• Diyarbakır10 °C
  • Batman13 °C
  • Mardin11 °C
  • Bingöl10 °C
  • Bitlis5 °C
  • Elazığ10 °C
  • Erzincan7 °C
  • Şanlıurfa11 °C
  • Erzurum6 °C
  • Ağrı1 °C
  • Gaziantep9 °C
  • Hakkari7 °C
  • Muş3 °C
  • Siirt8 °C
  • Van8 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sihirli sözcükler kendileri yazıyor
30 Mart 2016 Çarşamba 14:17

Sihirli sözcükler kendileri yazıyor

Algoritmalarla oluşturulan metinler internet sitelerini, haberleri aşıp kitaplara da sıçrıyor. Yönetim bilimi profesörü Philip Parker’ın tasarladığı bir cihaz, kitapları kendiliğinden yazıyor.

 

Rita Skeeter’ın sihirli kalemini anımsar mısınız? Harry Potter’ınki gibi bir dünyada kalemin de sihirlisi eksik olmaz elbette. Tez-tekrar tüyü denilen bu kalem yazılması istenenleri kendi kendine yazar. Seri boyunca imla kontrolü yapanından tutun, sınavlarda kopya çekmeyi engelleyenine kadar başka pek çok sihirli kalemden söz edilir. Kelime işlemcilerindeki otomatik imla kontrolü, akıllı telefonlardaki otomatik tamamlama gibi özellikler hayatımızın ayrılmaz parçaları oldu bile. Kopya deseniz, herhangi bir metnin bir yerden kopyalanıp kopyalanmadığını kontrol eden uygulamalar yıllardır var, karşılaştırma yapılan veritabanlarıysa giderek genişliyor.

 

“Sihirli” bir şekilde beliren sözcükler de artık pek uzakta görünmüyor. Loughborough Üniversitesi’nde geliştirilen bir maske nefes dalgalanmalarını sözcüklere dönüştürebiliyor. Frontiers of Neuroengineering dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre iç konuşmalarımız da beyin nöronlarının gözlemlenmesiyle algılanabilecek. Berkeley Kaliforniya Üniversitesi’nden Brian Pasley ve ekibinin yaptığı deneyde, beyinlerine elektrot yerleştirilmiş yedi epilepsi hastasına çeşitli metinler okutularak harflere karşılık gelen beyin dalgaları gözlemlenmiş ve bir algoritma yardımıyla deneye katılanların iç konuşmaları tespit edilebilmiş. Şu an sadece belli sesleri algılayabilen teknoloji özellikle konuşamayan hastalar için umut verici. Edebiyat için de bir şeyler ifade edeceği kesin. Örneğin bilinçakışı tekniğiyle yazılan eserler bu teknoloji kullanılarak yazılsa karşımıza nasıl metinler çıkardı? Ya da yazmak kolaylaşacağı için daha çok şey mi yazılırdı? Rita Skeeter sihirli kalemi olmasa Dumbledore’un biyografisini o kadar hızlı yazamayacağını söylemişti.

Metinler oluşturmak için güvendiğimiz yalnızca ellerimiz, nefesimiz ya da beyin dalgalarımız değil. Artık çeşitli algoritmalarla yapay zekâlı robotlar da görünmez yazarlar olarak ekranlarımızda dolaşıyor. Bilgisayarların çeşitli kaynaklardaki verileri derleyerek oluşturduğu yazılar, Forbes gibi tanınmış medya sitelerinde kendine yer buldu. Bu teknolojiyi kullanan birçok firma adını gizli tutmayı tercih etse de gizlilik gereği duymayanların arasında Gannett, Thomson Reuters, Associated Press, Xinhua gibi haber ajanslarının olduğu biliniyor.

 

Forbes’tan Lewis Dvorkin, algoritmalarla oluşturulan içeriklerle ilgili hiçbir şikâyet almadıklarını, sistemin mükemmel şekilde çalıştığını belirtiyor. Associated Press yazıişleri müdürü Lou Ferrara, Washington Post’a yaptığı açıklamada, “Teknoloji daha önce yapamadığımız şeyleri yapmamıza olanak veriyor,” dedi, “Böylece muhabirlerimizin en iyi işlerini ortaya çıkarabilmeleri için daha çok zamanı olacak.”

 

Geliştirici firmalardan Narrative Science’ın sisteminde metinler, metayazarların hazırladığı şablonlar yardımıyla oluşturuluyor. Örneğin spor yazılarında çoğunlukla 20. yüzyıl spor yazarı Ring Lardner’ın üslubu kullanılıyor. Kimileri kısa ve öz metinleri tercih ederken kimileri de blogculara özgü eleştirel üslupla yazılmış metinleri tercih ediyor. Pek çok üslup arasından seçim yapılabiliyor. Yazıların robotlar tarafından değil, insanlar tarafından yazılmış gibi görünmesi için algoritmalar özel olarak tasarlanmış. Haberlerin ânında oluşturulması, objektifliği, devasa verileri insanların ulaşamayacağı bir hızla analiz edebilmesi ve dil farklılıklarının daha az sınırlayıcı olması gibi özellikleriyle bu algoritmaları denemek isteyenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor.

