1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. Sinemalı ramazan geceleri
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Sinemalı ramazan geceleri

A+A-

 

Eskiden, ramazan geceleri, hele de mevsim yaz ise halkın bir bölümü, ağırlıklı olarak gençler sinemalara akın ederdi.

Gerçi Diyarbakır’da tiyatro yapan gruplar da gelip, gidiyordu ama yine de sinemaların önceliği vardı.

1940’lı 1950’li yıllarda sıkça kente grupça Anadolu turnelerine çıkmış tiyatro ve ses sanatçıları gelirdi. Buraya gelen gruplar aylar bazen aylar boyu kalır, Sonra bir başka kente giderlerdi.

En uzun süreli tiyatro gösterileri yaz mevsimi boyunca Dağkapı’da günümüzde hastaneler yolu olarak bilinen Dr. Yusuf Azizoğlu caddesi üzerinde, eski Öğretmen Okulu yerindeki YAZLIK TİYATRO Bahçesi’nde yapılırdı.

Kente sıkça gelen Muammer Karaca, Avni Dilligil, Kemal Dirim, İsmail Dümbüllü gibi ünlü tiyatrocular, Zati Sungur, Abra Kadabra  gibi ünlü illizyonistler ilgi görürdü

Özellikle Kemal Dirim, sahnelediği eserdeki diyaloglarda kentin tanınmış tipleriyle ilgili espriler yapardı,

Örneğin; oyunun bir yerinde birden karşısındaki adama “Çelebi Eser gibi ne o kadar kurrelenisen” ya da  “Bax seni Hello Baran’a sölerem ha…” ya da “Bozo nedim gibi çalım atma” gibi espriler yaptı mı yer yerinden oynardı…

Tiyatrolardan başka kantocular, meddahlar, ses sanatçıları da gelirdi. Bunların bazıları Dağ Kapıdaki Tiyatro Bahçesi’nde ya da Yeni Şehir Sinemasında gösteri yaparken, bazıları da büyük kıraathanelerin sahnelerine çıkarlardı…

Evet.  Kent içindeki bazı Kıraathanelerde de sahneler vardı. Kente gelen küçük tiyatro ve kanto yapan gruplar bu sahnelerde ucuz halk matineleri yapardı..

Sinemaların film afişleri kentin çeşitli semtlerinde boş duvarlara asılırken, ayrıca da faytonlarla sokak sokak gezdirilir, megafonla filmlerin tanıtımı yapılırdı.

Tanıtım yapılırken bu filmlerin büyük fedakarlıklarla “Ramazan şerefine” ya da “Bayram şerefine” getirildiği özellikle vurgulanırdı.

Biz çocuklar, “40 kısım tekmili birden” Kızılderili, kovboylu, Tarzanlı macera filmlerini tercih ederdik.

1940’lı yıllarda Çarşamba ve cumartesi günleri talebelere ve askerlere indirimli tarife uygulanırdı.

Cuma günleri de “kadınlar Matinesi” vardı.

Bazen paramız, bilet almamıza yetmezdi.

Bunun için filmin başlamasını bekler 5-10 dakika sonra kapıcıya cebimizdeki parayı vererek içeriye dalardık.

…………..

1940’lı yıllarda bir ara dram konulu Mısır filmleri moda oldu.

Mısır filmlerinde yeri geldikçe hüzünlü şarkılar, gazeller söylenirdi.

Bu tür filmlere dublaj sırasında ünlü Türk sanatçılarının şarkıları eklenirdi…

Özellikle bu kadınlar bu filmleri seyrederken gözleri şişerdi ağlamaktan.

Bundan esinlenen Türk film yapımcıları da benzer filmler çevirmeye başladılar.

En çok “Zengin çocuk, fakir kız” temaları işleniyordu.

Bir de birbirine aşık olan, ama kavuşamayan kız ve erkekten birinin veremden ölmesi…

1950’lı yıllarda bu kez komedi filmleri moda oldu.

Şarlo, Lorel Hardi, Jeri Levis,  Dane Key filmleri tutununca bizimkiler de hemen komedi filmlerine yöneldiler.

1960’lı yıllarda ise bu kez erotik filmler piyasa çıktı.

1970’lerde de vurdulu, kırdılı KARETELİ filmlerle, İtalyan Vestern filmleri.

Hoş bu tür filmlerin günümüzde de ilgi gördüğüne söylemek mümkün ya…

…………..

Size, Siverek yolunda çalışan Karayolcu’lardan dinlediğim çok HOŞ bir sinema OLAYINI anlatmak istiyorum.

1968 yılı yazında Karacadağ’ın öte yüzünde Siverek’e yakın Kaynak Şantiyesindeki karayolları 9. Bölge Müdürlüğü çalışanları fırsat buldukça bazı geceler Siverek’e gidip yazlık sinemalarda film seyrediyorlardı.

Dağ başlarında kurulan şantiyelerde başka türlü zaman geçmiyordu çünkü.

Bir akşam yine, aralarında kardeşim Kadri’nin de bulunduğu çalışanlardan bir grup Siverek’teki bir yazlık sinemaya gitmişler.

Başlamışlar beklemeye.

Saat 20.oo’de başlaması gereken film bir türlü başlatılmıyormuş.

15-20 dakika geçmiş, yarım saat geçmiş. Film bir türlü başlamıyor.

Seyirciler başlamışlar homurdanmaya, ıslık çalmaya, gazoz şişelerine vurmaya…

Bizim karayolculardan biri bir ara yanından geçen sinema personeli teşrifatçıya sormuş.

-Hemşerim film niye başlamıyor?.

Teşrifatçı gayet pişkin cevap vermiş.

-Abe, bir aile kaldı o da gelsin, hemen başlayacak…

- ……..

Bir de ünlü bir Ergani fıkrası var.

Hani Ergani’nin simgesi kutsal Zülküf Peygamber dağı  var ya.

O nedenle Ergani’de her 10 erkekten en az 6’sının 7’sinin adı ZÜLKÜF’tür.

Günün birinde, bir sinemada anons yapılmış.

-Zülküf bey, lütfen müdüriyete gelin, ziyaretçiniz var.

Ve sinema boşalmış…

---------------------------

 

 

Bu yazı toplam 788 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.