• Diyarbakır10 °C
  • Batman14 °C
  • Mardin8 °C
  • Bingöl7 °C
  • Bitlis6 °C
  • Elazığ10 °C
  • Erzincan7 °C
  • Şanlıurfa11 °C
  • Erzurum5 °C
  • Ağrı2 °C
  • Gaziantep10 °C
  • Hakkari6 °C
  • Muş4 °C
  • Siirt9 °C
  • Van7 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sertifikalı tohum çiftçiye kazandırıyor
30 Ekim 2017 Pazartesi 10:15

Sertifikalı tohum çiftçiye kazandırıyor

Bir hasat sezonunu daha geride bırakırken ve yeni bir ekim sezonuna başlarken, Diyarbakır Tarım İl Müdürü Mustafa Ertan Atlar, gazetemiz aracılığı ile çiftçilere önemli mesajlar verdi.

 

 

Bu yılki hububat üretiminde geçen yıla oranla yüzde 20 bir artış sağlandığını belirten Atalar, sertifikalı tohum kullanmanın çiftçilerimizin yararına olduğunun altını çizdi.

Diyarbakır, sertifikalı tohum üretiminde ciddi bir merkezdir

Sertifikalı tohum kullanmaları konusunda çiftçilere öneride bulunan ve Diyarbakır’da üretilen sertifikalı tohumların yurt dışına dahi gönderildiğini ifade eden Atalar, “Diyarbakır’da aşağı yukarı 200 bin dekarlık alanda sertifikalı tohum üretiliyor. Geçen yıl için 21 üretici firmaya 12,2 milyon TL üretim desteği vermişiz. Diyarbakır, sertifikalı tohum üretiminde ciddi bir merkezdir. Sertifikalı tohum kullanımı hem maliyet hem de verim açısından çiftçilerimizin avantajınadır. Tüm yabancı maddelerinden arındırılmış, İlaçlaması yapılmış ve üretim kapasitesi açısından da en yüksek verimi alabileceği sertifikalı tohum varken, çiftçimizin eski usul yöntemlerle tarımsal faaliyetlere devam etmesi kendi zararınadır” diye konuştu.

Çiftçiler kurumumuzla sürekli irtibat halinde olsunlar

Tarımsal ürünlerde üretim kapasitesini arttırmak ve kaliteyi yükseltmek için çiftçi eğitimlerinin aralıksız bir şekilde sürdüğünü belirten Atalar, çiftçilerin kurum ile sürekli olarak irtibat halinde olmalarına vurgu yaparak çiftçilere şu mesajı verdi: “Çiftçilerimiz elbette ki yıllardır belli konularda ciddi bilgilere ve deneyimlere sahipler. Fakat tarımsal üretimin teknik bazda bazı ayrıntıları ve teknolojik açıdan belli güncellemeleri var. Çiftçilerimiz bu gelişmeleri kurumumuz aracılığıyla takip ederek kendilerini yenileyebilirler ve ürün maliyetlerini düşürerek, verimlerini arttırarak daha çok kazanç sağlayabilirler.”

Kesin sonuçlar numunelerin laboratuvar incelemeleri bittiğinde ortaya çıkacak

Dicle nehrinde yaşanan toplu balık ölümlerine ilişkin olarak bir değerlendirmede bulunan Atalar, şunları söyledi: “ Bu konuda Balıkçılık ve Su ürünleri Yetiştiriciliği Şubemiz  bünyesindeki uzman ekipler hemen Dicle nehrine gittiler ve Dicle nehri on gözlü köprü civarında yaşanan balık ölümleriyle ilgili arkadaşlarımız hem sudan hem de balıklardan numune alarak laboratuvara gönderdiler ve onların sonuçlarını bekliyoruz. Ama arkadaşlarımızın ilk tespitlerine göre ise orada suyun debisinin azalması, su sirkülasyonunun azalmasından kaynaklı oksijen yetersizliğinden bazı yerlerde balık ölümlerinin yaşandığı noktasında bir ön bilgi elde ettik. Tabii ki, bu sonuçta bir kanaattir ve kesin sonuçlar laboratuvarda incelenen numunelerin sonuçları çıktığında ölümlerin kesin nedeni anlaşılacaktır.”

