1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. PUŞKİN'İN ROMANLARI VE ERZURUM YOLCULUĞU
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

PUŞKİN'İN ROMANLARI VE ERZURUM YOLCULUĞU

A+A-

 

 

Puşkin'in öyküleri dışında ' Büyük Petro'nun Arabı ' başlıklı  yarım kalmış bir romanı ile , 'Dubrovski' ve başyapıtı kabul edilen 'Yüzbaşının Kızı' adlı romanları  vardır.

          Puşkin, Erzurum Yolculuğu adlı anlatısında; Osmanlı- Rus savaşı sırasında başlangıçta Rus ordusunun hemen arkasında, sonradan yanında-içinde yer aldığı savaş görüntülerinin dışında  geçtiği Kafkasları, Gürcistan''ı, Ermenistan'ı , Bugün Türkiye coğrafyasında yer alan Kars ve Erzurum' u çok başarılı bir 'seyyah' olarak anlatır, Geçilen yerlerdeki insanlar, kasaba ve şehirlerdeki hayat, şehirlerin , mekanların anlatımı yalın, gerçekçi  merak uyandıran bir içerikte ve güzelliktedir.  Puşkin'in 'Erzurum Yolculuğu' anlatısındaki şu küçük alıntı edebiyatın başka bilim dalları için de önemli veri kaynağı olabileceğinin kanıtı niteliğindedir.

  "...Erivan'dan Ahiska'ya giden Ermeni papazla karşılaştım.

      - Erivan'da ne var ne yok? - diye sordum.

      - Erivan'da veba salgını var- diye karşılık verdi. 

    O,  - Ahiska'dan ne haber?-

      - Ahiska'da veba salgını var- diye karşılık verdim. Bu sevimli haberleri değiş tokuş ederek ayrıldık..."

       Puşkin anlatısının sonraki sayfalarında bir kaç gün sonra ulaşacağı  Erzurum'da da veba salgını olduğunu anlatacaktır. Puşkin, 'Erzurum Yolculuğu'nda, İran elçisiyken Tahran'da patlak veren bir ayaklanma sırasında öldürülen , ünlü Rus tiyatro oyun yazarı Aleksandr Sergeyeviç Griboyedov (1795-1929)'un iki öküz koşulu bir araba ile götürülen cesediyle karşılaşmasını da anlatır.  bu karşılaşmadan iki gün sonra karşılaştığı Ağrı dağını ise şu satırlarla anlatacaktır.

   "... Güneş doğuyordu,  dupduru gökyüzünde iki başlı, karlı bir dağ parlıyordu. Gerinirken: - Ne dağı bu?- diye sordum.

        - Ararat-dediler.

               Seslerin etkisi ne kadar güçlü! Var gücümle baktım bu efsanevi dağa. Yenilenme ve yaşam ümidiyle onun doruğuna yanaşan Nuh'un gemisini, biri idamın öteki barışın simgeleri olarak uçup gelen kuzgunla güvercini gördüm..."

 

               Puşkin'in 'Büyük Petro'nun Arabı' başlıklı romanı yarım kalmıştır. Puşkin'in  yaşasaydı bu yarım romanı tamamlayıp tamamlamayacağını ya da nasıl tamamlayacağını bilemeyiz. Ancak yarım kalmış olmasına karşın anlatı alanında yazdığı bu ilk eserde , romanın kuruluşu, olayların ve romanın gelişimi, roman kahramanlarının anlatılışı, anlatımdaki yalınlık ve güzellik etkileyicidir. Puşkin'in, Rus Çarı Petro'yu roman kahramanı yapıp anlattığı hikaye, ülkemizdeki, Rus Çarı Petro hakkındaki yerleşik bilgi ve algıyı derinden sarsacak niteliktedir.

 

            Puşkin,  'Dubrovski' Romanında ; Rusya'da veya geçmişte ve günümüzde hukuk denilen kurumun adalet dağıtmak yerine egemen sınıfların , Romanda, o çağda derebeylerin  hizmetinde,  onların emirlerini yerine getiren bir araç olduğunu açık bir şekilde ortaya koyar. Okumuş, iyi eğitimli bir gencin maskeli bir hayduta- eşkıyaya dönüp derebeyinin evine yerleştiğini anlatan onlarca öykü ve roman okumuş ya da sayısız film seyretmişsinizdir. İşte 'Dubrovski' romanı , özellikle yoksul halka zulmeden derebeyleri ve onların yanında saf tutanlara, Rus bürokrasisine karşı "Maskeli Zorro" ya da "Robin Hood" benzeri bir halk kahramanının şiirsel romanıdır. Puşkin, alaycı, mizahi bir dili de kullanarak, bir halk ayaklanmasını, kahramanla derebeyinin kızı arasında doğan aşkı, çok başarılı bir kurgu ve anlatımla benzersiz tipler yaratarak anlatmıştır. Puşkin bütün yazdıklarında olduğu gibi 'Dubrovski' romanında da gerçekçi, yalın bir anlatımla okuyucusunu saran bir hikayeyi sevgi dolu bir dille anlatmış.

 

          'Yüzbaşının Kızı', Puşkin'in anlatı alanındaki başyapıtı olarak değerlendirilen, bizce de bu övgüyü hak eden bir eserdir. Ataol Behramoğlu'nun da Puşkin'in tüm öykü ve romanları başlığıyla yaptığı çeviri kitabına yazdığı önsözünde yer verdiği bu romanla ilgili Gogol değerlendirmesini, eserin gücünü göstermesi bakımından olduğu gibi aktarmak istiyoruz. 

             " 'Yüzbaşının Kızı' ile karşılaştırılınca bütün romanlarımız ve büyük hikayelerimiz yavan kalıyor. Saflık, yumuşaklık öyle bir yüksekliğe ulaşıyor ki bu yapıtta, gerçek bile yapmacık ve karikatürize edilmiş gibi görünüyor. Ortaya gerçekten de ilk olarak Rus karakterleri çıkıyor. Kalenin basit komutanı, karısı, bayraktar, biricik topuyla kalenin kendisi, zamanın karışıklığı, sıradan insanların o alçak gönüllü büyüklüğü, Bütün bunlar yalnızca gerçek değil, onu da aşan bir şey..."

 

             'Yüzbaşının Kızı' , yalnızca büyük Rus edebiyatçılarını değil, ülkemiz yazarlarını da etkileyen bir roman, Nazım Hikmet'in Puşkin ve Yüzbaşının Kızı romanından etkilenen bir anlatısı var. Tolstoy'un,  'Sivastopol', 'Hacı Murat' ile 'Savaş ve  Barış' romanlarında 'Yüzbaşının Kızı' 'nın etkisini gözlemlemek mümkün. Abartısız, gerçekçi, çok iyi anlatılmış tipler, yalın bir anlatım, çok başarılı kurgusu, 'Yüzbaşının Kızı'nı ölümsüz kılıyor. 'Yüzbaşının Kızı', tekrar tekrar okunmak istenilecek bir roman.

 

Bu yazı toplam 749 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.