1. YAZARLAR

  2. Nimetullah Yıldız

  3. TÜRK KÜRD'E KAFİYELİ DEĞİL MİYDİ? BARIŞI HİSSEDENLER BUNU İYİ BİLİRDİ
Nimetullah Yıldız

Nimetullah Yıldız

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

TÜRK KÜRD'E KAFİYELİ DEĞİL MİYDİ? BARIŞI HİSSEDENLER BUNU İYİ BİLİRDİ

A+A-

Mekke'yi fethetmek değildi marifet. Yürekleri fethetmekti elbet.

Öyle yapmıştı Hz.Muhammed. Kibri mağlup etmenin zaferinin, kibir ile kazanılmayacağını iyi bilirdi.

Bedir'de kazandığını Uhud'da kaybeden bir ümmedin peygamberiydi.Zafer, yarışarak değil, barışarak kazanılabilirdi.

"Barış" denilince akla hep o Yaşar Kemal'in ölümsüz sözü gelirdi.

"Dağlar, insanlar hatta ölüm bile yorulduysa şimdi en güzel şiir barıştır."

Ne kadar da çok özlemiştik değil mi?  Şiirlerin en güzeli artık söylenmeliydi. Türk, Kürd'e kafiyeli değil miydi?

Barışı hissedenler bunu iyi bilirdi. Kafiyeye fesat karışmıştı belli ki. "Barış" adeta yabancı bir kelime idi.

Akıllara durgunluk, kelimelere suskunluk veren bir savaştı bizimkisi. Hangi savaş barışıktı ki kendiyle?

Hangi savaş anlatılabilinirdi ki sevgiyle?

Dinmeliydi bu kan artık, bitmeliydi bu işkence! Barışın bayrağını taşıyan bir halkı kim durdurabilirdi?

Barışın bayrağını taşıyan bir kalbe kim dokunabilirdi? Bir birimizin kanında dolaşmak yerine ; bir birimizin kanını akıtıyorduk. Kanımızın kırmızısı temsil ediyor iken utancın rengini ,Utanmadan, arlanmadan anlatıyorduk sevgiye dair olmayan her şeyi. İşte bizim durumumuz tam olarak böyleydi.

Yukarıda hepimize yetecek kadar yıldız varken , Biz karanlığın peşine "düşüyorduk."

Biz insanların durumu neye benziyordu biliyor musunuz? Kocaman bir çınarın gölgesinde soluklanırken; Ne gölgenin sırrını, ne de çınarın yüceliğini fark ediyorduk İlla da gölge düşmez karanlıklar diyorduk. Bu hayatta kimse baş rolde değildi ve de roller adil paylaşılmıştı. Baş rolde olduğunu sananlar ise birer aptal figürandı. Kralların en kralı bile başındaki tacın altındaydı.

Bir yolunu buluyorduk hep ama bir olmanın yolu da vardı. Akılsızlığın yolu yerle birdi belki ama aklın yolu birdi işte. Aşkla bir olmak var iken yerle bir olmak mı tercih edilmeliydi?

Belki de bu yüzdendi!

İnsanların öldürüldüğü bir dünyada sevgiden aşktan söz edilebilinir mi?

Paramparça bir insanlığın,sevmeleri de aşkları da bu yüzden bu kadar kirli. Her şeyi her şeyiyle sevmeyen biri; Nasıl başka birini sevebilirdi ki?

Kusursuz bir yaratılış içerisinde kusurlar yaratıyorduk. Ve de biz bunu kusursuzca yapıyorduk. İnsanı insandan ayırmamayı öneriyor iken birbirimize. İnsanlıktan ayrılıyorduk! Ayırıyorduk bir birimizi "siz" "biz" diye…

"Haziranda ölmek zor" diyordu bilge bir şarkı.

"Haziranda ölmüşlüğümüz çoktu belki ama haziranda diriliyorduk bu kez. Barış'ın dirilten bir şey olduğunu işte o zaman anlıyorduk. Mark Twain'ın o sözünü tüm kalbimiz ile hissediyorduk. "Bağışlamak, menekşenin kendisini ezen topuğa kokusunu bulaştırmasıdır."diyordu.

Takvimlerin yaprağı gösteriyor iken 2015 Haziran'ının 8'ini; Menekşeler kendisini ezen topuğa kokusunu bulaştırıyordu. Tarihe not düşüyordu menekşeler. Bağışlıyorduk birbirimizi. Kibri kabrine gömen bir hissedişin yaşamında buluşuyorduk "BARIŞ" ile. Affetmek için belki de kendimizi,;en beyazından yepyeni bir sayfa açıyorduk. Kalemin kırmızısı ile değil "BARIŞ"ın tüm renkleri içinde barındıran kalemiyle yazıyorduk şiirimizi.

Ne kadar da çok özlemiştik değil mi?

Şiirlerin en güzeli artık söylenmeliydi.

"Türk, Kürd'e kafiyeliydi."

 

Bu yazı toplam 850 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.