1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. PUŞKİN'İN ÖYKÜLERİ ÜZERİNE
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

PUŞKİN'İN ÖYKÜLERİ ÜZERİNE

A+A-

 

 

Aleksandr Puşkin, her şeyden önce  şairdir; ancak sadece 38 yıl süren yaşamında yazmış olduğu öyküler ile  tamamlanmış ya da tamamlanmamış romanları ve anlatıları da oldukça başarılı ve etkileyicidir.

 

                                                     

                     Puşkin'in öykülerinin bir kısmı ,' Merhum İvan Petroviç Byelkin'in Hikayeleri ' başlığı altında yayımlanmıştır.  Bu başlıkta yayınlanan öyküler; Atış, Tipi, Tabutçu, Menzil Bekçisi ve Köylü Genç Bayan'dır. Bunun dışında; Goryuhino Köyü Tarihi, Mektuplarla Roman, Maça Kızı, Mısır Geceleri ,Kırcali ( kısa öykü) diğer öyküleridir.

                  

                     Dostoyevski,  ilk romanı İnsancıklar'ı ; Varvara Alekseyevna isimli genç bir kızla, Makar Alekseyeviç Devuşkin isimli orta yaşı geçmiş bir memurun karşılıklı mektuplaşmaları biçiminde kurgulamış (yazmış) tır.  Yukarıda bu romandan alıntılanan sözler, genç kızın okuması için Devuşkin'e verdiği ' Byelkin Hikayeleri' kitabına ilişkin Devuşkin'in genç kıza yazdığı sözlerdir.

 

            Gerçekten de, Byelkin Hikayeleri başlığı altında toplanan hikayeler, Puşkin'in Rus halkına sevgi dolu yaklaşımını bütün açıklığıyla ortaya koyar. Bu öykülerde hikaye edilen insanlar,  o kadar doğal, sahici insanlardır ki; Puşkin'in Rus insanlarına olan sevgisini , onları anlatırken gösterdiği sevecenliği, anlatılan insanları unutulmaz kılıyor. 

 

          Öyküleri okuyup bitirdiğinizde, hikayelerin doğallığı ve gerçekçiliği ile sarsıldığınızı görecek sanki o hikayelerin kahramanlarını tanıyor gibi olacaksınız. Etkileyici, yalın bir anlatım, gerçekçi hikayeler, başarılı öykü kurgulamaları,  sonraki zaman sürecinde pek çok benzeri yazılacak olan öykülerin , belleğimize kalıcı bir biçimde kalmasını sağlıyor.

 

            Çok ustaca silah kullanmasına karşın, eline silah almamaya söz vermiş bir adamın,  son satırına kadar merakla okunan öyküsü Atış öyküsünün kahramanlarından olan asker, Osmanlı İmparatorluğu'na karşı Yunan bağımsızlığı için ayaklanmaya kumanda edenlerden biridir.

    'Tabutçu' kısa bir hikaye ama ustalıkla anlatılmış , mizahi bir yaklaşım, sahici tipler... Puşkin, öykülerine giren herkesi aynı ustalıkla anlatmış.

         Byelkin Hikayeleri'nin bence en güzeli 'Menzil Bekçisi'.    Puşkin'in 'Mektuplarla Roman' öyküsünün bir yerinde ifade ettiği:  "...Rusya'da rütbeler, ne de olsa posta menzillerinde söküyor. Onlarsız at vermiyorlar adama..." olgusunun en güzel anlatıldığı öykü: Menzil Bekçisi...

 

         'Köylü Genç Bayan' öyküsü ise bu öykülerin, en sürprizsizi...Beklenen, okuyucunun öngördüğü bir öykü gelişimi ve finali ama Puşkin'in anlatımındaki güzellik bir başka.  Byelkin Hikayeleri, Puşkin'in  yarattığı benzersiz tipler, yalın, doğal ama o derece usta , akıcı sevecen anlatımı, insanda öykü okuma isteğini artıran güzellikte öyküler  olarak anımsanacaktır.                             

               Puşkin, ' Mektuplarla Roman', ' Roslevlev' ve 'Mısır Geceleri' isimli öykülerinde; Rus aristokrasisi ve yüksek sosyeteye önemli eleştiriler yöneltir. Kırcali isimli kısa öyküsünde çok belirginleşen 'alaycı' anlatım, bu öykülerde de kendini belli eder. Bulgar asıllı, Moldovya'yı titreten haydut olarak nam salmış olan Kırcali'yi anlatışı, Puşkin'in "edebiyat yazmadan duyduğu mutluluğu",  Türk askerlerinin açgözlülüğünü ve beceriksizliğini anlattığı satırlardaki anlatım ya da bir bütün olarak hikaye etme başarısı bu kez okuyucuya, "edebiyat okuma mutluluğunu" yaşatır diye düşünüyorum.

