Türk: Kazandığımız parayı bankaya değil, yatırıma dönüştürüyoruz

Türk: Kazandığımız parayı bankaya değil, yatırıma dönüştürüyoruz
Diyarbakır ve bölgenin madencilik sektöründeki gurur kaynağı olan ve 50’e yakın ülkeye ihracat yapan Türkiye Mermer Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri

Birliği (TÜMMER) Başkanı ve aynı zamanda DİMER Grup’un Yönetim Kurulu Başkanlığını yapan Raif Türk, bölgedeki mermer ve madencilik sektörünün zorluklarına ilişkin gazetemize önemli açıklamalarda bulundu.

Diyarbakır’ın ve bölgenin sayılı işadamları arasında yer alan ve bir zamanlar mermercilik sektöründe dünyanın 70’i aşkın ülkesine ihracat yapan DİMER Grup Yönetim Kurulu Başkanı Raif Türk ile mermercilik sektöründe DİMER’in yeri ve DİMER Grup’un diğer iş alanlarındaki faaliyetleri üzerine konuştuk.

Uzun süredir mermer işiyle uğraşıyorsunuz, bugüne kadar bölgede yaptığınız çalışmalara dair neler söylemek istersiniz?

 

‘İlk Ocağımı 1987 yılında açtım’

Tam 30 yıl oldu, bu işle ilgilenmem ve bu işin içinde faaliyet göstermem. İlk Ocağımı 1987 yılında açtım ama bu çok kolay olmadı. Daha sonra 1988 yılında devam ettik ve 1989 yılında ise Krom işine girdik. Fakat o süreçte Krom’daki ani düşüşle birlikte bu iş ekonomik olmaktan çıktı ve bunun üzerine Krom işletmeciliğini bıraktık. Ondan sonra da uzun bir süre, 1994 – 95 yıllarına kadar fiili olarak mermer işine ara verdik.

Diyarbakır ve bölgedeki işletmelerinizin durumu ve bu işyerlerinizdeki istihdam hakkında bilgi verebilir misiniz?

‘Türkiye’nin en modern mermer fabrikasını kurduk’

1998 yılında mermer işletmemizin temelini attık ve 2000 yılında da faaliyete geçirdik. Çok modern bir fabrika kurduk. Aradan neredeyse 20 yıl geçmiş olmasına rağmen fabrikamız hala Türkiye’nin sayılı fabrikalarından biri resmi olarak ve en son yaptığımız bir yenileme ile Türkiye’nin en modern mermer fabrikası görünümüne getirdik. En son teknoloji ile donatılmış bir fabrikada çok kaliteli bir üretim yapıyoruz.

‘Mobilya’da Ankara’nın doğusunda bizden daha iyisi yok!’

Bir de bazalt fabrikamız var, o da yine taş ve genel olarak kaplamalarda kullanılan sağlam bir taştır bazalt. Diyarbakır’a has özel ve binlerce yıldır yıpranmayan bir taştır. Bazalt fabrikasından sonra bir de mobilya fabrikası kurduk. Şuan mobilya fabrikamızda Diyarbakır’ın en büyük inşaat firmalarından bazılarına hizmet veriyoruz. 2005 yılıydı, mobilya sektörüne başladık. Mobilya derken de ev ya da ofis mobilyası değil, inşaat mobilyası üretiyoruz. Fabrikamızda, kapı, dolap, vestiyer vb… ürünleri üretiyoruz. Şimdi ise ağırlıklı olarak otellere yönelik çalışıyoruz. Türkiye’nin en bilinen otellerine hizmet veriyoruz. Mesela Antalya’da LİMAK’ın Lara Otelini yaptık. Yine, şuan Antalya’da LİMAK’ın başka bir fabrikasını yapıyoruz. Diyarbakır’da da büyük otellerin bütün ahşap, mobilya işlerini biz yaptık. Fabrikamız Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesindedir ve Ankara’nın doğusunda kurulu olan en modern en donanımlı ve en verimli bir fabrikadır. Bu sektörde Ankara’nın doğusunda bizden daha iyisi yok. Yine, Ankara’da da İstanbul’da da iş yapıyoruz. Yurtdışında çalışıyoruz, Suudi Arabistan’da otellere hizmet veriyoruz. Erbil, Kerbela ve Süleymaniye’de ciddi çalışmalarımız oldu.