 

Narrative Science başkanı Kris Hammond, önümüzdeki on beş yıl içinde haberlerin yüzde doksandan fazlasının bilgisayarlar tarafından yazılacağını öngörüyor. Hatta bir bilgisayarın yirmi yıl içinde Pulitzer Ödülü’nü kazanabileceği görüşüne katılıp katılmadığı sorulduğunda, yirmi yıl içinde değil birkaç yıl içinde kazanabileceğini belirtiyor.

 

Algoritmalarla oluşturulan metinler internet sitelerini, haberleri aşıp kitaplara da sıçrıyor. INSEAD’da yönetim bilimi profesörü Philip Parker’ın tasarladığı bir cihaz, kitapları kendiliğinden yazıyor. Kitabın türü, konusu belirlendikten sonra bilgisayar ilgili veritabanlarına bağlanarak kitabı hazır hale getiriyor. Parker bu şekilde 200 binden fazla kitap oluşturmuş. Üstelik birisi kitabı sipariş edene kadar kitabın adından başka bir şeyinin olması gerekmiyor, kitap sipariş edildikten sonra bir saat içinde içerik oluşturulup kitap formatına getiriliyor. Parker, bir şey hakkında yazılması için o konunun ilgi göreceğini düşünmenin şart olmadığı, okurun seçtiği özelliklerde (dilde, türde, konuda…) eserlerin sipariş ânında yaratılacağı daha özgür bir yayıncılık dünyası düşlüyor.

Peki sadece kurmaca dışı metinler mi söz konusu olan? Parker, sisteminin kurmaca kitaplarda, özellikle romantik ve bilimkurgu türlerinde de başarılı olacağını düşünüyor. Yaptığı bir deneyde okurlardan, Shakespeare’in bir sonesiyle bilgisayarın yazdığı bir sone arasında yazarları bilmeksizin seçim yapmalarını istemiş ve çoğu kişi bilgisayarın yazdığı soneyi tercih etmiş. Parker şöyle diyor: “Bu, bilgisayarın yazdığı daha iyi demek değil, Shakespeare bir dâhiydi, ama insanlar bilgisayarınkini tercih etti.” Bir başka kurmaca örneği Aleksander Prokopoviç’in (bilgisayarının) True Love kitabı. On yedi tanınmış roman örnek alınarak sadece yetmiş iki saatte hazırlanan kitap, Tolstoy’un Anna Karenina’sının bir varyasyonu olarak Haruki Murakami’nin üslubuyla yazılmış.

 

Bu gelişmelere dair en büyük korku, yazarların bir gün işsiz kalmasına neden olması. Algoritmalarda olmayıp insanlarda olan şeylerin arayışına girebiliriz, üstelik bu arayış bugün hiç de uzun sürmez. Peki ya gelecekte? Bugün yapılan bazı şeylere bakalım: Yüzüklerin Efendisi’nin özetini okuyup kitapla ilgili soruları yanıtlayabilen sistem, film diyaloglarını analiz ederek hayatın anlamına dair sohbet edebilen bot, veritabanına metaforları öğretmek için insanların şiirlerle görselleri eşleştirdiği Robotlar İçin Şiir projesi, birilerinin üslubuyla yazan ya da bir metnin kimin üslubuna benzer yazıldığını bulan bağımsız uygulamalar, görsellerinizi tanınmış ressamların üslubunda tablolara dönüştüren algoritmalar, görselleri sanrısal imgelere dönüştüren proje, metin halindeki hikâyeleri etkileşimli hikâyelere dönüştüren yapay zekâ, gelişmiş düzeyde editoryal önerilerde bulunan uygulamalar, yapay elyazıları oluşturan sinir ağları… Yaratıcı algoritmalar öylesine ilgi çekmiş durumda ki, Neukom Enstitüsü New Yorker’da ya da ortalama üstü bir antolojide yayımlanabilecek, “insan düzeyinde” öyküler ve soneler yazabilen algoritmalar için yarışma düzenlemeye başladı.

 

İnsanların düşüncelerini yazabilen robotlar ve yazmak için insanların düşünmesine ihtiyaç duymayan robotlar… Bir yerlerde, şimdilik hatlarını kestiremediğimiz bir köprü oluşuyor. Edebiyatın baş tacı “roman” yenilikçi yanıyla ortaya çıkmışken, yazınsal anlamda karşılaşacağımız yenilikler de gözümüzü çok fazla korkutmamalı sanırım. • M. Tila Sadık

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim