Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

TIRPAN

A+A-

 

 

      Fakir Baykurt’un,”Hep yazdığım insanım ben, yazdığım her insan ben” sözünün en somut örneklerinden biri Tırpan romanıdır.Tırpan, bir direniş romanıdır, umut romanıdır. Kader, alınyazısı karşısında direnen insanların öyküsüdür.

        Yazıldığı dönem tüm dünyada ve ülkemizde insanların, gençlerin, öğrencilerin, kır ve kent emekçilerinin yeni bir dünya umuduyla örgütlendiği, harekete geçtiği yıllardır. İnsanlar örgütlenmekte, bilinçlenmekte, mücadele etmektedir. Yazar, bu örgütlü mücadeleyi yürüten en bilinçli kesimin en üst örgütünün (TÖS) genel başkanıdır. Büyük Öğretmen boykotunun örgütleyicilerinden, yürütücülerinden biridir. Roman, yüz binlerce işçinin sendikal haklara yönelen saldırı karşısında harekete geçtiği dönemde geçmektedir.

        Tırpan, sömürücülerin, halkın ürününe, emeğine olduğu kadar on dört yaşındaki kızlarına “müşteri”çıkan Kabak Musdo’ların eskiden olduğu gibi kızların koynuna giremeyeceği umudunu ortaya koymanın bu umudu güçlendirmenin, toplumu bilinçlendirmenin en güzel örneklerinden biridir.

        Tırpan, Ankara’nın Kızılca kasabasının Gökçimen köyündeki on dördüne yeni girmiş Dürü’yü yakın köyden, Evci’den, Kabak Musdo’nun, karısı Kamile’nin üstüne kuma olarak almak istemesinin öyküsüdür. Kızın anası sürekli, babası başlangıçta bu evliliğe karşı çıkacak, ancak Kabak Musdo’nun Gökçimen köyündeki “çanak yalayıcıları” olan Eski Muhtar Cemal, Köy İmamı Hafız Şakir ve İt Omar ve üçünün karıları, önce kızın babasını sonrada babanın da baskısı, dayağıyla anasını bu evliliğe razı edeceklerdir.

 

Köyde “Ulan sen bir çıplak kulsun! Bu yörenin en varsıl herifi, en büyük alışverişçisi gelmiş kızına alıcı olmuş. Daha ne istiyorsun” diyecekler.”Erkek kısmında yaş neymiş! Paradan, varsıllıktan haber versinler! Parasız, çulsuz, birine varan üç gün sonra aç kalır, kocası iş için şehre gittiğinde onun bunun altına yatar” diyecekler. “Yarın adam öldüğünde, kız varsıl olur” diyecekler ve Dürü’nün Kabak Musdo’ya satılması desteklenecektir.

 

       Ama köyde kızın arkadaşları, köyün yoksul çoğunluğu ama en çok da Köyün Kahvecisi Koca Linlin ile Köyün “bilgesi”, en yaşlısı Uluguş, Dürü’nün Kabak Musdo’ya “satılmasına”karşı çıkacaktır. Hem de öyle bir karşı çıkış ki, devletin jandarmasını, Kabak Musdo’nun parasını gücünü yenecek bir mücadele ile…Tırpan bir anlamda bu direnişin mücadelenin örgütleyicisi Uluguş’un, Koca Linlin’in, Dürü’nün ve arkadaşlarının destanıdır.
      Uluguş, ıssız dağların içinde, Gökçimen’de yapayalnız bir kocakarıdır. Kocası on iki yıl önce ölmüştür. Uluguş, asıl kocasının adıdır. Ölünce o ad kendine kalmıştır. Çok masal biliyor. Kuşlardan, kanatlanıp uçan, kurtulan yoksullardan söz ediyor.

