1. YAZARLAR

  2. Zeynep ABBASOĞLU

  3. “SEVMEK GÜZEL MESLEK”
Zeynep ABBASOĞLU

Zeynep ABBASOĞLU

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

“SEVMEK GÜZEL MESLEK”

A+A-

 

 

Çocukluğumda, cumartesi sabahları gözümden uyku akarak götürüldüğüm, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası binasının hemen arkasında yer alan cer atölyelerinin varlığından haberdar olmam, Cermodern Çağdaş Sanat Müzesi’nin 2010 senesinde açılması ile oldu.

Trenleri çok sevmeme rağmen orda duran vagonların, dikkatimi çekmemesi epey garip aslında. Müzenin açılışından sonra öğrendim ki  Ankara Cer Atölyeleri Cumhuriyetin ilk yıllarında, T.C.D.D.’ye ait lokomotiflerin bakımı ve cer motorlarının imalatı için kurulmuş.

Müze açıldığı günden beri ev sahipliği yaptığı sergiler ile de beni kendine cer etmekte.

7 Nisan 2017 tarihinde ziyarete açılan “Bedri Rahmi Eyüpoğlu “Sevmek Güzel Meslek”  retrospektif sergisine, çocukluğumdaki gibi gözümden uyku akarak, ama adeta kanatlarımı takarak gittim. Bu derece beni heyecanlandırmasının sebebi, Bedri Rahmi’nin bugüne kadarki en kapsamlı retrospektif sergisi olmasının yanında, bazı eserlerinin ilk kez sergileniyor olmasıydı.

Eyüboğlu’nun sanattaki çok yönlülüğü, benim sergiyi gezmemi zorlaştırdı. Önce hızlı bir tur atıp resimlere baktım, ardından camekanlar içinde sergilen mektuplarını okudum ve şiirleri ile ruhuma mükellef bir ziyafet çektim.

Aşkın resimleri ve şiirleri bir aradaydı. Aşkı şiirden ayırmak bana göre de çok zor zaten. Çağdaş aşk masalının iki kahramanı Eren ve Bedri’nin birbirlerine yazdıkları resimli aşk mektuplarını okuduğumda Lale Müldür’ün dizelerindeki gibi ”Bir şaire aşık olmalı” diye içimden geçirmedim dersem, eşim bana darılmaz herhalde.

Eskiden beri oynamayı çok sevdiğim ve benim uydurduğum bir oyun vardır. Oyun şöyle; vitrine, bir kataloğa ya da aklınıza gelen herhangi bir şeye bakarak yanınızdakine sorarsınız “Buradan birini alabilecek olsan hangisini alırdın?” Sergide de aynısını yaptım ve altında “Seni düşünürken bir çakıl taşı ısınır içimde” yazan 1962 tarihli resmi seçtim.

Yan salonda ise Bedri Rahmi sergisine çok yakışan bir fotoğraf sergisi vardı. Frida&Diego: Yolun Yarısında Bir Tebessüm...

Sanatçı aşkları ya da belki aşkın kendisi, tutkuyu, nefreti ve duyguları hiç ara tonlara girmeden yaşatıyor. Frida-Diego aşkında da Eren-Bedri aşkında olduğu gibi sayısız kavuşma- ayrılık, aşk-nefret beraber yaşanmıştı. Yaşadıkları sayısız ayrılığa rağmen, ilişkilerini ve sevgilerini her dem korumayı başarmışlardı.

İki sanatçı çift, iki benzer hikaye. Dünya sanat tarihi ayrı bahsedecek, aşk tarihi ise ayrı... Sevmek bile sanat işi...

Bedri Rahmi sergisi için çok özel ve sınırlı sayıda bir kitap hazırlanmış. Kimler yok ki içinde? Aziz Nesin’den, Yaşar Kemal’e, Turan Erol’dan, İlhan Berk’e kadar herkes yaşadığı Ressam Bedri Rahmi’yi, Şair Bedri Rahmi’yi ve sayısız öğrenci yetiştirmiş Hoca Rahmi’yi anlatmış.

Kitaptan bir tane satın alıp, müzenin kafesinde oturdum ve Tandoğan Meydanı’nda, sıcak yaz günlerinde, çocuklara havuz görevi de yapan, talihsiz ‘Su Perileri’ heykeline bakarak kitabı karıştırdım.

İtalya’dan 1924 yılında getirilen heykel önce Kızılay Meydanı’na, oradan Tandoğan Meydanı’na getirilmiş ve maalesef sonrasında ise 18 yıl boyunca depoda kaderine terk edilmiş. Bu heykelin hikayesi bana, kimsesi olmayan yaşlı bir akrabanın biraz o evde, biraz bu evde, sığınarak kalması gibi hüzünlü geliyor. Müzenin bahçesinde, vefalı bir akrabanın sahip çıkması ile huzur bulmuş gibi duruyor, umarım son durağıdır burası...

Bu yazı toplam 2722 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.