1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. Vefa gösteremediğimiz bir büyük usta daha; Hattat Hamid
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Vefa gösteremediğimiz bir büyük usta daha; Hattat Hamid

A+A-

Pek çok özelliği yanında, tarihi geçmişine yakışır bir sanat ve kültür kenti de olan Diyarbakır’da çok sayıda şair, edebiyatçı, sanat ve kültürde ünlenmiş fikir ve bilim adamı yetişmiştir.

Yakın tarihin edebiyat alanındaki ünlü biyografı yazarlarından İbn-ül Emin Mahmud Kemal İnal, 1969 yılında yayımladığı 3 ciltlik “SON ASIR TÜRK ŞAİRLERİ” adlı eserinde, 18’nci asır ortalarında yaşamış Diyarbakırlı ünlü şairlerden Mehmet Naim Efendi’yi anlatırken Giritli Sırrı Paşa‘dan dinlediği ilginç bir anekdotu sunar  okurlarına.

Paşa “Basra Valisi Hasan Bey’den dinlemiştim.” diye başlar söze ve şöyle der;

“Diyarbekirli o kadar çok şair ve edip var ki, şehrin merkezi Ulu cami önünde durup, gözlerimi kapayıp elimi uzatsam ve Diyarbekirlilerden oluşan bir grup içinde rast gele birini tutsam, tuttuğum adam mutlaka ya katip ya da münşidir.” Yani, nesir yazarı veya şairdir.

Evet. Böylesine görkemli, böylesine onur verici bir kültür geçmişimiz vardır.

İşte; 32 yıl önce, bir 18 Mayıs 1982 günü kaybettiğimiz Diyarbakırlı ünlü büyüğümüz Hattat Hamid Aytaç bunlardan biriydi... O da ölünceye kadar Diyarbakırlılığıyla övündü. Pek çok eserinde “Hamid’i Amidi” imzasını kullanması bundandır…

1996 yılında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenen “Hattat Hamid Aytaç (Amidi) Paneli”nde konuşan, İstanbul’daki öğrencilerinden  İsmail Yazıcı bey O’nun bu yanını şöyle anlatıyordu, “Her ne kadar cismen uzak olsa da hocamız her zaman Diyarbakır’la dolu dolu yaşardı.. Zaman zaman, ya da dostları geldiğinde hatıraları canlanır, dalar, hayalen oralara gider, hatıralarını naklederdi…” 

Başta Meydan- Larous olmak üzere pek çok ansiklopedide “Son çağ HAT sanatının ünlü ustası” diye tanıtılan Hamid Aytaç Bey, çok sayıda ünlü hemşerimiz gibi Diyarbakır’da doğmuş, öğreniminin bir bölümünü Diyarbakır’da yapmış, burada yetişmiş, sonra İstanbul’a nakli mekan etmiş bir sanat ve kültür adamımızdır.

…………        

1891 yılında Diyarbakır’ın Ulucami yakınındaki İmadiye mahallesinde doğan sanatçımızın dedesi Adem-i Amidi efendi de ünlü bir hattat idi.

Asıl adı, Musa Azmi Hamid olan sanatçımız ilk tahsilini Ulu Cami yakınındaki Sübyan Mektebi’nde gördü.

Ayrıca Kavvas-i Sağir Camii imamı Said Efendi'den ve akrabası hüsn-i hat hocası Abdüsselam efendiden de eğitim gördü..

Daha sonra Melikahmet Camii karşısındaki, 1950’li yıllara kadar Gazi İlkokulu olarak eğitime açık olan Askeri Rüştiye’ye kaydını yaptıran Hamid bey, burada Hoca Vasıf efendiden “RİKA” dersi, resim öğretmeni Jandarma Kolağası Ahmet Hilmi beyden de “SÜLÜS” yazı sanatını öğrendi.

Resme yetenekli olduğundan askerî rüştiye resim ve Fransızca öğretmeni merhum ressam Ali Rıza Bey'in öğrencisi ressam Hilmi Efendi'den de resim dersleri aldı..

Kırlangıç kanatlarının hareketlerini andıran Ta’lik yazı çeşidini kendi yeteneği ile öğrenen Hamid Bey çocukluk ve okul anılarını anlatırken, bir gün Kur’an-i Kerim’in  kenarına “Nesih” yazısını taklit ederek bir ayet yazdığı için falakaya yatırıldığını söyler.

Yazıya ve resim yapmaya olan hevesi yüzünden diğer derslerini ihmal ettiği için sınıfta kalan Hamid Bey’e babası tarafından resim ve yazı sanatı ile uğraşması yasaklanmıştı.

Ancak, güzel bir tesadüf onun yine hat sanatına dönmesini sağladı.

Padişah  II. Abdülhamid’in tahta çıkışının yıldönümünde kent belediyesi tarafından düzenlenen kutlama törenleri için hazırlanan bez afişlerin yazımında görev alan Hamid bey, başarılı olunca, babası tarafından konulan yasak kaldırıldı ve yeniden HAT sanatı ile ilgilenmeye başladı.

İlköğrenimini Rüştiye’yi ve İdadi’yi Diyarbakır’da tamamladıktan sonra, o günlerin modasına uygun olarak yüksek öğrenim yapmak üzere 1906 yılında İstanbul’a gönderilen Hamid bey, başlangıçta Mekteb-i Kuzat yani “Kadılık (Hukuk) Mektebi”ne kaydını yaptırır. Ne var ki,  o günlerde İstanbul’da bulunan Cizrelizade Mithat Bey kendisini caydırarak Sanayi Nefise’ye naklini aldırır. Böylece günümüzdeki Güzel Sanatlar Akademisi’ne girer ve HAT bölümünü bitirir.

Bu arada geçimini sağlamak amacıyla kendi adına bir “Resim Evi” açarak öğrencilere  resim ve hat sanatı ile ilgili dersler verir. (Yarın devam edecek…”  

Bu yazı toplam 759 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.