• Diyarbakır13 °C
  • Batman13 °C
  • Mardin16 °C
  • Bingöl9 °C
  • Bitlis5 °C
  • Elazığ11 °C
  • Erzincan5 °C
  • Şanlıurfa16 °C
  • Erzurum3 °C
  • Ağrı1 °C
  • Gaziantep14 °C
  • Hakkari6 °C
  • Muş2 °C
  • Siirt14 °C
  • Van8 °C

Bedros Dağlıyan / Köşe Yazarı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bedros Dağlıyan / Köşe Yazarı

TADMUR’DAKİ MUCİZE VE PALMİRA

24 Kasım 2017 Cuma 09:30

İŞİD yani Irak, Şam İslam Devleti Palmira’da  bulunan Tetrapylon Anıtı’nı  ve kenti yakıp yıkması ve ardından   yağmalamasıyla  birlikte hepimiz ünlü Palmira Kenti ismine odaklandık. Peki, neresiydi, kimler tarafından kurulmuştu bu kent?

Palmira yani TADMUR, milattan sonra 1.Yüzyıldan itibaren, ticari kervanların geçiş yolu üzerinde, Doğu Akdeniz, Roma ve Pers İmparatorluğu arasında kalan ticaret kentiydi. Şehrin coğrafik yapısı, kentin din ve ticaret merkezi haline gelmesini sağladı.

Aramilerin bölgeye yerleşmesiyle Tadmur’luların kültürü Roma ve Perslerin (Sasaniler, Partlar) izlerini birlikte barındırmaya başladı. Bu ortak kültürün izleri, tapınaklarda bu kültüre ait mimari sitilin kullanılmasından anlaşılmaktadır. Şehrin tapınak ve mezar mimarisi Osrohoene Arami krallığının merkezi Urfa’da(Edessa) olduğu gibi lahitlerin üzerindeki yazıtlar, figürler, heykel ve büstler Palmira’lıların sosyal yaşamı hakkında bilgiler vermektedir.

Tadmur, Kutsal Kitap’da(2.Tarihler 8:4) arasında Kral Süleyman tarafından çölde inşa edildiğini yazar. Romalı Yahudi tarihçi Flavius Jozephus, Tadmur şehrinin Yunanca isminin Palmira olduğunu belirtir. Tadmur’un Aramice anlamı ‘Mucize’dir.

Palmira tarihe ilk olarak yerel Aramice lehçesinde yazılan ve bugün adına Palmirce denilen bir alfabe ile kazılan yazıtlarla girmiştir. En eski yazıtsa MÖ 44 yılına aittir. Bu tarihten 25 yıl sonra kent Roma İmparatorluğunun hâkimiyeti altına girmiştir.

Romalılar doğuda Sasani’lere birkaç kez yenildikten sonra Palmira bağımsızlığını kazandı. Palmira MS 260–273 yılları arasında Suriye, Mısır, Filistin, Lübnan ve Anadolu’nun bir kısmını kapsayan kısa ömürlü bir imparatorluk haline dönüştü.

Palmira Prensi Septimius kendisine “Kralların kralı ve Doğunun Koruyucusu” unvanını vermişti. Bu bir nevi Roma İmparatorluğu’na karşı açık bir isyandı. Septimius 267 yılında yeğeni Maconius tarafından öldürülünce yerine karısı Zenobia ve oğlu Vahiballat geçti. Küçük Asya ve Mısır’da birçok başarılar elde edildi. Bu arada Tadmur zengin bir ticaret merkezi haline geldi. Antakya’da bulunan sikkelere Kraliçe ve oğlu resmedilmiş ve Latince olarak “İmparator Kesar Vahballat Augustos ve Zenobia Augusta adları yazılmıştır.

Bu sırada Süryani Ortodoks Elçisel Kürsüsü’nün Patriği Dimitriyanos yerine 16.Patrik Pavlos seçildi. Pavlos Samsatlı çok fakir bir ailenin çocuğudur. Zeki ve kuvvetli bir hatipdi. İyi bir ilahiyat tahsili yapmıştı. O dönemde Antakya idari yönden Tadmur’a bağlıydı. Onun zekâ ve bilgisine hayran kalan Zenobia onu vali olarak atadı. Ardından a onu Düsinaryo yani kraliçe naibi yaptı.

Samsatlı Patrik Pavlos’un taşıdığı fikirler, doğu kiliselerinin piskoposlarını rahatsız etti. Bu nedenle onun hakkında karar alabilmek için Antakya’da ardı ardına iki Sinod düzenledi. Bir karar çıkmadı. En sonunda 268 yılında 3. Kez Sinod toplandı. Sinod Paplos’u azil ve aforoz etti. Yerine Dumnos’un seçildiğini belirten bildiriyi başta Roma ve İskenderiye olmak üzere bütün eyalet ve Doğu kiliselerine göndererek çalışmalarına son verdi.

Ancak Sinod’un bu kararına rağmen Pavlos görevini bırakmayarak 4 yıl daha sürdürdü. Pavlos dönemin kristolojik tartışmaları içinde Teslis (Baba, Oğul ve Ruhülkudüs ) konusundaki kilisenin benimsediği Sabellius’un fikirlerine hiç itibar etmedi, şiddetle karşı geldi. Patrikliği süresince bu üçlü birliğe karşı öne sürdüğü çalışmalar daha sonraları Ariusçular tarafından kullanıldı. İskenderi’ye patriği Alexandır’a karşı gelen Arius 325 yılında 1.İznik konsili’nde Samsatlı Patrik Pavlos gibi aforoz edildi.

Kısa süre sonra Roma İmparatoru Auerelian 272 yılında Antakya ve Humus’u alarak Palmira’ya ulaştı.Sasaniler’e sığınmak üzere kaçan kraliçe Zenobia’yı sağ olarak ele geçirdi.Onu Roma sokaklarında altın zincirlerle gezdirip halka gösterdi.Zenobia Tivoli’deki bir villada göz hapsinde öldü. Palmira’da ayaklanmalar başlayınca İmparator tekrar Palmira’’ya gelerek şehrin yağmalanmasına izin verdi. Bu arda bunu fırsat bilen Sinod onu Zenobia’nın adamı olduğunu öne sürerek onun görevinden aldırdılar.

Roma yıkılınca doğudaki topraklar Bizans’ın eline geçti. Bu arada eski tapınaklar Bizans döneminde kiliseye çevrildi ve kent Süryani toplumunun merkezi haline dönüştü.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim