1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. SİNEMAMIZIN EN BÜYÜK EMEKÇİSİ
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

SİNEMAMIZIN EN BÜYÜK EMEKÇİSİ

A+A-

                                                                 "  Hiçbir şey  çocuğun hayal dünyasına benzemez.

                                                                    Hep çocuk kalmak istedim... Kaldım da..."

                                                                                                                          Lütfi  AKAD

            Türk sinemasının 1950-1980 arasındaki en etkin ve üretken döneminin en büyüğü olan Lütfi Akad;  on yıllar geçse de unutulmaması gereken filmlerin yönetmeni olmanın yanı sıra binlerce öğrenci yetiştirmiş öğretmeni, sinemaya büyük oyuncular ve yönetmenler "armağan" etmiş ustası ve sinema emekçilerinin haklarını toplu sözleşme masasında savunmuş sendika yöneticisi bir sinema emekçisi tek sözcükle özetlemek gerekirse sinemamızın "bilge"siydi.

             Lütfi Akad, sinemaya, 1946 Haziranında memuru olduğu Osmanlı Bankasındaki işini bırakarak hesap- kitap( muhasebe) elamanı olarak başlamıştır.Sonra çevre düzeni, yapım yönetmenliği sonrasında senaryo ve 1949 yılında Halide Edip Adıvar'ın Vurun Kahpeye eserinin yönetmenliği...

             Son uzun metrajlı filmi,  Gelin(1973). Düğün(1973) üçlemesinin son filmi olan Diyet' ti.(1974). Lütfi Akad'ın en önemli filmleri arasında son filmleri olan üçleme dışında, Sait Faik'in Menekşeli Vadi öyküsünden Türkan Şoray ve İzzet Günay'ın başrolde oynadığı Vesikalı Yarim(1968), Yılmaz Güney'le çektiği Hudutların Kanunu(1967), Kızılırmak-Karakoyun(1967), Kurbanlık Katil (1967), Orhan Kemal'in 1970 yılında romanlaştıracağı Kaçak'tan Vedat Türkali'nin senaryolaştırdığı  Üç Tekerlekli Bisiklet(1962), Gökçe Çiçek(1973), Irmak(1972), Attila İlhan'ın senaryosunu yazdığı Yalnızlar Rıhtımı(1959), Yaşar Kemal' ın eseri Beyaz Mendil(1955), Kanun Namına(1952) ,Yaralı Kurt(1972) ve Orhan Gencabay' ın oynadığı Bir Teselli Ver(1971) sayılabilir.

             Lütfi Akad, sinema emekçilerinin emeklerinin karşılıklarını alabilmeleri için sendika çatısı altında toplanmalarını savunucusu olmanın yanında sendikanın yöneticisi. örgütçüsü, toplu sözleşme pazarlığını yürüten temsilcisidir.

             O, "yardımcı oyunculardan, senaryocusuna, laboratuvardan ses uzmanına, oyunculardan çevre ve sanat yönetmenine her üye kendi uzmanlığında olan işin en iyisini vermeye çalışsa da" ;  "film kollektif bir iştir" sözünün doğru olmadığını, yönetmenin, "...kalabalığın ortasında bir yerde, ağır ağır, kaygılar içinde yapayalnız" olduğunu söyler.

             Lütfi Akad sineması üzerine yazdığı " Ustasız Bir Usta" başlıklı yazısında, sinema yazarı Burçak Evren şunları tespit ediyor.  " Akad'ın sinema dili, hiç kimse tarafından yadsınamayacak denli duru, saf gösterişten ve yapaylıktan tümüyle soyutlanmış bir dildir. Düz bir anlatım tüm filmlerine egemendir. Tüm filmografisinde alegorik anlatım, geri dönüşler, teması ortak olan koşut kurgular ya da buna benzer ortalama seyircinin algılamakta güçlük çekeceği hiçbir anlatım üslubu gözükmez. Onun sineması tıpkı bir fotoğraf makinası gibi gerçeği olabildiğince tespite yöneliktir."

