zorunda kaldıklarını çok,çok iyi biliyorum.

    O günlerden,bu günlere geliyorum.Bu günkü dünyanın ve toplumun içinde bulunduğu duruma bakıyor ve düşünüyorum.Sistem,Devlet ve yöneticilerinin o gün bu insanların kaçmak zorunda bırakıldığı ve kullandığı o günkü Kürt bu gün yok.Hayın mı dersin,ihanetçi mi dersin,tarihin her döneminde var olmuş,bu gün de var.Bu çok doğru.İşte ortada,Kürd'e karşı kullanılan korucu etiketli Kürd'ler.Ama genel tablo içinde bunların varlığı ve geleceği geçmişteki gibi değil.Bunlar anlatmaya çalıştığım bu günkü Kürd değil.Bu günkü Kürd bu topraklar üzerinde yaşamış ve yaşıyan,Ermenisi,Asurisi,Ezidisi,alevisi ve başkaları....Hangi inanca mensup olursa olsun, neye inanıyorsa inansın,hepsini kardeşçe kucaklıyabilecek anlayış ve hoşgörüye sahiptir.

     Bu güne,bu günlere baktığımda,taşıdığım umut,ben görmesemde,gelecekte yaşayacak yeni nesillerimiz,tümümüzün çocukları,Kürd'ü,Ermeni'si,Alevisi,Süryanisi,Ezidi'si bu topraklar üzerinde,bu 

vatanda kardeşçe yaşıyacaklardır.Kürdistan coğrafyası yalnız Kürd'lerin değil,bu coğrafyanın sahibi yukarıda isimlerini sıraladığım tarihin ve güçlü devletlerin mağduru halklarındır.

    İnancımı yitirmedim,yitirmeyeceğim.O çan seslerini mutlaka duyacağım.

 

Bu yazı toplam 7625 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.