 

Bir hasat sezonunun sonunda Tarım İl Müdürü Mustafa Ertan Atalar ile bu yılki üretim rekoltelerini, çiftçilerin üretim kalitesini, kapasitesini arttırmak için yapılması gereken faaliyetleri ve Dicle nehrinde yaşanan balık ölümlerini konuştuk.

Bir tarım sezonunda daha hasat mevsimi sona erdi. Bu yılki ürün rekolteleri hakkında neler söylemek istersiniz. Geçtiğimiz yıla nazaran bir artış söz konusu mu?

Buğday üretimimiz geçen yıla göre yüzde 20 arttı

Bilindiği gibi Diyarbakır ilimiz hububat ve bakliyatta önemli bir ürün potansiyeline sahiptir. Yıllara göre yaklaşık 300 bin dekarlık bir değişiklik olmak kaydıyla toplamda 4,5 milyon dekar civarında buğday ve arpa ekim alanımız mevcuttur. Buğday ve Arpa ’da Temmuz itibariyle hasat sezonu kapandı. Bu seneki verimlerde ise geçen yıla oranla yüzse 20 civarında bir artış söz konusu. Tabii ki, henüz TÜİK verileri açıklanmadı ancak şuan bizim kendi tespitlerimize göre ki, zaten bizim tespitlerimiz TÜİK verilerine kaynak olmaktadır,  bu yıl itibariyle yüzde 20 bir atışın olduğu görülmektedir. Nihai rakam ise TÜİK verileri ile ortaya çıkacaktır. Geçen yıl 1 milyon 150 bin ton buğday üretimimiz vardı. Bu yıl ise bu üretimin 1 milyon 300 bin ton civarında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Hasat bitti, bütün veriler toplandı ve kesin sonucu da TÜİK verileri açıklandığında hep birlikte göreceğiz. Dolayısıyla bu yıl buğday ve arpa veriminde ciddi bir artış söz konusu ve çiftçilerimiz de bundan oldukça memnun kaldı.

‘Mercimekte bu yıl 200 ila 250 arasında ortalama bir verim var’

Bunun dışında bakliyatta, özellikle kırmızı mercimek Ekimi 630 bin dekar alanda 123 bin ton ile Türkiye’de birinci sıradayız. Mercimek üretiminde de bu yılki rakamlar oldukça yüksekti. Bizzat hasada da eşlik ederek bire bir şahit oldum, hem Kayapınar’ın köylerinde hem Çınar’ın köylerinde hasadı izledim ve gördüğüm kadarıyla mercimekte bu yıl 200 ila 250 arasında ortalama bir verim var. Çiftçilerimiz fiyatlardan da oldukça memnun. Çiftçimiz, 2.80 TL’ye kadar mercimeğini sattı. Yani, bu yıl çiftçimiz mercimek üretiminde de fiyatta da oldukça iyi bir sezon geçirdi.

‘Pamuk ekim alanında geçen seneye göre 40 bin dekarlık bir artış var’

Pamuk ve Mısır ekiminde de ciddi alanlarımız var. Pamuk ekim alanında geçen seneye göre 40 bin dekarlık bir artış söz konusu. Geçen sene 297 bin dekar olan pamuk bu sene 338 bin dekar civarında gerçekleşti. Türkiye sırlamasında da pamuk ekiminde ilk beşin içindeyiz. Pamuk hasadı da bitmek üzeredir. Bu yıl Diyarbakır’da ortalama 600 ila 650 kiloya kadar bir verim var bu da ilimiz şartlarında standart verimlerin içerisindedir. Hatta bir kısım çiftçilerimizin bu standardın üzerinde bir verim aldıklarını da biliyoruz. Pamuk üretimi bakanlığımız tarafından çok ciddi bir şekilde destekleniyor. Pamukta pirim desteği kilogram başına 80 kuruştur. Bir dekara ortalama 600 kilo bir üretim gerçekleştiğinde dekara 480 TL bir destekte bulunulmuş oluyor. Buna mazot ve gübre desteklemeleri de eklendiğinde bu rakam dekar başına 500 TL’yi geçmektedir. Bu da pamuktaki üretim maliyetinin yaklaşık olarak üçte ikisinin karşılanması demektir. Biz pamuk üretiminde maliyetlerin yaklaşık yüzde 60’ını karşılıyoruz. Mısır ekim alanlarında ise ilimiz 300 bin dekarın üzerinde seyrediyor. Mısır üretiminde de yine Türkiye’deki ilk 8 ilin arasındayız. Mısır verimleri de ortalama standart verimler üzerinden seyrediyor. Mısırda da hasat dönemi sonlandı ve iyi bir verim söz konusu.