                1830 tarihli ' Mektuplarla Roman' öyküsünde ; Puşkin karşılıklı mektuplarla oluşturur öyküsünü. Yıllar sonra Dostoyevski'de ilk romanı İnsancıklar'ı benzer bir kurguyla yazacaktır. Puşkin'in,  Mektuplarla Roman öyküsünde, derebeylik, Rus Aristokrasisi, sosyal hayat,  köy yaşamı,  edebiyat dedikoduları, aşk,  kısaca hayat var...

           Puşkin'in öyküleri dışında ' Büyük Petro'nun Arabı ' başlıklı  yarım kalmış bir romanı ile , Dubrovski ve başyapıtı kabul edilen Yüzbaşının Kızı adlı romanları  vardır.

          Puşkin, Erzurum Yolculuğu adlı anlatısında; Osmanlı- Rus savaşı sırasında başlangıçta Rus ordusunun hemen arkasında, sonradan yanında-içinde yer aldığı savaş görüntülerinin dışında  geçtiği Kafkasları, Gürcistan''ı, Ermenistan'ı , Bugün Türkiye coğrafyasında yer alan Kars ve Erzurum' u çok başarılı bir 'seyyah' olarak anlatır, Geçilen yerlerdeki insanlar, kasaba ve şehirlerdeki hayat, şehirlerin , mekanların anlatımı yalın, gerçekçi  merak uyandıran bir içerikte ve güzelliktedir.Tolstoy'un pek çok anlatısını (  örneğin, Sivastopol, Savaş ve Barış, Hacı Murat) derinden etkileyen Puşkin'in anlatımı etkileyici ve somuttur. Puşkin'in Erzurum Yolculuğu anlatısındaki şu küçük alıntı edebiyatın başka bilim dalları için de önemli veri kaynağı olabileceğinin kanıtı niteliğindedir.

  "...Erivan'dan Ahiska'ya giden Ermeni papazla karşılaştım.

      - Erivan'da ne var ne yok? - diye sordum.

      - Erivan'da veba salgını var- diye karşılık verdi. 

    O,  - Ahiska'dan ne haber?-

      - Ahiska'da veba salgını var- diye karşılık verdim. Bu sevimli haberleri değiştokuş ederek ayrıldık..."

       Puşkin anlatısının sonraki sayfalarında bir kaç gün sonra ulaşacağı  Erzurum'da da veba salgını olduğunu anlatacaktır. Puşkin, Erzurum Yolculuğu'nda, İran elçisiyken Tahran'da patlak veren bir ayaklanma sırasında öldürülen , ünlü Rus tiyatro oyun yazarı Aleksandr Sergeyeviç Griboyedov (1795-1929)'un iki öküz koşulu bir araba ile götürülen cesediyle karşılaşmasını da anlatır.  bu karşılaşmadan iki gün sonra karşılaştığı Ağrı dağını ise şu satırlarla anlatacaktır.

   "... Güneş doğuyordu,  dupduru gökyüzünde iki başlı, karlı bir dağ parlıyordu. Gerinirken: - Ne dağı bu?- diye sordum.

        - Ararat-dediler.

               Seslerin etkisi ne kadar güçlü! Var gücümle baktım bu efsanevi dağa. Yenilenme ve yaşam ümidiyle onun doruğuna yanaşan Nuh'un gemisini, biri idamın öteki barışın simgeleri olarak uçup gelen kuzgunla güvercini gördüm..."

 

               Puşkin'in Büyük Petro'nun Arabı başlıklı romanı yarım kalmıştır. Puşkin'in  yaşasaydı bu yarım romanı tamamlayıp tamamlamayacağını ya da nasıl tamamlayacağını bilemeyiz. Ancak yarım kalmış olmasına karşın anlatı alanında yazdığı bu ilk eserde , romanın kuruluşu, olayların ve romanın gelişimi, roman kahramanlarının anlatılışı, anlatımdaki yalınlık ve güzellik etkileyicidir. Puşkin'in, Rus Çarı Petro'yu roman kahramanı yapıp anlattığı hikaye, ülkemizdeki, Rus Çarı Petro hakkındaki yerleşik bilgi ve algıyı derinden sarsacak niteliktedir.

