1. YAZARLAR

  2. Yakubi Doktor

  3. RUHLAR VE ŞAİRLER
Yakubi Doktor

Yakubi Doktor

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

RUHLAR VE ŞAİRLER

A+A-

 

Hafıza cüzdanımda Fransız Şairleri, ilerliyorum toz topraklar üstünde ve düşünce düşürüyorum topraklara bir sulayanı olsun diye.

“Gece güne doğru mu ilerliyor, yoksa uzaklaşıyor mu ondan?

Karanlıklar mıdır güneşi yutan yoksa güneş midir karanlıkları kundaklayan?

Bunun gibi hiç bilemeyeceğimiz sorularımız bizi cevaba yaklaştırır mı? Uzaklaştırır mı?”

Diyen ROB SOURIA zamanın içinde hapsolmuş birkaç soru daha getiriyor aklıma:

Hayatımız süresince bizler mi hayallerimizin kahramanlarıyızdır yoksa hayallerimiz midir bizden bir “BEN” oluşturan?

Sadece tek bir ömür boyunca kaç kişinin “SEN” i ola biliriz?

Bir şeylerden kaçarken aslında kaçtığımızı sandığımız şeye doğru koşuyor da olmaz mıyız?(Malum dünya yuvarlak).

Bir dileği gerçekleştirmek için her gece göz hapsine aldığımız yıldızların kaymasını bekleyen bizler miyiz yoksa yıldızların dileklerine kurban edilmek üzere kayması beklenen hayatlar bizim hayatlarımız mı?

Hayatlarımız kaç aşamalı ve biz kaçıncı leveldeyiz?

Herkes aynı aşamalardan mı geçer?

Hayat sadece kısır döngüden mi ibaret ve reenkarnasyon yaşamak için ölmek şart mı?

Cevapları verebilecek kadar kelimem yok. Ben soru sormayı daha iyi beceririm. Ama hayatın dilim dilim tüketildiğini düşünürsek; “Şu zamana kadar neler olduk ve neler olacağız?” sorusuna kendimde biriktirdiğim (karamsar tutumlu) cevaplarım var:

Bazen alnını cama dayayan çocuk olduk, buharlaşmış yüzeyde sonradan kendiliğinden silinecek yatay ve dikey çizgiler çizdik.

Bazen gökyüzünden düşen güzel şekilli kar tanelerinden sadece biri. Tek başına kartopu bile oluşturamadan.

Bazen “güzel bir suskunluk” olduk, değeri altınla bile ölçülemeyen.

VE

Belki bir gün, camdan içeri geçemediği için ağlayarak pencereden aşağı süzülen eriyik bir kar tanesi olacağız.

Belki, beyazlar beyazı karların üstüne yaralı bir kuşun kanadından süzülen bir kandamlası olarak düşeceğiz geleceğe ya da kuşun ta kendisi.

“Öylesine beyaz ki, sanki güzel bir suskunluk gibi.

Mutlak kadar ak.

Beyaz sonsuzluğu düşleyen göz sessizliğinde.

İçeride çocuk alnını cama yaslamış, oyun olsun diye, hohluyor.

Dışarıda kar taneleri küçük gözyaşlarına dönüşüyor ve süzülüyor pencereden aşağı.

Okla yaralanan ve göğe doğru kaçan hangi kuştan dökülmüş bu kan, beyazlar beyazı karlar üstüne?”

HENRI PICHETTE

Tam burada “Şiir nedir?” diye düşünürken yine MICHEL DEGUY fısıldıyor kulağıma:

“Aşk gibidir şiir, işaretler üstüne her şeyi göze alır”

 

Bu yazı toplam 1239 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.