Çiftçilere yapılan mazot ve gübre desteklerinde ödemeler gerçekleşti mi durum nedir?

 

‘Özellikle pamukta dekar başına 40 TL mazot ve gübre desteklemesi yapılıyor’

Bir yıl önceki desteklemeler ödendi ancak 2017 yılında yapılan ekimler için desteklemeler 2018 Şubat ayında yapılacak.  Özellikle pamukta dekar başına 40 TL mazot ve gübre desteklemesi yapılıyor. Yani, çiftçinin kullandığı yakıtın yarısı ödenmiş olacak. Buğday, arpa, çavdar ve yulafta ise dekar başına 17 TL mazot ve gübre desteği var. Ayçiçeği, soya ve mısır için 21 TL destek ödenecek. Aspir, nohut, kırmızı mercimekte ise 15 TL desteklemede bulunulacak. Yem bitkileri, çay, kuru soğan ve diğer bitkilerde ise 13 TL mazot ve gübre desteği sağlanacak. Çiftçilere verilen bu desteklemeler bakanlık tarafından maliyet hesapları gözetilerek yapılıyor.

Mazot ve Gübre desteğinin ödeme takvimi konusunda bir değişiklik mümkün mü, Ekim sezonunda bu ödemeler yapılamaz mı?

Ekim gerçekleşmeden ödeme yapılması mümkün değil

Şimdi bu yapılan işlemler tarım gerçekleşirse ödenecektir. Tarımın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği netleşmeden bir ödeme yapılması mümkün değil. Ekim sezonu ürüne göre değişiyor ve bu süre Ekim, Kasım ayları içinde gerçekleşmektedir. Şimdi önden çiftçinin hangi tarlaya ne kadar ürün ektiğini bilmemiz mümkün olmadığı için ancak ürün ekim sezonu bittikten sonra, çiftçi ektiği ürünü belgeledikten sonraki süreçte bir ödeme yapılabiliyor. Yani, Çiftçi Kayıt Sistemine göre, o kayıtlara göre biz hangi çiftçinin nereye ne kadar ürün ektiğini tespit edebiliyoruz ve ona göre bir ödeme takvimi gündeme geliyor. Çiftçi ektiği ürünün ne olduğunu ve miktarını beyan ettikten sonra ve bunlar sisteme düştükten sonra ancak ödeme yapılabiliyor. Bu gerçekleşmeden afaki olarak bir ödeme yapmamız mümkün değil. Ayrıca bu ödemelerin yılda iki defa, çiftçinin en çok ihtiyaç duyduğu dönemde yapılması huşunda çalışmalar da var. Fakat o kadar çok kalemde destekleme var ve bunun zamanları o kadar farklı ki mümkün mertebe en uygun tarihlerde ödeme yapılması için çalışmalar sürüyor.

Yeni bir ekim sezonundayız, çiftçilerin sertifikalı tohuma ilgisi ne düzeydedir, çiftçileri sertifikalı tohum kullanmaya teşvik için ne gibi çalışmalarınız var?

