1. YAZARLAR

  2. Zeynep ABBASOĞLU

  3. SEMTLER DE YAŞLANIR MI?
Zeynep ABBASOĞLU

Zeynep ABBASOĞLU

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

SEMTLER DE YAŞLANIR MI?

A+A-

 

 

Zamanın elinin değmediği yer yok galiba. Geçen hafta telefon faturamı yatırmak için Çankaya’da yol üstündeki bir Turkcell telefon bayisine girdim. İçerde epey bir yoğunluk vardı ve ben bir köşede sıranın bana gelmesini beklerken hem etrafı gözlemledim, hem de aklımdan bin bir düşünce geldi geçti.

İlk önce seksen yaşını çoktan geride bırakmış yaşlı bir amca ile Turkcell çalışanının diyaloğuna kulak misafiri oldum. Konu şöyle idi: Amcamız bir şekilde telefonunu açmak için kullandığı şifreyi yanlış girmiş ve telefonu kilitlenmişti. Görevli genç çok kibar bir şekilde ikinci bir şifrenin daha olduğunu anlatınca yaşlı amca “Kızım biliyordur onu arayın” dedi ve kızının telefon numarasını verdikten sonra ”Numaranın başına 312 koyman lazım, cep telefonundan evi arayacaksan” demeyi ihmal etmedi. O esnada göz göze geldik görevli ile ve bana hafifçe tebessüm ederek “Tamam Amca” dedi ve kızı ile görüşüp işi çözdü.

Sırada bu sefer yaşlı bir teyze vardı. Oradan satın aldığı cep telefonunun bozuk olduğunu ve en çok konuştuğu arkadaşlarının telefon numaralarına rehberden bakamadığını anlattı. Yine aynı sabırla dinleyip telefon rehberine nasıl ulaşabileceğini anlatmaya çalıştı görevli ve bir iki hatırlatma notu ile bu işte Allah’ın izniyle çözülmüş oldu.

                        Artık sıra bana gelmişti. “Kusura bakmayın sizi de çok beklettim ama bizim burası böyledir” dedi. İlk önce anlayamasam da, sözüne devam edince ne demek istediğini anladım.

            Maalesef Çankaya yaşlanmıştı, kısaca bana söylemek istediği buydu. Semt, sakinleriyle, bakımsız binalarıyla beraber yaşlanmıştı. Evlenip evden ayrılan çocuklar tercihlerini başka semtten, yeni yapılmış akıllı evlerden, ya da şehrin merkezine uzak, bahçeli müstakil evlerden yana kullanınca, geriye yaşlı bir Çankaya kalmıştı.

             Referandum için oy kullanmaya giderken,  çocuklarının yardımı ile sandık başına gidenlerden, açık bırakılmış tüllerden gördüğüm salonlardan ve cam önüne dizilmiş saksılardaki zambaklara kadar her şey bunu fısıldıyordu.

             “Yaşlanmak” ve “Eskimek” arasındaki fark neydi acaba? İkisinin de sözlük anlamlarına yakından bakmak için Google’a girdiğimde, Wikipedia’nın erişime kapandığını unutup suçu internetin hızına atıverdim.

            Galiba semtler de insanlara benziyordu. Nasıl ki her insan aynı şekilde yaşlanmıyorsa, semtlerin de yaşlılıkları farklı farklı oluyor. Sizin de çevrenizde mutlaka vardır, hani yüzleri hiç yaşlanmayan insanlar. Yaş alır ama yaşlanmaz, beş sene sonra da aynı şekilde gözükmeye devam ederler, ya da emsalleri ile kıyasladığınızda daha genç, zamanı yakalamış bir görüntüleri vardır. Bu tip insanlar yaşıtları ile arkadaşlık edebildikleri gibi, gençlerle de çok rahat kaynaşabilirler. Bunu bir semte uyarlamak istersem, aklıma ilk gelen örnek İstanbul’dan “Moda” semti oluyor.

            Moda hem çok yaşlı, hem, bir o kadar da genç bir semt. Eşit bir şekilde dağılmış gibi,  hem yaşlı, hem de genç sakinleri iç içe yaşamaya devam ediyorlar. Sohbet aralarında dikkatimi çeken bir nokta da, 20’li yaşlardaki gençlerin bekâr evi hayallerini de bu semtin süslüyor olması.

            Bir semt olacak isem Moda olmayı tercih ederim ve onun gibi yaşlanmak isterim.

            Modamız hiç geçmesin...

 

               

           

Bu yazı toplam 7532 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.