‘Kazandığımız parayı yeni bir yatırıma dönüştürürüz’

Yine, madende çalışıyoruz, krom ve demir çıkarıyoruz. Türkiye’nin en kapsamlı iki üç ocağından birini biz çalıştırıyoruz. Demir ocağımız Bingöl’dedir. Diyarbakır Hani’de ve Konya Beyşehir’de Krom ocağımız var. Bir başka firmamız ise Erzurum’da Güneş Enerjisi Santrali kuruyor. Tabii ki, bunu rüzgâr santralleri ile daha da geliştireceğiz. Bizim öteden beri felsefemiz şudur: Kazandığımız parayı biz bankaya yatırmayız. Kazandığımız parayı kendimize de saklamayız. Kazandığımız parayı yeni bir yatırıma dönüştürürüz. Paramızın yetmediği durumlarda da bankalardan kredi çekerek yeni yatırımlarla toplumumuza yarar sağlamaya çalışırız.

Diyarbakır’da ve bölgede sağladığınız istihdam rakamlarına ilişkin verileri paylaşabilir misiniz?

 

 

1000 kişi istihdam ediyoruz

Aslında bünyemizdeki istihdam rakamı bin civarındaydı ama son bir iki yıl içinde bu rakam biraz düştü. Bu sene ise istihdam anlamında yine eski seviyemizi yakaladık. Bu tabii ki, doğrudan üretime dönük olarak istihdam rakamlarımızdır. Bizim taşıma işimizi yapanlarla, yan sanayide çalışanlarla bu sayı daha da artıyor. Yine gerek OSB’de gerekse de küçük sanayi sitelerinde onarım, bakım çalışmalarımız oluyor ve bu faaliyetler de istihdama katkı sunuyoruz.

Başka yatırım alanlarınız var mı?

Rüzgar enerjisi işine giriyoruz

Rüzgârda toplam 5 ilde ölçüm yaptık. Ölçümlerimiz verimli ve şimdi sıra yarışmalara katılmakta. Kendi başımıza veya uygun yerli ya da yabancı bir ortak bulabilirsek veya bu konuda bize bir talep gelirse değerlendiririz. Bu projenin başında da Oğlum, Aziz Erman var ve tabii ki bu işin programını kendisi yapıyor. Şuan işleri gayet iyi de yürüyor.

Çeşitli işkollarında yatırımlarımız var

1988 yılında daha işin başındayken mermerin yanı sıra maden işiyle de uğraşıyordum. Hatta mermerden önce Krom satışlarımız oldu ve Krom’dan para kazandık. Ama o günün şartları ve karşımıza çıkan imkânlar, fırsatlar doğrultusunda mermerde çalışmanın daha uygun olacağını düşündük ve mermerde yoğunlaştık. Ardından mobilya ve bazalt işine girdik. Sonrasında Demir, Krom alanında yatırımlar yaptık.  Yine Bakır sahaları var ve uygun zaman olduğunda onlara da gireceğiz. 

‘Gerekirse çalışmamızı bir süre erteleriz ama haklarımızdan asla vazgeçmeyiz’

Bölgemizde maalesef çalışma imkânımız yok. Bugün Diyarbakır’da bizim mermer ocağımız kaldı. İnsanımız da bu konularda yardımcı olmuyor. Biz de bir mermer için, taş için olay çıksın istemiyoruz.  Ne zaman ki, mermerciliğin, madenciliğin de kanuni bir sektör olduğunu ve bunu işletenlerin yasal izinlerinin olduğunu, yasal prosedüre göre hareket edildiğini insanlarımız idrak ederlerse biz bu konuda laf anlatabilirsek o zaman çalışırız. Mesela 14 yıldır Van’da bir mermer ocağımız duruyor, çalışmıyoruz. Çalışamaz mıyız, çalışırız. Kanun var ve kanunun verdiği güvenceler var fakat herhangi bir olaya sebebiyet vermek istemediğimiz için bundan uzak durduk. Elbette diyeceksiniz ki, nereye kadar uzak duracaksınız; eğer bir şey yasal hakkımızsa eninde sonunda biz o yasal hakkımızı mutlaka kullanacağız. Biz istiyoruz ki, insanlarımız bunu anlasın ve kendileri bize gelsin. Bizi engellerken herkes kendine bir şey istiyor ama biz tüm topluma bir şeyler vermek istiyoruz. Ocağımızın bulunduğu bölgedeki köy halkına topluca bir şeyler vermek istiyoruz. Mesela bizim okul yaptığımız köyler var. Biz, gücümüz oranında çalıştığımız yerlerde okul da yaparız, cami de yaparız, yol da yaparız. Bunlar kamu hizmetidir ve biz de toplumsal bir yarar için hizmet vermek taraftarıyız. Biz kişilerin kendi bireysel menfaatleri için bir şey yapmayız. Biz bugüne kadar bu bakışımızdan en küçük bir taviz vermedik. Ne göz açıklara ne de fitne fücur diye tabir ettiğimiz insanlara fırsat vermedik bundan sonra da vermeyeceğiz. Gerekirse çalışmamızı bir süre erteleriz ama haklarımızdan asla vazgeçmeyiz. 