‘Diyarbakır, sertifikalı tohum üretiminde ciddi bir merkezdir’

Diyarbakır’daki sertifikalı tohum kullanım ve üretim desteği konusunda Türkiye genelinde söz sahibiyiz. Özellikle özel sektör eliyle sertifikalı tohum üreten 23 tane firmamız var. Diyarbakır’da aşağı yukarı 200 bin dekarlık alanda sertifikalı tohum üretiliyor. Geçen yıl için 21 üretici firmaya 12,2 milyon TL üretim desteği vermişiz. Diyarbakır, sertifikalı tohum üretiminde ciddi bir merkezdir. Bu firmalardan 4 tanesi de ARGE yetkisi aldı ve kendi tohumlarının sertifikasyon işlemlerini de yapabilme yetkisindedir.

Diyarbakır’da üretilen sertifikalı tohum ihtiyacı karşılayabilecek kapasitede midir?

‘Burada üretilen tohumlar yurt dışına dahi gidiyor’

Diyarbakır’da yetişen sertifikalı tohumu il dışına da gönderiyoruz. Hatta burada üretilen tohumlar yurt dışına dahi gidiyor. Bu bölgede başta Tarımsal Araştırma Enstitüsü olmak üzere Üniversitenin ve ARGE çalışması yürüten firmaların ürettiği toplam 43 çeşit tohum piyasada bulunmaktadır. Bölge şartlarına uyum sağlayan ve standardın üzerinde tohum çeşitlerimiz ile çiftçilerimizin hizmetindeyiz. Ayrıca buradan bu çalışmalarda emeği geçen herkese teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Geçen yıl 14 bin 199 çiftçimize 2 milyon 223 bin dekar alanda sertifikalı tohum kullanım desteği ödendi. Yaklaşık olarak 25 milyon TL’lik bir ödeme yapıldı. Bizim hububat ekim alanlarımızı dikkate aldığımızda bu oran yüzde 44’lere isabet ediyor. Bu da ilimizde Türkiye ortalamasının daha üzerinde bir sertifikalı tohum kullanımı olduğunu göstermektedir. Aslında bu rakam daha da yüksektir, çünkü bölgede ağırlıklı olarak ekimin yoğun olarak yapıldığı bölgelerde sertifikalı tohum kullanım oranı yüzde 80’lerdedir.  Fakat küçük ve parçalı arazilerin olduğu yerlerdeki çiftçilerimizde sertifikalı tohum kullanım oranı ise daha düşüktür.

 

 

Sertifikalı tohum kullanmaları çiftçilerimizin yararınadır

Küçük üretimin olduğu yerlerdeki sertifikalı tohum kullanımını arttırmak için gerekli eğitim çalışmalarını ağırlıklı olarak sürdürüyoruz. Sertifikalı tohum demek bazı özellikleri yönüyle bölge şartlarında çiftçilerimizin en iyi verim alabilecekleri çeşitlerdir. Sertifikalı tohumun çimlenme gücü yüzde 99 civarındadır. Yani, çiftçimiz sertifikalı tohum kullandığında 100 tohumdan 98 - 99 tanesi çimlenecektir. Ama çiftçilerimiz kendi üretmiş oldukları üründen tohum alırlarsa bunun içinde fire oranı çoğalacaktır. Yani, çiftçi kendi tarlasından ayırdığı tohumun bir kısmından ürün elde edemeyecektir, tarlasına tohumun bir kısmını boşuna atmış olacaktır. Çiftçinin kendi tarlasından elde ettiği tohumun çimlenme oranı yüzde 80’i geçmez. Bu durumda çiftçimiz kendi tarlasından elde ettiği üründen kullandığı tohumun yüzde 20’sinden ürün alamaz. Bu da çiftçinin baştan bir kayıp yaşaması demektir. Çiftçi bu kaybı telafi etmek için dönüme daha fazla tohum kullanmak zorunda kalıyor. Normal şartlarda sertifikalı tohum kullandığında dekara 22 kilo atacağı yerde kendi tohumunu kullanarak 35 kiloya kadar tohum atmak zorunda kalabiliyor. Böyle olunca da çiftçinin kullandığı tohumun maliyeti yükselmiş oluyor. 20-22 kilo tohum kullanmak nerede 30-35 kilo tohum kullanmak nerede. Neredeyse yarı yarıya daha çok tohum kullanılmış oluyor. Ayrıca bunun kardeşlenme sayısı, ürünün kalitesi vs. bunları da göz önüne aldığımızda sertifikalı tohum kullanımı çiftçimizin yararınadır. Yani, sertifikalı tohum kullanımı hem maliyet hem de verim açısından çiftçilerimizin avantajınadır. Tüm yabancı maddelerinden arındırılmış, İlaçlaması yapılmış ve üretim kapasitesi açısından da en yüksek verimi alabileceği sertifikalı tohum varken, çiftçimizin eski usul yöntemlerle tarımsal faaliyetlere devam etmesi kendi zararınadır. Çiftçi her yıl kendi ürettiği üründen tohumluk kullandığında yüzde 10’a kadar bir verim kaybı yaşıyor ve bu her yıl katlanarak büyüyor. Yani, çiftçi bütün bakımlarını yapmış olsa dahi kendi tohumundan üç yıl içinde otomatikman % 25-30 civarında bir kayıp yaşıyor.

