Nimetullah Yıldız

Nimetullah Yıldız

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

TİGRİS

A+A-

 

Daha okumaya başladığım ilk anda fark etmiştim bunu.

Bu alemin her kelimesi, her harfi aynı şeyi anlatıyordu.

Bu alemin tüm kelimeleri anlatıyor iken gerçeği;

Hangi kelime terk edebilirdi ki cümlesini?

Birbirine hasret harfler ile anlatıyor iken tüm kelimeler, ayrılığı!

Ayrılabilir miydik o gerçekten?

Silebilir miydik kalbimize  yazılan bir şeyi?

Burası kelimeler alemiydi ve de her kelimesi aynı şeyi söylerdi.

"Kavuşmak" bile hiç bir harfi hiç bir harfine kavuşamayan bir kelimeydi.

Buydu belki de hakikate kavuşmanın yolu.

Buydu belki de hakikat!

Hakikate kavuşmak için insanın kendisini bile terk etmesi gerekirdi.

Öylece bir köşede durmuş, dönenleri izliyordum.

Köşeyi dönenleri, s'özünden dönenleri...

Kendinden başka hiç bir şeyi göremeyenleri...

Öylece bir köşeydim ben.

Dönmezdim asla kendimden!

Dönmezdim aslım kendimden!

Köşeyi dönmek gibi bir derdim yoktu.

Bir derdim vardı ama "hepimizin hikayesini anlatıyordu."

Takvimler 08.Aralık 2014'ü gösteriyordu.

Vakit gelmişti ve de kelimelerim mehdisini bulmuştu!

Ne kadar da çabuk geçiyordu zaman, neredeyse bir yıl olmuştu.

Onunla tanışmak, kendimle tanışmak gibi bir şeydi.

Onunla tanışmak, kelimeye kendini okutmak gibi bir şeydi..

Mehdi Tanaman'ı tanımak benim miladım olmuştu.

Mehdi Tanaman'ı tanımak bana kendimi okutmuştu.

Daha yazmaya başladığım ilk anda fark etmiştim bunu.

Bu köşe benim yaşadığım yerdi.

Bu köşe benim gerçek yurdumdu.

Köşeye itemeyeceğim bir gerçekti bu!

İnsan, yaşadığını hissettiği yere "vatanım" diyordu.

Bu köşede hissetmiştim bunu!

Bu köşede anlamıştım vatanımın kalbim olduğunu.

Bu köşe bana hissettiğimi yaşatıyordu.

Bu köşe bana yaşadığımı hissettiriyordu.

Öyle bir köşeydi ki bu; misafirini sonsuza dek ağırlıyordu.

Öyle bir köşeydi ki bu; "kelimelerin kıyameti" kopuyordu!

Bir kalemdim ki ben o kalemi Mehdi Tanaman tutuyordu.

Tek bir kelimeye bile ihtiyacı yoktu; bakışlarıyla tüm bir hayatı anlatıyordu

Bu köşede buluşmuştuk biz onunla.

"Kelimeyi yazmak istiyorum!"demiştim ona.

Anlamıştı ne demek istediğimi.

Gözleri bana beni anladığını anlatıyordu.

Evet! "Kelimeyi yazacaktım" Kafaya değil kalbime koymuştum bunu!

Kelimeyi yazmakta neyin nesiydi?

Zaten her şey bir kelime değil miydi?

Mesele bu kadar basit değildi işte! O fazlasıyla anlamıştı beni.

O bunu çok iyi biliyordu!

"Kelimeyi yazmak" için kelimeyi anlamak gerekirdi.

"Kelimeyi söylemek ile kelimeyi anlamak aynı şey değildi"

Daha ilk günden söylemişti bunu.

"Tigris Gazetesi'nde yazdığın yazıları bir kitapta topla" demişti.

Adını bile o o koymuştu. Kitabın adı"Tigris'ti.

Bir an olsun ayrılmadı yanımdan.Bir an olsun bırakmadı kalemi.

Kalemi tutan el bırakır mıydı elinden hiç kalemi?

Buydu uzun zamandır köşemi ihmal etmemin nedeni.

Buydu kayboluşumun nedeni.

İnsan bazen yazdıklarının içinde kaybolabilirdi.

"Tigris" adlı kitabın yayınlanmasının zamanı gelmişti.

Kitabın yayına hazır hale gelmesi için çalışıyordum.

Kitap bitti ve de ben artık yeniden köşemdeyim.

"Tigris adlı kitap pek yakında sizlerle.

Bu yazı toplam 7350 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.