 

 

‘O mermer rezervine Elma bahçesinden dolayı girmedik’

Konya’da 1994 yılında bir mermer rezervinin bulunduğu bir yere gittik. Çok güzel de bir mermer yatağıydı. Köylülerle konuştuk ve bu mermer rezervine girebilir dedik. Tabii, o zaman şimdiki gibi prosedürler de ağır değildi. Mermer yatağına gidebilmek için büyük bir Elma bahçesi yolumuzun üzerindeydi. O bahçeyi aşamadan mermer rezervine ulaşmamız imkânsızdı. Bahçenin sahibine dedim ki, bu bahçeyi geçmeden mermer yatağına ulaşamayız. Elma bahçesinin sahibi ise bahçesindeki ağaçları kendi elleriyle bir bir keseceğini söyledi ama biz kendisine teşekkür ettik ve ağaçlara kıyamayacağımızı söyledik. Biz, o mermer rezervine Elma bahçesinden dolayı girmedik. Kendi memleketimizde karşılaştığımız muameleye bakın bir de hiç tanımadığımız, bilmediğimiz başka bir memleketteki insanların yaklaşımına bakın. Bu yaklaşım bölgemizin genelinde böyledir, Van’da da Diyarbakır’da da bu böyledir. Maalesef bizim bölgemiz insanı bugüne kadar kadastro girmediği için hazine arazilerini kendi arazileri olarak bildikleri için hiçbir şekilde bu konuda taviz vermek istemiyorlar.  Şimdi kadastro da girdi ve ne zamanki, bu yerlerde devletin hakkı var, devletin tasarrufu altındaki madenlerdir bunlar derse insanlarımız biz de o zaman buralarda çalışabileceğiz. Öyle bir konu ki, bu tür yerlere mülki amirler de çok fazla girmek istemezler. Gerçi bu aşamada onlar girmek isteseler de biz de bu işi çok fazla ileri götürmek istemiyoruz.

‘5 tane ocağın yakılması milyonlarca dolar kayıptır’

5 defa ocaklarım yakıldı ve ortada hiçbir sebep yokken. 5 tane ocağın yakılması milyonlarca dolar kayıptır. Ayrıca orada iş yapamadığım için uğradığım üretim kaybı, kar kaybı çok büyüktür. Bir sürü masraf etmişsiniz, borçlanmışsınız, makine almışsınız, ocakları açmışsınız, insanları çalıştırmışsınız ama ürünü satamadan her şeyinizi kaybetmişsiniz. Bunlar öyle herkesin altından kalkabileceği kayıplar değildir. Biz memleketimize hizmet etmek istiyoruz. Bu kadar işsizliğin olduğu yerde küçücük de olsa bir derman olmak istiyoruz. Bugüne kadar böyle dedik ve böyle yürüyoruz. Biz böyle yürüyoruz da ama maalesef insanımız da iş ararken çok fazla çalışmaya niyetli gözükmüyorlar. Çünkü insanımızın çoğu kolaycılığa kaçıyor. Kolay iş, maşa başı iş arıyorlar ama biz masa başı iş yapmıyoruz ki, onlara da masa başı iş yaptıralım. Bizim masa başı işimiz yok. Bizim işimiz dağda, bayırda, bizim işimiz fabrikada.