             Lütfi Akad, anlatımını güçlü kılabilmek için kameranın kullanılmasını çok önemseyen bir yönetmendir. Göç olgusunu anlatan üçlemenin ilk filmi olan Gelin filmindeki bir sahne için birçok filminde birlikte çalıştığı sinemamızın önemli görüntü yönetmenlerinden Gani Turanlı'dan istediği şeyi şöyle ifade ediyor.

 "... sinemayla biraz yakından ilgilenenler bilirler, görüntüde nesnelerin büyük ya da küçük görünmesi çekim ölçeği denen bir ölçüye bağlıdır. İnsanı ele alacak olursak, bunu bütün bir boy olarak görebiliriz. Bu boyun da uzağı , yakını ve ortası olanı var. İşte ben orta mesafedeki boy çekiminde olmalarına karşın oyuncularımın daha yakınımızdaymış gibi varlıklarını duymak istiyordum.

  Böylece  dramatik gerilimi oyucuların baş çekimi yerine , üslubuma uygun sahne düzenlememle, dramı, oyuncular arasına düşmüş bir titreşim olarak vermeyi tasarlıyordum. Daha önce çalıştığım görüntü yönetmenlerine bir türlü anlatamamıştım. Ancak Gani Turanlı ne istediğimi anladı ve bunu bu filmde yakalamayı başardı "

              Lütfi Akad, 1950'li yılların sonundan itibaren göç olgusuyla ilgilenmiş, o yıllarda Orhan Kemal' le birlikte bu konu üzerine çalışmıştır, Orhan Kemal'in Gurbet Kuşları senaryosu ve sonra romanına yansıyan bu çalışma, neredeyse 10-12 yıl sonra Gelin, Düğün, Diyet üçlemesiyle Lütfi Akad sinemasında doruğa ulaşacaktır. Prof. Dr. Kurtuluş Kayalı'nın değerlendirmesiyle göç olgusu, Akad sinemasında Düğün filminde örgütlenmemiş seyyar satıcılar, Gelin'de büyümek isteyen esnaf, Diyet' te ise sanayi işçileri, sendika olarak görünecektir. Akad bu filmlerde senaryo çalışmasını genç bir yazarla Selim İleri ile yapacaktır.

              Lütfi Akad, 48 uzun metrajlı filmin dışında 8 tanesi ormanla ilgili toplam 10 belgesel film ile televizyon için Ömer Seyfettin'in eserlerinden kendisinin senaryolaştırdığı dört,  Prof.Dr.Faruk Erem'in Bir Ceza Avukatının Anıları adlı kitaptan dört ve Dört Mevsim İstanbul üst başlığı altında çekilen dört TV filmini yönetmiştir. Akad'ın başka yönetmenler tarafından sinemaya aktarılan 7, filme çekilmemiş 2 senaryosu vardır.TRT için çekilen bu filmlerden 'Emekli Başkan' ve 'Isı' filmleri idam cezasının gayri insaniliği ve adaletsizliği üzerine önemli rol oynamış  filmlerdir.

             Lütfi Akad, Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Düğün filmiyle en iyi yönetmen ödülünü, 'Hudutların Kanunu' ve 'Vesikalı Yarim' filmleriyle de aynı festivalde aldığı ödüllerin yanında birçok üniversiteden ve festivalden sinemaya verdiği emekle ilgili emek ödülleri verilmiş sinemamızın büyük ustasıdır.  Lütfi Akad sineması üzerine, pek çok bilimsel araştırma ve tez çalışması yapılmıştır, Prof.Dr. Alim Şerif Onaran'ın profesörlük tezi Lütfi Akad sineması üzerinedir.

             Lütfi Akad uzun yaşamının 23 yılını Mimar Sinan Üniversitesi, Sinema- Televizyon okulunda ders vererek geçirmiştir. Lütfi Akad "Işıkla Karanlık Arasında" adıyla yazdığı anılarının son cümlesinde bu 23 yıl için her zaman onur duyacağını söylemiştir. Işığıyla, karanlığın aydınlanmasına  ve sinemamıza yaptığı katkılarla  Lütfi Akad unutulmayacaktır.

 

Bu yazı toplam 2223 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.