1. YAZARLAR

  2. Bedros Dağlıyan

  3. ÜSKÜDAR’DA HAZAN
Bedros Dağlıyan

Bedros Dağlıyan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

ÜSKÜDAR’DA HAZAN

A+A-

 

Üsküdar’da ezan-ı Muhammedi

 Bu şehrin ne ilk ne de son kapısı

Puslu ıslak havada ışık seli; Rahmana yolculuk

Müezzinin davudi sesi gidene Hüseyni bir aşkla elveda

İpince sulusepkende birlikte yürüyoruz

Üç arkadaş, ciğerimizde şehrin tılsımlı havası

Sahaftan aldığımız kitapların kokusu, henüz ellerimizde

Yürüyoruz geçmişe, geleceğe; acıyan anılarla

Ankara’yı, Diyarbakır’ı ve kaybettiklerimizi konuşuyoruz

Bir diktatörün daha ne kadar küçüleceğini

Ve yanmış, parçalanmış büyük insanlığı

 Ağzımızda Mamak türküsü

Titreyen yüreğimiz elimizde

Bir dostun yalnızlığını paylaşır gibi yine hicaz makamından

Usulca sızıyor, üzgün tinimize ikindi Ezanı

Mihrimah Sultan caminin müezzini

Yol veriyor, Valide Sultan’ın hıçkıran sesine

Tenimize işliyor, o ilahi dokunuş

Yolun kalabalığına aldırmadan durup, sese yükseliyoruz

İnsanlar geçiyor; genci yaşlısı, türbanlısı, frapanı

Yüzlerinde ölümcül bir karamsarlığın izleri

 Vapurların gürültüsü, martıların el sallayan sesi

 Bir resmi tamamlıyor meydanda

Gazetelere bakmak gelmiyor içimizden

Ölmeyi sevdiklerine yakıştıramayan

Acıya sarınmış kadın ve erkek yüzleri

Kederli bir ânı paylaşıyor bizimle

Kirkor, Arapgir’den yadigâr ‘Kırık Çan’ kadar mahcup

Neden? Diye bakıyor gözlerimize

Yelda, ‘Hüzün Suretleri’ni bırakıyor gölge gibi üzgün masaya

Ve ben sadece göğe doğru yükselen minarenin alemine

Derin bir ah bırakıyorum usulca

 

Siz bayım! Siz ki hayatı çaldınız bizden ve bütün cem-i cümleden

Kıyam eden o canlar ki, özgürlüğün ve inancın temeliyiz, demişlerdi

Mümkünsüz değil! Mutlaka bir daha direneceğiz

O güzel ve direngen şehri İstanbul’u yeniden dirilteceğiz

 

Kanaat lokantasındayız, ama en çok edebiyattayız

Şair anıları, şiirler geçiyor birbirimize bakan gözlerimizden

Ne çok şiire benziyor bu enginar

İyi şiir kadar lezzetli, diyor Yelda Karataş

Garson, gözleriyle onay veriyor konuştuğumuz her cümleye

Ah, annemin yemekleri diyemiyorum

Şiir mi elemi demliyor, çay mı şiiri bilmeden

 Zaman, ezanı çağırıyor akşam vakti segâhtan

Ah, bu yağmur nasıl da güzel

Dirlik ve bereket veren Halil-ü Rahman

Siyah bir bulutun altında, aşk ile dem çekiyoruz

Kurşunileşen üzgün denizin yanında, yavaşça

Kalabalığa karışıyoruz; elimizde kitaplar

Ağlayan havada, soluğumuz şiir

                                          Üsküdar, 17 Ekim 2015

                                               Bedros Dağlıyan

*Kirkor Yeteroğlu: KIRIK ÇAN

*Yelda Karataş: HÜZÜN SURETLERİ

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 475 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.