1. YAZARLAR

  2. Aydın Altaç

  3. TÜRKİYE VE OPERASYONLAR
Aydın Altaç

Aydın Altaç

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

TÜRKİYE VE OPERASYONLAR

A+A-

 

Geçen hafta idrak ettiğimiz mübarek Kurban Bayramının ülkemize,coğrafyamıza ve tüm dünyanın barışına,kardeşliğine vesile olmasını dileyerek tüm hemşerilerimizin bayramını tebrik ederek başlamak istiyorum.

1. Cihan harbinden sonra Osmanlı devletinde ayrılan ve sözde bağımsız özde ise küresel güçlerin hakimiyeti altındaki devletlerin olduğu coğrafya ile Osmanlı bakiyesi olan Türkiye hiç bir zaman rahat yüzü görmedi. Her dönemde farklı sorunlar ve sıkıntılarla boğuşan Ortadoğu coğrafyası ile Türkiye'nin ,kendi ayakları üzerinde durmadığı sürece sorun ve sıkıntılardan kurtulamayacağı açıktır. Özellikle 2005 yılından sonra Türkiye çok önemli badireleri atlattı. Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip ERDOĞAN 'ın başbakanlığı döneminde Diyarbakır'a yaptığı ziyarette "... Kürt sorunu vardır,sorunun çözümü için özür de dilenmesi gerekir,büyük devlet olmanın gereği budur..." Şeklinde konuşmasından sonra Türkiye'ye yönelik sistematik saldırıların gerçekleştiğini görmek gerekir. Yapılan saldırılar çoğu zaman içerden desteklenirken bazen uluslararası kamuoyunda Türkiye'nin yalnızlaştırılması politikaları şeklinde tezahür eden saldırılar bazen de Türkiye'nin düşmanları ile yapılan ittifaklar üzerinden hizaya çekme gayretlerine şahitlik yaptık.Amaç Türkiye'nin enerjisini dışa yönelik kullanmasının önünü açacak olan en önemli hamle olan Kürt sorunundan tamamen kurtulmaya yönelik çabaların önünü kapatmaktı. Cumhurbaşkanı sayın ERDOĞAN' da sorunu çözümü konusundaki kararlılığını 2005 yılında dile getirmiş olması Türkiye karşıtlarında büyük endişe ve paniğe neden olmuştu. İşte tam da bu sıralarda başlayan operasyonların arkası kesilmeden devam etti. Balyoz,Ergenekon vs davaları üzerinden askeri bürokrasi üzerinde ciddi operasyonlarla alan boşaltmalar başlamıştı. Boşalan alanlara neden FETÖ mensubu askerlerin yerleştirildiği bu gün daha iyi anlaşılmaktadır. 15 temmuz darbe girişiminin temeli aslında bu operasyonlarla atılmış. Kürt sorunu ile ilgili ciddi gelişmeler sağlanırken Habur'dan yapılan girişlerden sonra halk nezdinde barış rüzgarı daha olumlu esmeye başlamışken merkez medyada Habur girişleri esnasındaki görüntüler üzerinden AK Parti ve hükümeti köşeye sıkıştırılmışçasına yerden yere vurulmaya başlanması üzerine bir anda rüzgarın tersine esmesine neden olunmuş ve yeniden savaş tamtamları çalmaya başlamıştı. Bu arada " Oslo görüşmeleri"ne ait görüşme tutanakları ve ses kayıtları yayınlanmak suretiyle olumlu atmosferin berhava olması için ciddi çabaların gösterildiğine şahitlik yaptık. Diyarbakır'da bazı siyasetçi,eski milletvekili ve belediye başkanlarının ellerinin kelepçelenmiş görüntülerinin basına servis edilerek toplumsal refleks gösterilmesinin sağlanmasına yönelik çabaları yanında Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinde görülen KCK ana davasında 'ana dilde savunma' hususunda da aynı refleksin gelişmesinin amaçlanması, 2010 yılındaki Anayasa Referandumu seçiminde de ciddi çaba ve gayretler gösterilmek suretiyle Türkiye'nin demokratikleşmesi ve özgürleşmesinin önü kapatılmak istenmesi, Silvan saldırısı ve saldırıdaki ihmaller,Uluderedeki vahim olay ve hayatını kaybeden vatandaşlarımız üzerinden sağlanmaya çalışılan reflekslerin amacı büyük proje yani Kürt sorununu bitirmeye yönelecek iradeyi hizaya çekme gayretiydi. Bu gayreti hem içerdekiler hem de dışarıdakileri el ele kol kola gerçekleştiriyorlardı. 2013 yılının başlarında başlayan süreçte ise geçmiş dönemlerdeki tüm engelleme ve provakasyon tecrübesine rağmen büyük bir cesaret örneği sergilenerek Kürt sorunun çözümü ülke için taşıdığı önem bir kez daha kamuoyuyla paylaşılmış ve pratik adımlar atılmıştı. Büyük bir umutla başlayan süreç, gizli odakların devreye girmesi nedeniyle akamete uğrama tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Zira,bu dönemde başlayan Gezi Olayları,17-25 Aralık operasyonları,6-7-8 ekim olayları ile AK Parti Hükümeti  ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN hizaya çekilmek istenmişti. Yapılan tüm operasyonlarda bazen içeriden FETÖ  gibi devlet kurumlarına sızmış örgütler,bazen DAİŞ ve bazen de PKK devreye alınmak  suretiyle hizaya çekme amaçlanmış bazen  de uluslararası kurum ve kuruluşlar devreye alınmak suretiyle aynı sağlanmaya çalışılmıştır. Tüm çaba ve gayretlerin tek amacı vardı. Türkiye'nin  içine kapanmasını sağlamak,borçlu ülke olmasının devamını sağlamak,kişi başına düşen milli gelirin 2500-3000 dolar seviyelerinde kalmasını sağlamak,İMF ,BM, vs gibi uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından yeri geldiğinde şamar oğlanına çevrilecek pozisyonda olmasını sağlamak ,devasa yatırımları yapamayacak,2023-2053-2071 hedeflerini değil yarınından endişe eden ülke olmasını sağlamak en büyük hedefti. Ancak Allah'ın yardımı,79 milyon vatandaşın kararı ve yöneticilerin basireti, cesareti ve duruşları ile tüm gayret ve çabalar boşa çıkarıldığı  gibi hedeflerinden sapmadan yola devam edeceklerini tüm cihana ilan etmişlerdi. Günümüzde de geçmişte yaşadığımız bunca tecrübeden hareketle yeni versiyon saldırılara hazırlıklı olma hepimiz için büyük bir sorumluluk olduğunu unutmamak gerekir.

Bu yazı toplam 743 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.