Belirlediğimiz küçük üretici çiftçilerimize bir ton sertifikalı tohum verildi

Sertifikalı tohumu özendirmek ve yaralarını çiftçilerimizin daha iyi görmelerini sağlamak amacıyla burada sertifikalı tohum üretimi gerçekleştiren firmaların katılımıyla sertifikalı tohum dağıtım töreni yaptık. Özellikle arazisi küçük olan çiftçilerimize sertifikalı tohumun yararlarını anlattıktan sonra belirlediğimiz her bir çiftçimize tamamen ücretsiz bir şekilde bir ton sertifikalı tohum verdik. Her ilçeden belirlenen çiftçilerimize sertifikalı tohum üreten firmalar tarafından verilen bu bir ton tohumla şunu amaçladık; çiftçilerimiz kendi bölgelerinde sertifikalı tohumun verimini kendi gözleriyle görsünler ve faydalarını anlasınlar. Silvan’ın büyük bir kısmında, Bismil, Çınar, Ergani ve merkezdeki dört ilçemiz ve Eğil ve Çermik’in bir kısmında yoğun tarım yapılan alanlarında sertifikalı tohum kullanım oranı oldukça yüksektir. Çiftçilerimiz artık hangi çeşidin bölgesinde daha çok verim verdiğini kendisi tecrübe etmiş oldu. Şuan için küçük üretici çiftçimizin ekim yaptığı alanlarda da sertifikalı tohum kullanımını yaygınlaştırma konusunda ciddi mesafeler kat etmek üzereyiz.

 

Çiftçi eğitimlerinden bahsettiniz bu eğitimlerde çiftçilerin ne kadarına ulaşabildiniz?