 

‘DİMER bir okuldur’

Bugüne kadarki birikimimize baktığımızda bünyemiz içerisinde çok değerli kadrolarımız var. Kurumsal bir kimliğimiz var ve bir şirket kültürü oluşturmuşuz. Bu kültürün oluşmasında hepimizin ortak katkılarıyla büyük değerler ortaya çıkmıştır. DİMER, aynı zamanda bir okul olmuştur. Gerçekten bir öncü olmuştur, rehber olmuştur. Sadece Diyarbakır’da değil Türkiye’de de dünyada da DİMER’in ciddi bir adı vardır. Nereye gidersek gidelim DİMER’in özel bir yeri var. Bizim madencilik şirketimiz olan DİMİN de öyle, o da aynı yoldadır. Biz, ne yaparsak en iyisini yapacağız ve böyle devam edeceğiz. DİMER Grup olarak böyle bir kültürle yoğruldu ve bir üretim politikası var. DİMER Grup olarak kişilere bağlı değildir ve benden sonra da devam edecektir. Grubumuz için gerekli sistem kurulmuştur. Bugün bir arkadaşımız gider yerine bir başkası gelir. Elektronik ortamda herkesin ne yaptığı, ne yapabileceği, gidenin gelenin ne yapıp ne yapamayacağı bilinir. DİMER’in kurumsal kimlik kazanması artık kişisel fedakârlıklardan da çıktığı için kişilere bağımlı kalmadan yolunu çok rahat yürüyecektir. Grubumuzun böylesi bir niteliğe ulaşması benim için ayrıca bir saadettir.

Türkiye genelinde ya da yurt dışında iz bıraktığınız, dünyada örnek gösterebileceğiz bir yapı var mı?

‘Biz o krizde çalıştık’

2008 yılında dünya genelinde bir ekonomik kriz vardı. Amerikan kaynaklı bu kriz döneminde çalışmak o kadar kolay bir şey değildi. Hatta aynı dönem, şimdiki Başbakan Yardımcımız Mehmet Şimşek ve eski Tarım Bakanı Mehdi Eker, birlikte fabrikamızı ziyaret ettiklerinde Mehmet Şimşek kaç vardiya çalıştığımızı sormuştu ve kendisine 3 vardiya çalıştığımızı söylemiştim. Böyle bir kriz zamanında 3 vardiya çalışmamız karşısında Mehmet Şimşek, ‘Maşallah ne kadar güzel bir şey’ demişti. Biz o krizde çalıştık ama nasıl çalıştık! Kore’de LG’nin büyük bir inşaatı vardı. LG, Türkiye’de işlerini yaptırmak için aradılar taradılar ama bizde karar kıldılar. Orada 73 bin metre karelik bir iş aldık. 420 ölçümlük taş kesildi ve Kore’ye gönderildi. Kısa bir süre sonra taahhüt ettiğiz sürenin 15 gün önüne geçtik. İspanya, Endonezya ve Çin aynı projede yer alıyorlar ve taş veriyorlardı. Daha sonra bu ülkelerden alımı kestiler ve inşaatın geri kalan taşlarının tamamını bizden almaya başladılar. Dolayısıyla projemiz 73 bin metre karede kalmadı, sonrasında çok büyüdü.

Dünya genelinde kaç ülkeye mermer ihraç ediyorsunuz?

‘50’yi aşkın ülkeye mermer ihraç ediyoruz’

Şuan ortalama 50’yi aşkın ülkeye mermer ihraç ediyoruz. Bir ara mermer ihraç ettiğimiz ülkelerin sayısı 70’i aşmıştı ama şu sıralar 50’nin üzerindedir ve yarın bu sayı 60’ın üzerine de çıkabilir. Bu sayıdaki iniş çıkışlar ise bizim üretim kapasitemizle değil,  bazı ülkelerin ihtiyaçlarıyla ilgilidir. Yani, bugün Katar’a, Kore’ye, Tayvan’a, Suudi Arabistan’a, İtalya’ya çalışırız, yarın Amerika’ya, Almanya’ya, Çin’e çalışırız. Sürekli değişiyor çalıştığımız ülkeler zaten her zaman aynı ülkelerle çalışmamız mümkün değil. Buna ne güç yeter ne de böyle bir kapasite kimsede bulunur.

Dünya çapında bu kadar tercih edilmenizin nedeni nedir, ayrıca dünyanın en iyi mermeri bu bölgede çıkıyor diyebilir miyiz?

‘Çok iyi mermer rezervleri var ama bugün biz bunları çıkaramıyoruz’

Tabii ki, tercih sebebi kalitedir! Dünyanın en iyi mermerinin bu bölgede çıkarıldığını şuan için söyleyemeyiz. Evet, bölgemizde çok iyi mermer rezervleri var ama bugün biz bunları çıkaramıyoruz. Ne zaman ki, huzur, barış ve güven ortamı oluşur o zaman biz kendi mermer rezervlerimizi ortaya çıkarırız. Bugünün şartlarında ancak çalışabilecek yerlerde çıkan mermer öyle ahım şahım bir şey de değildir. Şuan ki rezervler sadece çalışılabilecek niteliktedir, o kadar.

Bahsettiğiniz huzur ve güven ortamı sağlanırsa en kaliteli mermer hangi bölgede çıkar?

‘1986’da ilk çalışmalarımı oralarda yaptım’

 Güneydoğu Toroslar boydan boya çalışılabilecek alanlardır. Tabii ki, bunun için gerekli etütleri yapmak gerekecektir. Kaldı ki, ben 1986’da ilk çalışmalarımı oralarda yaptım. Sonrasında çekildim, çünkü oralarda çalışma imkânı yoktu.

Huzur ve güven ortamının sağlanamamasından dolayı en büyük mağduriyeti de siz yatırımcılar yaşıyorsunuz. Bu sorun çözülürse bölge ekonomisi şaha kalkar mı?

‘Bu iş, siyasilerin işidir’

Kesinlikle! Bölgeyle ilişkili olarak oluşmuş bir algı var, o algının kırılması lazım. Huzur güven ortamının oluşması ve bölgeye ilişkin algının kırılması bölgeyi uçuracaktır. Ekonomik anlamda bölgemiz çok çok üst sırlara gelecektir ama ortamın nasıl sağlanacağı konusunda bizim söyleyebileceğimiz çok fazla da bir şey yoktur. Biz ancak temennilerde bulunabiliriz ve dua edebiliriz. Maalesef bundan başka elimizden bir şey gelmiyor ve kimse de bizi duymaz. Yani, bu konuda iş adamlarının yapabileceği bir şey yok. Bu iş, siyasilerin işidir. Nasıl çözeceklerse artık kendileri karar veriyorlar. Dolayısıyla bu günlük seçilen yol ‘terörü yok etmek’ şeklinde ifade diliyor;  dün ise barış ve huzurun sağlanması için bir ‘barış süreci’ başlatılmıştı. Bundan bir sonuç alınamadığı söylendi ve sonrasında yeni bir süreç başladı. Umarım bu daha fazla gitmez, çünkü eninde sonunda bu iş çözülecektir ve sorunu çözecekler de bellidir.

Önümüzdeki döneme ilişkin sorunun çözüleceğine dair umutlu musunuz?

‘Kaygılar nasıl giderilecek’

Umudumuzu korumak istiyoruz. Her iki taraftan da bu işi çok iyi gören birileri vardır ve bunlar çoğalacaktır. Tabii, hükümetin duyduğu birtakım kaygılar var, bu kaygılar nasıl giderilir bilmiyorum ama belli ki bu kaygılar giderilmeden istediğimiz yere varamayacağız. Bakalım o kaygılar nasıl giderilecek.

Huzur ve güven ortamı sağlandığında sizin üretim kapasiteniz ve istihdam bundan ne ölçüde etkilenecek?

‘Binlerce çalışanımız olur’

O zaman binlerce çalışanımız olur. İş kapasitemiz çok artar, yeni yeni tesisler kurulur. Bugüne kadar bu durumlar olmasaydı bu hedefleri gerçekleştirmiştik. Allah ömür verirse de bundan sonra gerçekleştireceğiz. İnşallah bu gelişmeleri görürüm.

Diyarbakır ve bölge genelinde iş alanlarından çok kahvehane ve kafeler var siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

İş saatinde insanlar işte olmalı

Gençliğimiz, insanlarımız kahvede oturmaya alışmış. Eskiden bugüne değişen sadece kahvehanelerin kafe olmasıdır. Bağlar’da, Sur diplerinde orada burada kahvehanelerimiz vardı şimdi ise en lüks semtlerimizde, caddelerimizde kafelerimiz var. Tabii ki, böylesi sosyal alanlarımızın olması başlı başına olumsuzlanacak bir şey değil ama insanlarımızın buraları belli bir zaman dilimi içerisinde kullanmaları daha yerinde olur. İş saatinde insanların kahvehanede, kafede değil işte olmaları gerekir.”

Ali Abbas Yılmaz / Özel

 

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.