1. YAZARLAR

  2. İshak Karakaş

  3. Türkiye'de gazeteci olmak
İshak Karakaş

İshak Karakaş

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye'de gazeteci olmak

A+A-

Pazartesi günü öğle sonrasında ve akşamüstü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin düzenlediği "Türkiye'de Gazeteci Olmak, Gazeteci Ölmek" başlıklı paneldeydim. Çok sayıda gazetecinin katıldığı ve yine çok sayıda gazetecinin konuşmacı olduğu panelin iki oturumu da önemli meselelerin ele alındığı, doyurucu etkinliklerdi.

Bu coğrafyada 1905'ten bu yana 100'ün üzerinde gazeteci devlet ya da devletin azmettirdiği kişi ve örgütler tarafından katledilmiş. Daha geçen hafta Hrant Dink suikastinin 10. yıldönümü anmalarını yaptık, dün ise 1993'teki Uğur Mumcu suikastinin yıldönümü anmalarını. Panelin ikinci oturumunda masanın bir ucunda Metin Göktepe'nin ablası Meryem Göktepe oturuyordu, diğer ucunda Nuh Köklü'nün karısı, yine bir gazeteci, Yurt gazetesi yazı işleri müdürü Sibel Köklü. Evet, ölüm bu ülkede gazeteciler için sık rastlanılan bir mesleki risk. Yani Türkiye'de gazeteci olmakla, gazeteci ölmek birbirine çok yakın duruyor. Öldürülmek, bizim meslekte vakai adiyeden.

Tabii, Türkiye'nin şu döneminde gazeteci olma durumuna bakıldığında 'gazeteci ölmek' çift anlamlı oluyor. Yani bazı gazeteciler Türkiye'de özellikle de son dönemde fiziksel olarak sağlıklı ve hayatta olsalar da mesleki olarak öldüler. İdeolojik nedenlerle ya da ikbal uğruna çok sayıda gazeteci birkaç yıldır mesleğin temel ilkelerinden feragat ediyor ve iktidar propagandisti olmayı tercih ediyor. Yani gazeteci olarak bir anlamda ölüyorlar.

Tabii bu yeni bir şey değil. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra idam, infaz talep edenleri de gördük, 1990'ların şiddet ortamında kamuflaj üniformalar giyip helikopterle operasyon sahalarına inenleri de. Aslında tekil gazetecileri suçlamak olmaz. Maalesef Türkiye'de sistem böyle kurulmuş. TGC'nin panelinde Aydın Engin'in de işaret ettiği gibi eskiden devlet ya da hükümet tekil gazetecileri satın alıyordu, şimdi hükümet daha kestirmeden gidip gazete sahiplerini satın alıyor. Birçok gazeteci belki de ekmek parası için istemeden gazetesinin yayın politikasına ayak uyduruyor, otosansürü içselleştiriyor.

Bütün bunlar bugün gazetecilik kisvesi altında yapılanları aklamaz elbette. İhbarcılık, hedef gösterme gibi eylemler sadece gazetecilik mesleğinde değil hayatın genelinde kabul edilebilir değildir. Bir insan meslektaşının ya da herhangi birinin ekmeğiyle nasıl oynar? Bütün bunlar bugünlerde sıradanlaştı. Kimi gazeteciler aynı meslekten olduğu iddiasındaki insanlar tarafından hedef gösterildikten sonra soruşturmaya uğradı, tutuklandı. Bir gazeteci bir gazetenin, bir televizyoncu bir televizyonun kapatılmasına nasıl sevinir?

Şu son FETÖ operasyonlarına bakmak bile ders çıkarmaya yeter. Bundan birkaç yıl önce aynı ihbarcılığı yapan gazeteciler şimdi hapiste.

Gazeteci her siyasi konjonktürde gazeteci kalabilmeli. Bunu yolu da hakikati gözetmekten geçer.

 

Bu yazı toplam 676 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.