Çiftçi eğitimlerimiz aralıksız sürüyor

Bütün ilçelerde belli bir program dahilinde eğitim çalışmalarımız sürüyor. Kimi zaman okullarda kimi zaman köy kahvehanelerinde kimi zaman ise muhtarların belirlediği yerlerde bu eğitim çalışmaları yapılıyor. Bu sene Nisan ayında Tarımsal Araştırmanın bin kişilik konferans salonunda bu eğitimleri yaptık. Bunu yanı sıra tüm ilçelerde ve il genelinde Vali Bey başkanlığında bütün sektörün, sanayicilerin, uncuların, yemcilerin katılımıyla çalıştay şeklinde bir toplantı yaptık. Yine bu çalışmaları köylerde de yaptık. Tüm bu çalışmalarda Süne ile mücadelenin nasıl yapılması gerektiğini anlattık. Süne’nin yaşam döngüsünün nasıl olduğunu, nerede yaşadığını, tarlaya ne zaman geldiğini, geldiğinde geçirdiği evreleri, ürüne verdiği zararları vs. bütün bu süreçleri anlattık. Bizim çiftçimiz genelde yabancı ot ilaçlaması yaparken Süne ilacını da katıyor ve bir seferde ilaçlamasını tamamlıyor. Ancak tarlaya ilk gelen Süne çok fazla bir zarar vermez. Süne’nin ilk geldiği zaman değil, onun çoğaldığı, yumurtalarını bıraktığı zaman çok zararlıdır ve Süne ile mücadelenin yapılacağı zaman da budur. Biz tam da bu eğitimlerde Süne ile mücadelenin yapılacağı doğru zamanı anlatmaya çalışıyoruz. Zamansız ilaçlama aynı zamanda Süne ile mücadele edecek doğal engelleri, yararlı böcekleri de öldürmüş oluyorsunuz. Yani, Süne ile doğal yollardan mücadele eden canlıların tamamını yok etmiş oldunuz. Çiftçilerimize bu eğitimlerde bunun teknik detaylarını anlatıyoruz.  Bu eğitimler bazen böylesine büyük organizasyonlarla bazen de ilçelerde ve köylerde gerçekleştirdiğimiz toplantılarla yapıyoruz. Artık çiftçilerimizin büyük bir çoğunluğu bizim belirlediğimiz takvime göre ilaçlamasını yapıyor. Biz, il genelinde saha da görevlendirdiğimiz yaklaşık 100 görevli ile alandayız. İki ay boyunca tarla tarla gezerek gerekli tespitlerimizi yapıyoruz ve ilaçlamaya gerek olup olmadığını çiftçilerimize bildiriyoruz. Yani, çiftçimizin boşuna ilaç kullanımının önüne geçmiş oluyoruz. Çünkü ekonomik zarar eşiğini geçmeyen yerde yapılan ilaçlama çiftçilerimizin zararınadır. Buradaki amacımız en az ilaç kullanarak ve doğal dengeyi de bozmayarak en yüksek sonucu almaktır.

Hayvancılık açısından Diyarbakır’da durum nedir?

‘Hayvan varlığımızı devamlı olarak takip halindeyiz’

Hayvancılık açısından ilimizin ciddi bir potansiyeli vardır. Özellikle küçükbaş hayvanda 1 milyon 280 bin kayıtlı hayvanımız var. Büyükbaş hayvanda da 388 bin adet hayvanımız var. 2003 yılından beri gerek küçükbaş gerekse de büyükbaş hayvan sayımızda belli bir artış olduğunu görüyoruz. Bu artış her yıl küçükbaş hayvanlarda yüzde 4,5, büyükbaş hayvanlarda ise yüzde 5,5 şeklindedir. Hayvan tanımlama sistemimiz sayesinde ne kadar hayvanımız var bunu kayıt altına almışız. Hayvanların nakilleri, aşıları vs. her şeyi sistemimizde görüyoruz. Yine, küçükbaş hayvanda elektronik küpe kullanımına başladık. En son rakamlarla elektronik küpe kullanımında sayımız 500 bini geçmişti. Yani, hayvan varlığımızı devamlı olarak takip halindeyiz. Şuan sonbahar, 187 veterinerimiz arazide ve Şap hastalığına karşı aşılamalarımız devam ediyor. Köy köy ev ev gezen veterinerlerimiz aşı yaptıkları yerde de hayvanların kayıtlarını güncelliyor. Yani, sistemimizde sürekli olarak hayvanlarımızın durumu güncelleniyor. Yine, senenin belli dönemlerinde de desteklemeye konu olan hayvan sayıları belirleniyor. Bunun dışında da gerek çiftçilerimizin gerekse de muhtarların talepleri olduğunda o köylere, işletmelere giderek gerekli çalışmaları yapıyoruz. Artı, kurbanlık dönemlerinde kurban olabilecek hayvan sayılarımızı da tespit ediyoruz. Bu seneki kurbanlık hayvan sayısında ciddi bir artış da vardı. Toplamda bakarsak son 13 yılda büyükbaş hayvanda yüzde 47, küçükbaş hayvanda ise yüzde 36’lık bir artış sağlandı. Tabii ki, her geçen yıl nüfusumuz da artıyor, kişi başına düşen et miktarı da artıyor. Buna paralel olarak da hayvan sayımız artıyor.  Ayrıca dişi hayvanların kesimi de yasaktır ve tespit edilmesi halinde gerekli yasal işlem yapılır.