 

            Puşkin,  Dubrovski Romanında ; Rusya'da veya geçmişte ve günümüzde hukuk denilen kurumun adalet dağıtmak yerine egemen sınıfların , Romanda, o çağda derebeylerin  hizmetinde,  onların emirlerini yerine getiren bir araç olduğunu açık bir şekilde ortaya koyar. Okumuş, iyi eğitimli bir gencin maskeli bir hayduta eşkiyaya dönüp derebeyinin evine yerleştiğini anlatan onlarca öykü ve roman okumuş ya da sayısız film seyretmişsinizdir. İşte Dubrovski romanı , özellikle yoksul halka zulmeden derebeyleri ve onların yanında saf tutanlara, Rus bürokrasisine karşı "Maskeli Zorro" ya da "Robin Hood" benzeri bir halk kahramanının şiirsel romanıdır. Puşkin, alaycı, mizahi bir dili de kullanarak, bir halk ayaklanmasını, kahramanla derebeyinin kızı arasında doğan aşkı, çok başarılı bir kurgu ve anlatımla benzersiz tipler yaratarak anlatmıştır. Puşkin bütün yazdıklarında olduğu gibi Dubrovski romanında da gerçekçi, yalın bir anlatımla okuyucusunu saran bir hikayeyi sevgi dolu bir dille anlatmış.

 

          Yüzbaşının Kızı, Puşkin'in anlatı alanındaki başyapıtı olarak değerlendirilen, bizce de bu övgüyü hak eden bir eserdir. Ataol Behramoğlu'nun da Puşkin'in tüm öykü ve romanları başlığıyla yaptığı çeviri kitabına yazdığı önsözünde yer verdiği bu romanla ilgili Gogol değerlendirmesini, eserin gücünü göstermesi bakımından olduğu gibi aktarmak istiyoruz. 

             " Yüzbaşının Kızı ile karşılaştırılınca bütün romanlarımız ve büyük hikayelerimiz yavan kalıyor. Saflık, yumuşaklık öyle bir yüksekliğe ulaşıyor ki bu yapıtta, gerçek bile yapmacık ve karikatürize edilmiş gibi görünüyor. Ortaya gerçekten de ilk olarak Rus karekterleri çıkıyor. Kalenin basit komutanı, karısı, bayraktar, biricik topuyla kalenin kendisi, zamanın karışıklığı, sıradan insanların o alçak gönüllü büyüklüğü, Bütün bunlar yalnızca gerçek değil, onu da aşan bir şey..."

 

             Yüzbaşının Kızı , yalnızca büyük Rus edebiyatçılarını değil, ülkemiz yazarlarını da etkileyen bir roman, Nazım Hikmet'in Puşkin ve Yüzbaşının Kızı romanından etkilenen bir anlatısı var. Tolstoy'un,  Sivastopol, Hacı Murat ile Savaş ve  Barış romanlarında Yüzbaşının Kızı 'nın etkisini gözlemlemek mümkün. Abartısız, gerçekçi, çok iyi anlatılmış tipler, yalın bir anlatım, çok başarılı kurgusu, Yüzbaşının Kızı'nı ölümsüz kılıyor. Yüzbaşının Kızı, tekrar tekrar okunmak istenilecek bir roman.

 

               Puşkin'in öykü ve romanlarını kısaca tanıtma amaçlı bu yazımızı , onun şiiri, eserleri ve onun hakkında söylenmiş sözlerle bitirmek istiyoruz. Puşkin'i okuyun, edebiyat okumanın mutluluğunu ve sevincini yaşayacaksınız.

                                                                               

                  Yevgeni Onegin için: "... gerçekçi bir gözle yazılmış, ayağı yere sapasağlam basan bir eserdir. Bu şiirin gerçek Rus hayatını dile getiren yaratıcı gücüne, eserin sanat mükemmelliğine  Puşkin'den önce kimse ulaşmamıştı. " 

                                                                            Dostoyevski- Puşkin Üzerine Konuşma

 

                  Puşkin'in eserleri  için:  "... Puşkin'in bütün eserleri; Rus benliğine, Rus benliğinin manevi gücüne inancı ile dolup taşar. İnancın olduğu yerde umut vardır. Rus insanının geleceği karşısında duyulan büyük umut..."

                                                                             Dosyoyevski- Puşkin üzerine konuşma

 

                  "... Puşkin, batı kültürü ve özgürlükçü düşünceyle Rus halk duyarlılığını kaynaştırdığı  yapıtlarında ,  Rus yazın dilini arındırmış ve zenginleştirmiş, bu dile çağdaş ve ulusal bir yapı kazandırmıştır. Rus toplumunun halksal özelliklerini yansıtan tipler yaratmakla Rus edebiyatında ulusal ve gerçekçi çığırın öncüsü olmuştur. Puşkin sonrası 19. yüzyıl Rus edebiyatının bütün büyük yazarları onun yapıtlarıyla beslenerek yetişmişlerdir.

                                                                            " Ataol Behramoğlu- Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği

 

                "   Başarı ve  iyi günler umuduyla

 

Bu yazı toplam 3016 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.