1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. SUAT DERVİŞ
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

SUAT DERVİŞ

A+A-

Suat Derviş(1903- 1972) ülke tarihimizin en güçlü kadınlarından biridir. Asıl adı Hatice Saadet Baraner'dir. O, öncelikle çok başarılı ve önemli bir gazeteci, günümüzde pek bilinmezse de edebiyatımızın seçkin bir temsilcisi, kadın hakları mücadelesinin önderi, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin yılmaz bir aktivistidir. Suat Derviş, sıradışı kişiliği, evlilikleri, güzelliği, cesareti ve " Fosforlu Cevriye"nin yanı sıra unutulmaz güzellikteki diğer romanlarıyla, hatırlanacak, hatırlanması gereken yazarlarımızdandır.

Suat Derviş'in fırtınalı bir yaşamı olmuştur. O, Cumhuriyet'in ilk yıllarından 1940'lı yılların sonuna kadar olan uzun süreçte; Sabiha Sertel ile birlikte Basınımızın en ses getiren gazetecisidir. Suat Derviş, yurtdışına giden ilk kadın gazetecidir, Montrö ve Lozan Görüşmelerini yerinde izleyerek haberleştirmiştir. Babası ünlü bir Prof.Dr. olan İsmail Derviş'tir. Suat Derviş özel eğitim görmüştür, anılarında ilk romanını yazdığında 10 yaşlarında olduğunu yazmıştır. Feminizmin ülkemizdeki öncülerinden biridir. Ülkemizdeki ilk basın sendikasının beş kurucusundan biri ve ilk başkanıdır.

Suat Derviş, sıra dışı bir kadındır, çapkındır, gençlik yıllarında Nazım Hikmet’in aşık olduğu kadınlardan biridir. Nazım Hikmet; “Ağlasa da gizliyor gözlerinin yaşını/ Bir kere eğemedim bu kadının başını” diye başlayan “Gölgesi” başlıklı şiiri Suat Derviş’e olan aşkını anlatmak için yazmıştır. Suat Derviş 4 kez evlenmiştir.

* * *

Suat Derviş'in en tanınan romanı, Fosforlu Cevriye'dir. Ancak, 1920’li yıllardan itibaren gazetelerde tefrika edilmiş ve kitaplaşmamış onlarca romanın yanı sıra, günümüzde baskısı bulunan, 'Ankara Mahpusu', 'Aksaray'dan Bir Perihan', 'Hiçbiri', 'Çılgın Gibi', 'Kara Kitap' romanlarının usta yazarıdır. Suat Derviş'in romanları yabancı dillere çevrilerek Fransa'da yayınlanmış ve ses getirmiştir. Ankara Mahpusu, Fransa'da yayınlandığı dönemde, Nobel ödüllü yazar İvo Andriç'in Drina Köprüsü kadar çok beğenilmiştir. 

Suat Derviş, romanlarında tutkulu aşkları anlatmıştır; akıcı, yalın bir anlatımı, güzel bir Türkçesi vardır. Romanları baştan sona merakla okunan bir roman kurgusuna sahiptir.

Fosforlu Cevriye romanında; barlarda şarkıcılık ve konsomatrislik yapan,  " Galata'nın en namlı orospusu" olarak damgalı Fosforlu Cevriye'nin, niçin aranmakta olduğunu bilmediği gibi ismini, geceleri kayıkla ne taşıdığını da bilmediği bir adama olan  karasevdası anlatılır. Fosforlu Cevriye şarkısının sözlerinden de anlaşılan, Cevriye'nin "gözlerinden belli olan" bir sevdadır anlatılan.

Cevriye'nin iki hayatı vardır artık. Adamın yanında olduğu zamanki hayatı ile onun yanında olmadığı zamanki hayatı; iki apayrı, iki bambaşka hayat...

Karakolda ayna var...

Kız kolunda damga var!

Gözlerinden bellidir Cevriye

Sende karasevda var...