Dicle nehrinde yaşanan toplu balık ölümleriyle ilgili bir incelemeniz oldu mu, durum nedir neden bu ölümler yaşandı?

 

 

 

Öngörümüz, balık ölümlerinin suyun debisinin düşmesine bağlı olarak oksijen azalmasından kaynaklandığı…

Bu konuda Balıkçılık ve Su ürünleri Yetiştiriciliği Şubemiz var. Bu şubemiz bünyesindeki uzman ekipler hemen Dicle nehrine gittiler ve biz bu kontrolleri de sadece bu olay üzerinden değil belli aralıklarla düzenli olarak yaparız. Nitekim Dicle nehri on gözlü köprü civarında yaşanan balık ölümleriyle ilgili de arkadaşlarımız gittiler ve hem sudan hem de balıklardan numune alarak laboratuvara gönderdiler ve onların sonuçlarını bekliyoruz. Ama geçmiş yıllarda da benzer ölümler yaşandığı için bu konuda öngörülerimiz var. Arkadaşlarımızın ilk tespitlerine göre de orada suyun debisinin azalması, su sirkülasyonunun azalmasından kaynaklı oksijen yetersizliğinden bazı yerlerde balık ölümlerinin yaşandığı noktasında bir ön bilgi elde ettik. Yani, suyun debisi azaldığında sudaki bazı popülasyonlar artıyor, oksijen azalıyor ve buna bağlı olarak da ölümler yaşanabiliyor. Tabii ki, bu sonuçta bir kanaattir ve kesin sonuçlar laboratuvarda incelenen numunelerin sonuçları çıktığında ölümlerin kesin nedeni anlaşılacaktır.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey ya da çiftçilere bir mesajınız var mı?

Çiftçilerimiz kurumumuzla sürekli olarak istişare halinde olsunlar

Yine bir üretim sezonunun başındayız. Eylül ayından Aralık ayına kadar çeşitli ürünlerde ekimler yapılıyor. Çiftçilerimizden özellikle isteğimiz bizimle sürekli olarak irtibat halinde olmalarıdır. Çiftçilerimiz elbette ki yıllardır belli konularda ciddi bilgilere ve deneyimlere sahipler. Fakat tarımsal üretimin teknik bazda bazı ayrıntıları ve teknolojik açıdan belli güncellemeler var. Çiftçilerimiz bu gelişmeleri kurumumuz aracılığıyla takip ederek kendilerini yenileyebilirler ve ürün maliyetlerini düşürerek, verimlerini arttırarak daha çok kazanç sağlayabilirler. Kurumumuza bağlı uzmanlaşmış teknik kadromuz sürekli olarak arazideler ve gerekli her türlü desteği çiftçilerimize sağlamak için görev başındalar. Her işletmemizden sorumlu tarım danışmanlarımız var. Yine, çiftçilerimizin talepleri doğrultusunda arazide gerekli tüm kontrolleri de yapmaktalar. Çiftçilerimizden talebimiz gereksiz ilaçlamadan ve gereğinden fazla gübre kullanımından kaçınmalarıdır. Bizim kontrolümüzde gerekli işlemler yapılarak, toprak analizleri yapıldıktan sonra doğru bir şekilde gübre kullanımı yapmalarını istiyoruz. Sertifikalı tohum kullanmayan çiftçilerimizin de artık sertifikalı tohum dışında tohum kullanmamalarını öneriyoruz. Yıl içinde yabancı otlarla mücadelede kullanacakları ilaçları bizim tavsiyelerimizi göz önünde bulundurarak hareket etmelerini istiyoruz. Özellikle Süne ile mücadelede bizim bilgimiz dahilinde ilaçlama yapmamalarını bekliyoruz. Çiftçilerimizin arazide kullanacakları her türlü materyalde bizim uyarılarımıza uygun hareket etmelerinin kendi yararlarına olacağını belirtmek istiyorum. Bütün çiftçilerimizin verimli bir üretim sezonu geçirmelerini temenni ediyorum.”

 

Ali Abbas Yılmaz / Özel

 

 

 

 

 

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim