1. YAZARLAR

  2. Mümin Ağcakaya

  3. UMUDUMUZUN YILI OLMASI DİLEĞİYLE
Mümin Ağcakaya

Mümin Ağcakaya

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

UMUDUMUZUN YILI OLMASI DİLEĞİYLE

A+A-

                        UMUDUMUZUN YILI OLMASI DİLEĞİYLE

MÜMİN AĞCAKAYA

Bir yılı daha eskittik. Yenisine başlangıç yapacağız. Gelecekten hep umutluyuz. Daha doğrusu umutlu olmak zorundayız. Umut olmazsa yaşama amacının kalmayacağının da farkındayız. Zorluklara karşı direnç, yaşamın mayasıdır. İradi bir varlık olan insan için umut; yaşamın, direncin ve yaratımın kaynağıdır. Dolayısıyla umut yaşamın kendisidir.

            Bireysel umutlar toplumsal umutlarla örtüştüğü zaman gerçekleşmesi daha gerçekçi olacaktır.  Ummaktan gerçekleşme ihtimali daha yüksek bir isteme dönüşecektir. Toplumsal gidişatın sıkıntılı olduğu bir dünyada bireysel dileklerin ne kadar gerçekleşme şansı olabilir ki?

Piyango biletine bu kadar rağbet niye gösterilir. Büyük ikramiyenin kendisine çıkma olasılığının milyonda bir olmasına rağmen; bir bilete bu kadar umut bağlanması içinde bulunduğumuz ekonomik, sosyal durumumuzun bir göstergesi değil mi?  Geçen sene kaleme aldığım yeni yıl yazısının bir bölümünü  tekrardan paylaşmak istiyorum çünkü aradan geçen bir yıl içinde değişen fazla bir şey olmadı.

Geride bıraktığımız bir yıl adeta yaşamımızdan ışık hızıyla geçti. Nerdeyse bir şey anlamadan miadını doldurdu. Yenisi günlük yaşamımızda ne tür değişiklikler yaratacak? Eski kuşaklar Allaha dua ederken, önce herkese sonra da kendisine merhamet ve iyilikler bahşetmesi dileğinde bulunurdu. Kendisi dışındaki insanları düşünmek ne kadar insancıl bir duygudur. Ancak yaşanan erozyon insanları ne kadar bencil ve bireyci hale getirdi. Umutsuz olmamak yaşamın diyalektiğidir. Ancak; geleceğe ilişkin güzel tablo çizecek verileri bulmakta da insan oldukça zorlanıyor. İnsan günlük yaşamın akışına baktığımızda eskilerin deyimiyle ‘dünyanın halını hiç de iyi görmüyorum’. Diyesi geliyor. Coğrafyamız adeta toz duman içinde. Her gün etrafımızda yaşanan insanlık dramlarını dinlemekten, okumaktan gına geldi. Olumlu ve güzel şeylere hasret kaldık. İster istemez bir sıkıntı, karamsarlık, kasvet ruhumuzu esir almak istiyor. Her ne kadar umutta diri olmaya çalışsak da, bundan etkilenmemek elde değil. Ekonomik sıkıntılarımız da bunun cabası oluyor.” Nasılsın?” diye sorduğumuzda ‘iyiyim’ demek genel geçer sözden öteye gitmiyor. İyi olmadığımız halde iyiyim diyoruz ya da kendimizi iyi göstermeye çalışıyoruz.

        Gelecek elbette iyi olacak, ama bunun zamanı ne? Belli değil. Bu gidişle iyi ve güzel günleri görene kadar belki de yaşam miadımızı dolduracağız. Biz yaşayamadık bari çocuklarımız gün yüzü görsün, onlar yaşasın diyoruz; ancak dünyanın bu gidişatında; onlar için de ümitleneceğimiz nedenler çok yakın zamanda görüleceğe benzemiyor. Yanı başımızda enerji kaynaklarının paylaşımı yüzünden yaşanan hengâmenin tozu dumanı canımızı yakmaktadır. Doğru dürüst nefes alamaz hale gelmekteyiz. Üstelik cebimizdeki parayla ayın sonunu nasıl getirebiliriz diye hesap üstüne hesap yaparken; pazara gittiğimizde fileyi bile dolduramadan cebimizdeki paranın suyunu çektiğini gördüğümüzde yaptığımız hesap da bir işe yaramamaktadır. İnsanın aklına Âşık Daimi’nin ‘Bu da gelir bu da geçer ağlama’ türküsünün sözleri gelmektedir.

           Şimdi, yeni yılda yeni bir sayfa açılırken, bu karalanmamış, bembeyaz sayfayı nasıl dolduracağız. Ya da kimler nasıl dolduracak. İnsan merak etmeden geçemiyor. Yeni yıl bizim için bir tekrar mı olacak? Yeni sayfaya güzel şeyler mi yazacağız? Bunu hep beraber yaşayarak göreceğiz. Yine de her şeye rağmen; 2018’in herkesin gönlüne göre yaşayacağı bir yıl olması dileğiyle.  

Bu yazı toplam 407 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.