Cevriye'nin bir sevdalısının yanında olduğu, bir de sevdiğinin yanında olmadığı  Beyoğlu'nun arka sokaklarında, Tophane'de, Yenişehir'de, Kurtuluş'ta, Cihangir'de süren,  geceleri sokak başlarında müşteri beklediği,  sarhoş sofralarında, " Yaşa be Fosforlu" nidaları arasında çiftetelli oynadığı apayrı hayat.  Cevriye'nin, sokak serserilerinin, azılı sabıkalıların, İstanbul'un yeraltı dünyasının " aşüftesi" olduğu bu hayatta, insanlar onunla birlikte olabilmek için dövüşüyor; Cevriye, kimi zaman para karşılığında, kimi zaman para dahi almadan güzelliğini, kadınlığını dağıtıyordu.

Sevdalı olduğu adamın yanındaysa bambaşka bir Cevriye vardır. Adam, ona " siz" diye hitap eder, Onu her zaman güler yüzle, samimi bir arkadaş olarak karşılar, Onu namuslu bir kadın sayar ve Cevriye de, adamın yanında geçirdiği her anı, her saati, her günü hayatının en mutlu anı, saati, günü sayar.

Fosforlu Cevriye, , kurgusu, anlatımının, konusunun güzelliği ile unutulmayacak heyecanla okunacak  bir aşk hikayesidir.

Fosforlu Cevriye romanı, birçok kez sinemaya uyarlanacak, bu uyarlamalardan birinde başrolde Türkan Şoray oynayacaktır. Fosforlu Cevriye romanı tiyatroya da uyarlanmıştır. Tiyatroda Fosforlu Cevriye'yi oynaması düşünülen Gülriz Sururi, anılarında Suat Derviş ile nasıl tanıştığını ama bu tanışmanın önemini, o zaman kavrayamadığını anlatmıştır.

* * *

Ankara Mahpusu  romanında;   komşusu, bir çocuklu dul Zeynep'e tutkulu bir aşkla bağlanan Tıp Fakültesi öğrencisi Vasfi'nin hüzünlü hikayesi anlatılır.  Vasfi, amcasıyla evlenen Zeynep hakkında kötü sözler eden arkadaşını öldürerek hapse düşecek, yıllarca hapis yattıktan sonra, döndüğü İstanbul'da her şeyin, değiştiğini görecektir.

Evsiz, işsiz, kimsesiz bir adam olarak, uğruna adam öldürüp yıllarca hapis yattığı kadını görünce düş kırıklığına uğrayacaktır.  Ankara Mahpusu, bence edebiyatımızın en güçlü işsizlik anlatılarından biridir.  Sokaklarda sürüp giden hayat içerisinde yeni bir sevdayı keşfedecek olan Vasfi, iş bulduğunda hayata sevdiği kadınla birlikte daha umutlu bakacaktır.

Ankara Mahpusu Fransa'da yayınlanmış ilk Türk romanıdır. Romanı  Fransızcaya, kızkardeşi ile birlikte Suat Derviş çevirmiştir. Yalın bir anlatım, ustalıkla yazılmış bir aşk ve ihtiras romanı.

* * *

Gece Postası gazetesinde, 17 Aralık 1962-22 Şubat 1963 yılları arasında tefrika edildikten sonra kitaplaşan 'Aksaray'dan Bir Perihan' yazarın çok etkileyici romanlarının başında gelmektedir.

Suat Derviş'in 1920'li, 1930'lu yıllarda yazdığı romanlarının çoğu İstanbul'un zengin semtlerinde yaşayan insanların hikayelerini, tutkulu aşklarını anlatır.  Başlangıçta kadınların eşitlik, özgürlük taleplerini sınıfsal bakış açısından yoksun biçimde anlatan Suat Derviş, sonradan sınıfsal bir bakış açısıyla kadınların taleplerinin seslendiricisi, kadınların örgütlü mücadelesinin öncüsü olacaktır.

Bu yazı toplam 868 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.