1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. TÜYAP Diyarbakır’da
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

TÜYAP Diyarbakır’da

A+A-

Diyarbakır’da son zamanlarda güzel ŞEYLER olması sevindirici.

Paneller, konferanslar düzenleniyor. Sergiler açılıyor.

Bu günlerde de TÜYAP Kitap Fuarı var.

Ne güzel.

Böylesi kültürel etkinlikler bu kadim kültür kentine yakışıyor elbette…

Aslında, Diyarbakır kitaba, kitap sergilerine, dahası kitap sevgisine uzak bir yer değil.

Çünkü, bilinen o ki, bir zamanlar Dünyanın en zengin kütüphanesi Diyarbakır’da, eski adıyla AMİD kentindeydi.

Çünkü, AMİD bir sanayi ve ticaret kenti olmanın ötesinde bir kültür merkeziydi de. 

İşte, bu kültür merkezi Diyarbakır’da XI. Yüzyılda içinde bir milyondan fazla sayıda el yazma değerli kitap bulunan dünyanın en zengin kütüphanelerinden biri vardı.

Bu kütüphane elbette, Diyarbakır’ın tarihi zenginliği yanında bir kültür kenti olduğunun da kanıtıydı.

Bu büyük kütüphanenin varlığını, kentimizin yetiştirdiği kültür adamı, ünlü ansiklopedilerde “Osmanlı tarihi ve Osmanlı edebiyat tarihi alimi”olarak tanıtılan hemşerimizALİ EMİRİ efendinin araştırmalarından öğreniyoruz.

İstanbul’da çıkardığı AMİD-İ SEVDA adlı dergisinde yazdığı bir makalede, Amid şehrinde vaktiyle 1.040.000 cilt kitabı havi CESİM  bir kütüphane vardı diyen Emiri Efendi, bu makalesinde, bu kitapların çoğunun, sefere çıkan AMİD hükümdarları tarafından başka ülkelerden seçilerek getirildiğini, bir bölümünün de dönemin bilginleri tarafından yazılmış eşsiz değerde eserler olduğunu belirtir.

Ali Emiri  Efendi bu makalesinde şöyle der:

“...O zamanlarda cihan medeniyetinin en saygı gören ve en önde gelen bir bölgesi olan El-Cezire  ve Diyarbekir idi. İslam aleminin en kıymetli kütüphanelerinden biri de Amid şehrindeydi. Bu kütüphane Amid şehrinde hala mevcut olan Ulu Cami’de yer alıyordu. Hicretin altıncı asrında, en güzel, en değerli ve ender rastlanan sayısı Bir Milyon Kırk Bin’e ulaşan kitap bulunuyordu....”

Ali Emiri Efendi bu makalesinde bu kütüphanenin başına gelenleri de anlatır;

“26 nisan 1183 tarihinde AMİD’i fetheden büyük kumandan, Salaheddin’i Eyyübi Ulu Camii’nin batı bölümünün ikinci katında değerli kitaplarla dolu bir kütüphane bulunduğunu öğrenir. Kütüphaneyi veziri, Kahire’nin baş kadısı Abdür-rahim El Fadıl ve İmad-üddin Kütub-ül İsfahani ile birlikte bizzat gidip gördüğünde heyecana kapılır. Burada tümü de el yazma 1 milyon 40 bin cilt kitap bulunduğu tespit edilir. Diyarbakır’ın muhteşem surları ile birlikte çeşitli yerlerini de gezen Salaheddin’i Eyyübi bu değerli kütüphaneyi veziri Abdürrahim El Fadıl’a armağan eder. Vezir de günler süren bir çalışma sonunda seçtiği 35 bin değerli kitabı 70 deveye yükleyerek Mısır’a, Kahire kütüphanesine gönderir.”

……

Eski Diyarbekir Salnameleri’ni. Yani yıllıklarını incelediğimizde; 1800’lü yıllarda kentte çok sayıda kütüphane veDar-ül Kurra. Yani, okuma merkezi bulunduğunu da anlıyoruz.

Bunlar arasında Abdurrahmanpaşa Kütüphanesi, Hacı Ömer Efendi Kütüphanesi, Köprülüzade Abdullahpaşa Dar-ül Kurrası, Dilaverpaşa Dar-ül Kurrası, Murtezapaşa Muallimhanesi en ünlüleriydi...

İşte burada,  “Peki bu kütüphanelere ne oldu” diye bir soru akla gelebilir.

Ne yazık ki, bu zengin kütüphaneler, cumhuriyet yıllarına gelinceye kadar zaman zaman yağmalanmış, bazen yakılmış ve tahrip olmuş.

Bu yağmalamanın en büyüğü 1390’lı yıllarda Moğol İmparatoru Tımur bölgeyi istila ettiğinde olmuş. Vakanüvislerin anlatımına göre; AMİD ahalisinin kendisine uzun süre direnmesine çok sinirlenmiş Timur. Kenti askerlerine yağmalattıktan başka, surların bir bölümünü yıktırmış, konakları, evleri yakmış, çarşıları, pazarları yıkmış, yerle bir ettirmiş.

Bu arada en ağır darbeyi kentin zengin kütüphanesine  vurmuş.

Askerlerine emir vererek bu zengin kütüphaneyi ateşe verdiği gibi, büyük bir bölümünü Dicle nehrine attırmış. Derler ki; Dicle nehrine o kadar çok kitap atılmış ki, tümü de el yazma olduğu için nehrin suyu günlerce mürekkep gibi akmış...

Timur’dan Sonraki yıllarda kurulan kütüphaneler de önemli olmakla birlikte bir daha böylesine zengin bir kütüphane oluşturulamamış elbette…

……….

Şehir Kütüphanesi son olarak da 1955 yılında, bitişiğindeki Yıldız Gençlik Kulübü’nün çay ocağında çıkan yangın sonrasında itfaiyenin bilinçsizce sıktığı sularla son darbeyi yemiş. Kütüphanede kalmış olan yüzlerce el yazması değerli kitap da harap oldu, telef oldu…

Ama, her şeye rağmen bu kentin insanlarında kitap sevgisi azalmadı. Öyle ki, 1940’lı, 1950 li yıllarda kentte kıtlık yılları hüküm sürdüğünde bile halkın kitap sevgisi diriydi.

Kentin bazı sentlerinde açık kitapçı dükkanları yanında, kaldırımlarda kitap sergileri  vardı. Sipahi pazarında, Ulu Cami’nin çevresindeki sergilerde ikinci el kitap alım satımı yanında isteyene kiralık kitap da veriliyordu. Ayrıca her Pazar günü Kurşunlu Cami içinde açılan semt pazarında kitap sergileri de vardı. Bu sergilerde de ucuz kitap alım-satımı yapılıyordu…

Yani efendim. TÜYAP ve benzeri kitap ve de kültürel sergiler Diyarbakır’a yakışır…

 

 

Bu yazı toplam 718 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.