 

      Uluguş , kendinden örnek vererek yüreğinin dediğini yapmayı öğütler. Uluguş kadınların bir cins olarak da daha fazla ezildiğinin bilincinde bir insan olarak seslenir okurlara ve “…Kim takar kadını, köleyi? Kadın ev kölesi! Kadın doğurur, yener ölümü. Kocaman ölümü yener de yazgısını yenemez.” diyerek kadınları yazgısına karşın mücadeleye çağırır

 

Dürü’nün Anası, kızının Kabak Musdo’ya verilmesini hiç istememiş, ağlamış, sızlamış, direnmiş, dayak yemiş ama sonunda boyun eğmiştir.

Uluguş, Dürü’nün anasına seslenecektir.(Bu seslenişin sadece Dürü’nün anasına değil bütün emekçi kadınlara, bütün emekçilere, yoksullara, halka yapıldığı açıktır) “Her zaman daha tutuşmadan pes derseniz, helbet onların dediği yürür! Benim bildiğim, her zaman budur kadın kısmındaki, yoksul kısmındaki! Dik duralım, dövüşelim, savaşalım demez kadın kısmı, yoksul kısmı! Yenilmeden yıkılıverir…”
“Boyun eğmeyin, Haydi haydi diyormuş!... Desin!... Ne olur demeyle? Canının ortağı mı Kabak Musdo? Tükür yüzüne, defolup gitsin nalet . Sen mi davet ettin? Ne işi var senin evinde? Defet gitsin!... (Fakir Baykurt’un bu sözleri ülke halkının başına çöreklenen emperyalistler için söylediği ortadadır)

 

    Tırpan, Fakir Baykurt’un değişmez inancının, insanın kendi kurtuluşunun kendi elinde olduğu ve içinde bulunduğu koşulları değiştirme potansiyeline olan güvencini ortaya koyduğu roman olarak değerlendirilmektedir.
Fakir Baykurt’un Uluguş aracılığıyla ortaya koyduğu düşünceler; bugünde arkasında durulacak, örnek alınacak, örnek gösterilecek sözler, düşüncelerdir.
Uluguş, hükümetin devletin varsılların yanında olduğunu, sömürü mekanizmasını kavramış bir bilge olarak konuşur.
“…Başındaki Hökümet, hökümet değil ki! Yoksulları tutacağına varsılları tutuyor!...”

“…Bre devrilesiciler! Petek petek ballarımız,(yok pahasına) kime gidiyor? Tulum tulum peynirlerimiz kime gidiyor? Onca av kuşlarını furup kırıp kime yolluyorsunuz? Size gidiyor taze kuzular, mor lahanalar! Oturup cavırlarla yiyorsunuz! Ama siz oturup hangi aşları pişirdiniz bunca yıldır yoksullara? Vergi dediniz, aldınız! Asker dediniz, yoldunuz! Oy dediniz, sandık sandık verdik, ay deşilesiciler! Hacılar sizinle, hocalar sizinle! Kurullar, üyeler emrinizde! Kalemler, tüfekler emrinizde! Alçattık belimizi, bindikçe bindiniz. Bunlar da can mı, insan mı demediniz, kıtlıklar, kıranlar oldu; hani bizim yoksullarımız deyip gelmediniz, ay devrilesiciler!...”

 

“İnsan haksız bir iş görür de, susar mı? Susmaz! eğer susarsa, O insan mıdır? Değildir! Madem öyle, siz de susmayın. Verin el ele çıkarın sesinizi! Çıkarın, bir deneyin bakalım, ne kadar başaracaksınız? İşletin kafanızı! Kafa kafaya verin! Bugün arkadaşınızın başınıza gelen yarın sizin başınıza gelecek. Bunun kavgasını yapın! Başınıza gelen belayı defedin! Birleşin! Tortop ettiğiniz yumrukları başlarına bir kez vurdunuz mu yılarlar. Temelli yıldıramazsanız bile, gelecek sefer biraz korkak olurlar. Bir kez korkuttunuz mu, yere sermek kolaylaşır.
“…Onlar mı çok, biz mi çoğuz dünyada? Girersek, böyle bir dövüşe girelim! Görelim kim kimi tüketiyor?

 

Bu yazı toplam 734 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.