1. YAZARLAR

  2. Bedros Dağlıyan

  3. ŞİİR HAYAT YOLCULUĞUNA DÂHİLDİR
Bedros Dağlıyan

Bedros Dağlıyan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

ŞİİR HAYAT YOLCULUĞUNA DÂHİLDİR

A+A-

 

Önce şiir vardı. Hepinizin bildiği üzere Sümerlere dek inen şiirin ilki bir kadın tarafından eşine yazılmış ki bu edebiyatın şiirle başladığını göstermesi açısından büyük önem taşıyor. Şiirin bir ritmi vardır. İçinde barındırdığı müzikle size dokunur. Bütün dini kitaplardaki Tanrı kelamının dizeler şeklinde yazılmış olması tesadüf değildir. Kolay ezberlenmesi için ritme dayanması şiirin o büyüleyen, içine alan yeteneğinden dolayıdır.

Öykü de, Roman da şiire göre öyle yeni bir edebi sanat ki... Kendinizi bulurken o kısacık dizelerde, bir limanmışçasına sığınabilirsiniz de okuduklarınıza... Aşka, nefrete, kıskançlığa, sevgiye, paylaşmaya, kaygılarınıza hatta ırkçılığa dair içsel yolculuklar yaparsınız.

Sahi neden şiir yazarız. Hiç şiir yazmayan ya da denemeyen var mıdır hayatında… Kuşkusuz, çoğunluk buna evet demekte bir beis görmeyecektir.

Şiir dilde hayata dair bir yolculuktur. Hayatımızdan ayrı değildir, hayatımızdan daha özge de değildir; ta kendisidir. Hayatı, farklılıkları anladığında yazmak demektir. Bu hayata dair bir borçtur üstelik… Sanki yazmazsan olmazmış gibi hissedersin. Kendini ve hayata karşı duruşunu anlatmaktır şiir… Mademki hayatımız şiire dâhil, yazdıklarımızın hayata, barışa katkısı olmalı. O vakit toplumda karşı çıktığımız ölçüde linçe, ırkçılığa, gericiliğe, milliyetçiliğe dur demek mümkün hale gelebilir.

Başta da söylediğim gibi şiir bizimle başlamadı, dünyanın en eski geleneği… Eski yazıtlar bunu ispat ediyor işte… Yani şiir bizi etkilemeli, şairler bizi etkilemeli ki biz de şiir yazabilelim. Bazıları şöyle diyordur; duyarız ya: Efendim ben etkilenmemek için şiir okumuyorum. Sahi öyle mi? O sizin hüsnükuruntunuz efendim… Okumadıklarında daha şiiri baştan kaybediyorlardır farkında olmadan… Zihinlerinde örnekte yoktur üstelik… Demek ki şiiri sevmiyor diye düşünebiliriz bu gibiler için… Şiiri kaybedince, yok sayıp okumayınca yazdığının şiir olabilme olasılığı sizce kaçta kaçtır? Bu tür şiirlerin mezarlığı da zihinler ve okuyucular yerine facebook olmalı. Hani Atilla İlhan “Ayrılık, sevdaya dâhildir” diyor ya şiir benim hayatıma dâhildir diyorum

Yani canlar, sevgililer “Şiir şiire bakarak yazılır” diyorlar ya doğrudur vesselam… O şiir içinde çoğalmalı, yeni mecralar, menderesler çizmeli ki, yeni bir şiir doğabilsin.

Şimdi her çok okuyan da şair olur mu derseniz; bu da şüpheli… Haydar Ergülen şöyle diyor:  “Hiç olmazsa iyi bir şiir okuyucusu olursunuz ki bu da çok önemlidir.”

İyi bir şair (ki ben kendime şair de diyemiyorum henüz, bunca şiir okurken ve yazarken) şiiri, kendinin tanınır olabilmesinden daha fazla önemseyendir. Öyle ki bazen şiir sancılı bir bekleyiş gibi uzadığında, doğum sancısı çeker şair… Popüler oluşu şiirinin önüne geçmemelidir. Buna tabii ki artık tanınmış olan ve topluma mal olmuş üst düzey şairleri katmıyorum. Medya ve televizyonlarda sıkça rastlanan bazı isimlerin şiir kitabı çıkarıp bunu böbürlenerek anlatmalarını yadırgıyorum Onların asıl önemsedikleri bir şekilde devamlı gündemde kalmalarıdır.

Yani, etrafında olup biteni önemsemeyen şiirini toplumsal kaygılardan uzakta bir yerde tutan şairlerden de hiç hazzetmiyorum. Ha, şiir illa siyasi nitelik taşıyacak ve ajitasyon yapacakta demiyorum; kaldı ki bu tür şiirden, bazı şairler dışında ben de hoşlanmıyorum.

Ne diyor Orhan Veli:

“Deli Eder insanı bu dünya

Bu gece, bu yıldızlar, bu koku

Bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç”

Şiirle kalın, dostlukla kalın…

Bu yazı toplam 1009 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.