1. YAZARLAR

  2. Birsen İnal

  3. SUR’DA EVE DÖNÜŞÜ UTANÇLA AVUÇLADIM
Birsen İnal

Birsen İnal

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

SUR’DA EVE DÖNÜŞÜ UTANÇLA AVUÇLADIM

A+A-

 

Epeydir rüyalarımda gittiğim Sur sokaklarını dolaştım kapılarına acıyla bir bir el sürerek…  El sürdüğüm her kapıdan bir avuç utançla doldu yüreğim…

-Ana yetredir, temiz olmadî ma?

-Yox kızım, yox! Ne temizi, ne halî? Hepsi murdar olmîş bunların…

-Evimizi yıxtız yıxtız, e ma niye xalîlarımıza, yataxlarımıza sıçtız?

Kiracı olarak oturacakları bir evin avlusunda yıkıntılar arasından halısını bulup yıkamaya çalışan bir ana-kız arasındaki dialog...

.............

-Ma o qeder su töktüm, mintak sürdüm temiz olmî, olmî!!!
Kurtarılan bir kaç sandalye hortumla yıkanıyordu ama o sinen mundar kokusu bir türlü çıkmıyordu her nedense...

-Üç gündür yıkîyıx bitmî, biz yoruldux erkekler yıkî artıx bacım.

…………..

-Kapının önündeki çöpler de sizin mi?

-He bizimdir.

-Sanırım konservelerinzidir. Bari kavanozları atmasaydınız. Gelecek kışa yine kullanırdınız.

-Vî, o şişeler daha kullaınılır ma? Koxmîşlar!

Evlerine dönen ailelerin geçtiğimiz korkunç kış günleri için hazırlamış oldukları ve yiyemedikleri kokmuş konservelerini gördüm kapı önündeki çöp yığınının içinde. Ve insan dışkısıyla sıvanmış kilimler, battaniyeler...

………..

-Allahın seversen gêtme sahan bî şêler yapax.... Çay, yemek....
Avlunun bir köşesindeki tek gözlü elektrik ocağına baktım; utandım, utandım, çok utandım, insan olduğumdan utandım...

……..

Sokağa çıktım, açık bir kapının eşiğinde oturan oldukça yaşlı bir teyzeyle konuştum ayaküstü… Bir sordum, bin ax dinledim…

-Hoş geldiniz teyze.

-Ne hoş gelmesi, ne halî… Keşke de öleydim, bu günleri görmeyeydim.

-Neden teyze?

-Ma bilîmisen başımız gelenleri?

-…..

-Ha ben bu evde tek başıma yaşîyam. Bî günü kapıyî açtım ki; ha bu karşıdaki tükene gîdem, ekmek alam. Bî de ne görem; tüken talan edilmiş, her şeyleri küçeye dökülmîş. Gece çatışmalar olmîş, benim kulağım duymî, işitmemîşem. Dedim herhalda xırsızlar yapmîş. Küçeye adım atmamla, ‘Gir içeri, gir! Yoxsa vururum!’ dedi elinde silah olan adamlar.

-Hemen içeri gireydin teyze.

-Ma ben ne yapmîşam ki beni vurîsan?’ dedim, hama beni iteledi içeri fırlattî, ‘Sokağa çıkma yasağı var!’ dedi. Ben o savox günlerde hesabınî bilmîyem ama çox kaldım tek başıma bu evde. Gum gum attîlar attîlar, sağır kulaxlarım tam sagır oldî. Yer gög sallandi top sesleriyIe. Işıx yoxtî, telefon yoktî ki uşaxlarımî çagıram… Evde ne var ne yox o da bitti, üç gün tek su içtim. Sora bir gün oğlum geldi, beni tez tez kendi evine götürdî.

-Sen şimdi niye geldin buraya? Korkmuyor musun?

-Nereye gidem? İsterse beni de öldürsünler, bir yere gitmiyıx. İnsan kendi memleketinde muhacir olur ma. Biz dört aydır ki muhacırıx… Allah yanlarına bıraxmîya inşallah…

Küçe kapsında ki bu diyalogumuzu bozdu biz konuşurken ikinci kez oradan geçen ‘ax’ ların failleri…

Biraz daha ileride yine küçe kapısında oturan genç bir kadın karşıki evde camlarını silen diğer bir kadınla konuşuyordu…

-Bu yaz nasıl geçer, bilmiyem ama biz sıcaxtan yanarıx bu evde. Bilmîyem ki kilima onlara ne yapmıştî ki içini kurşunla doldurmîşlar.

-Kız sen şükret halına. Ben şimdi geldim görümcem gilin evinden. Gittıx ki eşyalarını getirax bizim eve. Ne eşyasî, ne halî, bî bîşe bıraxmamîşlar. Televizyonî suyun içine atmîşlar, bütün yataxlari parçalamîşlar, bî tene sağlam döşek gördıx. El attıx kî kaldırax; içine boxlarınî etmişler. Bütün çamaşırlarî didim didim etmişler. Torununun oyuncax bebeğini soymuşlar pencerenin şişlerine taxmîşlar. Görümcem senelerce Elin işine gitti, kızına çeyiz yaptî, sandığınî kırmîşlar, dantellerine işemişler, bardaxların içi işek dolîdi. Sözde araba tuttux ki eşya getirax üç beş tene qab qacax elmize aldıx, geldıx. Görümcem dayanamadî, fenalaştî, onî xestexanaya kaldırdîlar…

-Wey mala mine…

-Kız biz gene şükredax. Dünegin bulunan cesedi bir torbaya koymîşlar, ağırlığî bir kilo gelmiş. Anasî kolundaki protezden tanımîş oğlunî…

….

Ben de fazla dayanamadım… Sur küçlerinden çıkarken avuçlarımda utanç vardı insan olduğuma dair.  Avuçlarımdaki utancı yüreğime yüklerken; ‘Bu dönüşü, bu insanlar nasıl kaldıracak?’ sorusunu kendi kendime sora sora tuttum evin yolunu tuttum…

 

Bu yazı toplam 893 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.