Yakubi Doktor

Yakubi Doktor

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

(S)empati!

A+A-

"Küçük şeyler" isimli bir program vardı vakti zamanında  TRT 1’de, kaçırmamaya dikkat ederdim, sanırım halen devam etmektedir.  Adı gibi küçük bir program değil. Psikoloji sevenlere ve insan ilişkilerini anlamaya, tutumlarını, algılarını çözmeye çalışmaktan zevk alanlar için bulunmaz Hint kumaşı.

 

PSİKOLOJİ içerikli olup hem düşündürerek güldüren hem de bilgilendiren, mevcut bakış açılarımızı da değiştiren başka bir program yok diye düşünüyorum. Hiç unutmadığım bir bölüm konusu “empati” idi.

 

“EMPATİ” kelimesi ne kadar sempatik görünse de anlaması ve de bire bir uygulaması mümkünsüz bir kavram.

 

Şimdiye kadar aramızda muazzam bir uyum olduğunu düşündüğümüz kişilerle, öyle bir an geliyor ki ne onları anlayabiliyoruz ne derdimizi anlatabiliyoruz. Her şey herkesin kendi boşluğunda asılı kalıyor ve hatta bir bakıyoruz boşluklarımız bile tutarsız. O tutarsız anlarda; “Beynimden vurulmuşa döndüm” deyiminin kullanımının en sık olduğu “an”lar türemeye başlıyor. Bu “an”lar arttıkça, gelen giden dalgalar ilişkimizde gözle görülür bir yıpranma, tedavisi gittikçe zorlaşacak yaralar bırakıyor(ilişki dediysek hemen sadece “Erkek/Kadın” diye düşünen önyargılarınızı arka koltuğa bırakın. Hem cinslerimizle de aramızda oluşan uçurumlardan bahsediyorum).

 

Nasıl ki; oluşan gerçek anlamlı depremler, haritaları, rotaları değiştiriyorsa; oluşan mecaz anlamlı depremlerde ruh haritalarımızı ve düşüncelerimizin orta noktalarını değiştiriveriyor

 

“EMPATİ” bir insanı, kendimizi onun yerine koyarak anlamaya çalışmak.

Bir olay kurgulayalım, itaat üstüne olsun, dozu ayarlanamazsa davranış bozukluklarına dahi yol açabilecek bir kavramdır “itaat”.

 

Diyelim ki bir kişi senelerce itaatkâr olarak tanınmış.

Kendisinden çok çevresindeki insanların isteklerini uygulamış ve bir gün kendinden bekleneni yapmıyor diye dünyanın en kötü insanı olu vermiş.

Suçu; bekleneni yapmaması.

Üstüne üstlük sadece ASİ! olarak kalsa iyi. Yanına; “yazıklar olsun” , “yalancısın sen”, “dönek” yakıştırmaları yapılarak kişi nankörlükle, üçkâğıtçılıkla itham ediliyor.

Neden onunda beklentilerinin, fikirlerinin ola bileceği düşünülmüyor?

 

Bahsi geçen programda “Empati” nin işlendiği bölümde, hiç unutmadığım ve sizlerle de paylaşmak istediğim çok çarpıcı bir kısım var:

 

Birbirini tanımayan iki kişi sahneye çağırılıyor. Biriniz ayna diğeriniz aynanın karşısındakisiniz, benim verdiğim komutlarla siz ne yapsanız aynayı oynayan kişi de onu yapacak diyerek kurgu izah ediliyor.

Daha sonra “Elini kaldır!” diyor değerli profesörüm Üstün Dökmen aynanın karşısındaki kişiye.

Aynanın karşısındaki kişi SAĞ elini kaldırıyor. Aynayı oynayan kişi de SAĞ(!) elini kaldırıyor(empati kavramının çöktüğü an).

DİP NOT: “Bir insana anlatmak” … “Bir insanı anlamak”… Aslında sadece; anlatamamak ve anlayamamanın kesiştiği anlamsız bir noktadan ibaret… Ne diyor düşünür; EN BÜYÜK PROBLEMİMİZ; ANLAMAK İÇİN DİNLEMİYORUZ, CEVAP VERMEK İÇİN DİNLİYORUZ!

 

 

Bu yazı toplam 946 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.