1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. SP: Afrin operasyonu iç istikrarı bozar
SP: Afrin operasyonu iç istikrarı bozar

SP: Afrin operasyonu iç istikrarı bozar

Saadet Partisi (SP) Diyarbakır İl Başkanı Fesih Bozan, TSK’nın Afin operasyonuna ilişkin açıklamalarda bulundu.

A+A-

Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Fesih Bozan, gündeme ilişkin konular hakkında açıklamalarda bulundu. İl binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Bozan, TSK’nın Afrin operasyonuna ilişkin şunları söyledi, “Hepimizin takip ettiği gibi, Türkiye’nin gündeminde birkaç gündür ‘Afrin’e girdik, gireceğiz’ konusu var. ABD yayılmacı politikası dahilinde ikinci dünya savaşından sonra Ortadoğu’ya hakim olmak için, bölge ülkelerinde askeri üsler kurmaya başlamış ve bu üsler aracılığı ile bölge ülkelerine nüfuz etmiştir.  BOP planı çerçevesinde bölgede bulunan ABD, her geçen gün askeri varlığını arttırmıştır.

ABD’nin Türkiye, Suudi Arabistan, Ürdün, Katar, Bahreyn, BAE, Irak ve Suriye, başta olmak üzere 11 ülkede 63 askeri üssü ve 50 bin civarında askeri vardır. Hepimiz biliyoruz ki, Siyonizm, ABD ve diğer batılı küresel güçler İslam coğrafyasındaki çıkar ve sömürü düzenlerinin devamı için, ırk, mezhep ve etnik çatışmaları çıkartmaktadırlar. ABD’nin temel hedefi Suriye’de Kürtler için bir gelecek değil, İran’a karşı yapacağı bir savaşta Kürt’leri kullanmak ve incirlik hava üssüne alternatif olacak bir üssün oluşmasını sağlamaktır. Rusya’nın temel hedefi, kendisine tahsis edilen üslerle Doğu Akdeniz’e açılan nefes borusunu açık tutmaktır.

Yani denklem çok karışık

Ama açık ve net olan, bütün denklemlerden zarar gören Müslümanlardır.  İslam coğrafyasındaki her yaşanan bir istikrarsızlık, İsrail, ABD ve Batı Haçlı ittifakının istikrarı demektir. İslam Coğrafyasında akan her bir damla kan ve gözyaşı, ABD ve Batı Haçlı ittifakının, uluslararası silah ve petrol şirketlerinin kasalarına akan para muslukları demektir. Bu gerçeklerin ışığında sınırlarımızdaki gelişmeleri değerlendirsek doğru adımları atabiliriz. Afrin’e girme meselesine gelince, Türkiye, sınırlarını ihlal edecek, her türlü terör saldırısına elbette cevap verecektir. Kaldı ki Afrin ABD’nn değil Rusya/PYD/YPG kontrolündedir. Diğer tarafta ABD’nin PYD/YPG’ye verdiği 4900 tır silah ve bölge ayrı duruyor zaten. Gelişmelerden anlaşıldığı kadarıyla, Rusya Türkiye’nin Afrin’de 12 km kadar içeri girmesine izin verecek ve Türkiye’nin sınır güvenliği konusundaki endişelerine bir nebze olsa cevap vermiş olacaktır.

AFRİN’E GİRMEK ÇÖZÜM MÜ?

Ancak bu aşamada Türkiye’nin Suriye’ye girişi demek, Suriye’deki batağa Türkiye’yi biraz daha içine çekecek, savaşın genişleyerek sürmesi, akacak kanın, yeni sivil mağduriyetlerinin ve acıların artması demektir. Zaten ABD’nin de istediği tamda budur.  Başka bir deyişle, sadece terör örgütleriyle sınırlı kalmayabilir, Türk ve Kürtlerin savaşıyla istikrarsızlığı yaymaktır. Böylece, Ülkemizin kırılgan olan ekonomisinin daha çok bozulmasını ve iç istikrarsızlığı sağlamaktır. Türkiye’nin Suriye’ye girişi kolay olabilir ama çıkışı çok daha uzun, zor ve maliyetli olacaktır. Türk, Kürd, Fars ve Arap  bölgedeki bütün Halklar bilsin ki, İsrail, Abd ve diğer Batılı güçlerin olduğu hiçbir bölgede, güven, barış ve istikrar olmaz. Bölgede kalıcı istikrar ve barış istiyorsak, tüm ülkeler elbirliği ile,

• ABD’yi tüm asker ve üsleriyle bölgeden kovmalı,

• Ankara, Tahran, Bağdat ve Şam aynı masa etrafında toplanmalıdır. 

• Türk, Fars, Arap ve Kürtler, ırk, dil ve din ayırımı yapmadan bölgedeki tüm halklar bir araya gelebilmeli birbirini dinlemeli ve birbirini anlamaya çalışmalıdır. Ortak ve adil bir gelecek için planlar yapabilmelidir.

•Bölge ülkeleri aralarındaki ihtilafları ve sorunları dış mihraklarla değil, kendi aralarında çözmelidir.

•Askeri alanlarda, çatışmaların artması için gösterilen çaba, diplomatik ve  sivil alanda barış ve birlikte yaşam için gösterilmelidir. Elbette bu daha ucuz ve daha kolay olacaktır.

•Türk, Arap ve Farslar, aynı din ve ümmetin parçası olan, şiddete, bölünmeye karşı ve küresel güçlerin maşası olmayan Kürt halkını dinlemeli, empati yaparak kendileri için istediklerini ve kendilerine helal gördükleri her şeyi,  Kürt Halkı içinde istemelidir.

•Bölge devletleri, Kürt halkının her türlü insani haklarını, “adalet ve insan hakları zemininde,” temin ederek, Küresel güçlere, Kürt halkı üzerinden, oyun, işgal ve çatışma zemininin oluşmasına fırsat vermemelidir.

•Her şeye rağmen, "Afrin'e yönelik bir operasyon olacaksa, Suriye’de 7 yıllık süreçte yaşanan sıkıntılardan sonra, ortaya çıkmış olan barış umudunu söndürmemeli, bilakis güçlendirmeli, sivillerin zarar görmemesi için çok dikkatli olunmalıdır. ABD öncülüğünde, Müslümanlara yönelik yapılmakta olan haçlı seferi karşısına, Bölgedeki tüm devletler, yekvücut olarak karşı çıkmak mecburiyetindedir. Bunun dışında başka bir çarede yoktur. Aksi takdirde Küresel güçlerin böl, parçala ve yut projeleriyle her devlet hedefte olacaktır.  Bölgemizde yaşanan son gelişmeler bir kez daha göstermiştir ki, Batı Irkçı Emperyalist ülkelerin  planların farkında olan ve D8’i tekrar canlandırarak, bölgeyi toparlayacak, kaybolan barış ve huzuru sağlayacak tek görüş ancak Milli Görüş’tür” açıklamasında bulundu.

TİGRİS HABER MERKEZİ

Bu haber toplam 2169 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.