1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. REŞAT NURİ GÜNTEKİN & ANADOLU NOTLARI
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

REŞAT NURİ GÜNTEKİN & ANADOLU NOTLARI

A+A-

"Reşat Nuri Güntekin, Anadolu Notları’nda, Anadolu insanını gerçekçi bir biçimde bütün halleriyle ortaya koyar. Dürüstlüğü-sahtekârlığı, dostluğu-düşmanlığı, cömertliği-cimriliği, yardımseverliği- umursamazlığı, yoksulluğu-zenginliği, ahlaksızlığı ile ...anlatır."

 

 

 

Tahir ŞİLKAN

 

(61. Ölüm yıldönümünde Reşat Nuri Güntekin yazıları (1)...)

 

İNKILÂP ANADOLU’SUNU SERGİLEYEN KİTAP

 

Reşat Nuri Güntekin’in en görkemli eserlerinden birinin

“Anadolu Notları” başlıklı gezi notları olduğunu düşünenlerdenim.  Anadolu Notları’nın birinci cildi yayınlandığı zaman “Güzel Memleketimizi, İnkilâp Anadolu’sunu kötü gösteriyor diye...” eleştirilmiştir ama okuduğunuz zaman, Reşat Nuri Güntekin’in çok gerçekçi bir Anadolu panoraması çizdiğini göreceksiniz.

 

   Reşat Nuri Güntekin, Anadolu Notları’nda, Anadolu insanını gerçekçi bir biçimde bütün halleriyle ortaya koyar. Dürüstlüğü-sahtekârlığı, dostluğu-düşmanlığı, cömertliği-cimriliği, yardımseverliği- umursamazlığı, yoksulluğu-zenginliği, ahlaksızlığı ile bütün hallerini anlatır. Örnekleyelim:

 

”Bir Ticaret Kervanı” başlıklı anısında; iki köylünün eşeğe yükledikleri iki sepet kayısıyı Konya Ereğlisi’nden Adana’ya satmaya götürmeleri anlatılır. Yazarın arabası arızalanmış, şoför patlayan lastiği değiştirmekle uğraşmaktadır.  Yazar bulundukları tepeden uzak düzlükteki Adana’ya bakmaktadır. Yazar endişelidir, güneşin batmasıyla akşamın hüznü çökmüştür, gece olmadan Adana’ya varıp rahat bir yatakta yatabilmesi mümkün olacak mıdır? diye düşünmektedir.

 

Bu sırada, iki köylü, yükü oldukça hafif eşekle arabanın yanına gelip otomobilin tamirini izlemeye başlarlar.

 

Yazar,  köylülerle konuşmaya başlar:

 

“ --Ağalar; nerden geliyorsunuz bakalım böyle?

  --Konya Ereğlisi’nden...

--- Nereye gidiyorsunuz?

---Adana’ya...

---Ereğli’den ne vakit çıktınız?

---Eh, var iki, üç dört gün...

---Adana’da ne yapacaksınız?

 ---Hiç... Sanki biraz malımız var da satacağız...

 

---Bu sepetlerde ne var ağalar?

---Kayısı... Bizim oranın yemiş güzel olur da...

--- Bunları, Ereğli’de satamaz mıydınız? Bu kadar yolu göze aldınız.

---Ereğli’de ne para edecek ki?”

 

Köylülerin iki sepetle eşeğe yükledikleri kayısıların birazı yolda çürümüş, birazını kendileri yemiş, ellerinde sekiz, on okka kayısı kalmıştır. Bu kayısıları yazara satmak isterler, yazar da hiç bir pazarlık yapmadan bütün kayısıları yüz otuz ya da yüz kırk kuruşa satın alır. Köylüler pazarlık yapmadan mallarını alan yazara birçok kez hakkını helal etmesini söyleyerek, eşeğin yönünü değiştirip Ereğli’ye doğru geri dönerlerken arabanın tamiri biter. Yazar, kendisinin gece olmadan Adana’ya varamama korkusundan dolayı utanç duymaktadır.

 

 Arabanın şoförü yazara seslenir:

 “---Köylüler, sizi aldattılar bey, biraz dayansaydınız, kayısıları bir liraya alırdık...”

Bu yazı toplam 2901 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.