• Diyarbakır6 °C
  • Batman10 °C
  • Mardin5 °C
  • Bingöl5 °C
  • Bitlis5 °C
  • Elazığ4 °C
  • Erzincan3 °C
  • Şanlıurfa6 °C
  • Erzurum1 °C
  • Ağrı4 °C
  • Gaziantep5 °C
  • Hakkari5 °C
  • Muş2 °C
  • Siirt9 °C
  • Van7 °C

İshak Karakaş / Köşe Yazarı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İshak Karakaş / Köşe Yazarı

Umut ve umutsuzluk

28 Ekim 2017 Cumartesi 07:12

 

Bazen umutsuzluğa kapıldığımda çok uzak değil hemen yakın geçmişe bakıp, hatırlayıp, ne nasıl olsaydı o zaman, şimdi nasıl olurdu bazı şeyler, diye düşünüyorum.

Çok değil, hemen 2015 Şubatı'nı hatırlıyorum. O meşhur "Dolmabahçe Mutabakatı" denen olayı. O gün orada verilen fotoğraf, hemen yırtılıp atılmasaydı bir kenara, hemen daha o gün, bugün nerede olurdu Türkiye toplumu, Türkiye? Siyaset nasıl biçimlenmiş olurdu, ekonomi ne durumdaydı? Toplumsal barışı, bırakın bugünkü kırılmayı, kamplaşmayı, kutuplaşmayı,  daha da güçlenmiş bir ülke nasıl bir güven ortamında nasıl bir üretim hamlesi yapıyordu şimdi kim bilir, kim bilir nasıl dinamizm yeşermişti bu topraklarda? Ve en önemlisi şu süreçte kaybettiğimiz o yüzlerce insan şimdi neler yapıyor olurdu, düğün mü, dernek mi, mesleklerinde başarılar, bitirilen okullar, alınan diplomalar mı, kaç bayramı bir arada geçirmiş olabileceklerdi aileleriyle acaba? Yazık ettik.

Bazen de 2015 Haziranı'nı hatırlıyorum. Eğer o seçimlerin ardından herkes kendisine ve topluma biraz zaman tanısaydı, toplumun en geniş çoğunluğunu temsil edecek bir hükümet için herkes elini taşın altına koysaydı, bugün nasıl bir Türkiye'de olurduk? Parlamento formasyonumuza belki bugün eleştirilerin art arda geldiği Batı ülkeleri bile gıptayla bakıyor olurdu. Barış ile demokrasi birbirini karşılıklı güçlendiriyor olur, bugün rölantide işleyen parlamento toplumun her ferdinin güvendiği ve sorunlarının çözümünü beklediği odak olurdu. Bu çoğulcu demokrasi sayesinde Cumhuriyet'in kuruluşundan beri çözülmemiş meseleler çözülür, işte o zaman Türkiye bugün sürekli gençlerini sürmek zorunda kaldığı Ortadoğu için model ülke olurdu. Batılı yatırımcılar için ise bir cazibe merkezi. Ve yine dediğim gibi, en önemlisi o yüzlerce insan ölmemiş olurdu.

Bazen de 2016 Temmuzu'nu hatırlıyorum. Eğer o meşum ve halk düşmanı darbe girişiminin ardından herkes demokrasiyi aynı heyecanla sahiplense, sahiplenenlerin hiçbiri dışlanmasa ve demokrasi rafa kaldırılımak yerine baştacı edilse, o bombalanan parlamentodaki bütün partilerin parlamenter demokrasiye eşit biçimde sahip çıkmasına izin verilse, ne olurdu? Neden yapılamadı bu, neden yapılmadı? Öyle bir durumda ne olurdu? Nasıl bir Türkiye'de olurduk bugün? Halkın egemenliğinin perçinlendiği, parlamentonun özgüveninin yerine geldiği, darbe heveslilerinin bütün umutlarının kırıldığı bir ülkede olmaz mıydık? Ve demokrasiyi korumak için canını vermiş onca insanın mirasına daha iyi sahip çıkmış olmaz mıydık ülkece?

Maalesef bunları yapmadık ve 2017'ye böyle geldik ve böyle de geçirdik hemen hemen. İki aydan biraz fazla kaldı bitmesine. Kendisiyle kavgalı, dünyayla kavgalı olduğumuz bir dönemdeyiz işte. Bence herkes anladı bu dönemden çıkışın ancak barışla, toplumsal barışla olabileceğini. Her geçen gün sorunlar büyüyor. Ve barışın uzağında geçen her gün toplumsal yarılmayı arttırıyor. Diğer taraftan toplum barış içinde olmayınca ülke dışarıda hedef oluyor. Bir çatışmadan diğer çatışmaya sürükleniyor.

Umudumu kaybettiğim zamanlarda bu yoldan bir çıkış yokmuş gibi geliyor. Ama sonra son birkaç yılda bu ülkenin kaç defa barışın ve demokrasinin yanından geçtiğini, nasıl teğet geçtiğini hatırlıyorum. Ve yeniden umutlanıyorum.

Bence bu ülke, bu toplum bir kez daha barışı arayacak, deneyecek.

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim