1. YAZARLAR

  2. Nimetullah Yıldız

  3. YARATILIŞ VE YASAK AĞAÇ
Nimetullah Yıldız

Nimetullah Yıldız

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

YARATILIŞ VE YASAK AĞAÇ

A+A-

                                                        

                   Dedik ki: " Ey Adem ! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin , ama şu ağaca yaklaşmayın , yoksa zalimlerden olursunuz." ( 35 )

                   Derken , şeytan ayaklarını oradan kaydırdı . Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı . Bunun üzerine biz de , " Birbirinize düşman olarak inin . Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır " dedik. ( 36 )

                   Bakara süresinin bu iki ayetinin işaret ettiği yerlere gitmeye ne dersiniz ? Kim bilir ? Belki de , şimdiye kadar hiç görmediğimiz , hiç işitmediğimiz hiç duyumsamadığımız gerçeklerin varlığını işaret ediyordur .

                   Mesela 35. ayet , kelime ilmi ile şereflendirilen insanoğlunun ( Bakara 30-34 / bkz ) kelimeler alemindeki serüveninin ilk anlarını anlatmaktadır . Eşsiz yaratıcımız ALLAH ( c.c) Soylarından geldiğimiz Adem ile eşine cenneti lutfeder . Cennet kelimesi, lügatta c ve n harflerinden meydana gelmekte olup, aynı kökten meydana gelen cin, cinnet, cinan, cenin kelimeleri gibi “ örtülü ” demektir .Sayısız nimetler ile örtülü bu eşsiz yaşam sahasının tek bir yasağı vardır ki !35.ayetin şu kısmında vurgulanır " Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin , ama şu ağaca yaklaşmayın , yoksa zalimlerden olursunuz."

                    Neydi o ağaç ? Neden yasaktı ?O ağacın insan üzerinde nasıl bir etkisi vardı ? Neydi o ağacı , kendisine yaklaşanı zalimlerden olmasına sebep olabilecek kadar yasak kılan detay ? Oysa ki diledikleri her şeyden bol bol yiyebilecekleri bir özgürlüğe sahiplerdi . ALLAH'ın emri bu yöndeydi .

                    Dilerseniz önce cevabını kesin bildiğimiz detaylara değinelim .36.ayetten anlıyoruz ki , şeytan bu ağaç hakkında bilgi sahibiydi ve de onları kandırabilecek bir donanıma sahipti . O ağacın onları bulundukları konumdan çıkaracağını biliyordu .

                    Düşmanınızı yenmek istiyorsanız sizin iyi bildiğiniz ama onun bilmediği bir cephede savaşmalısınız . O da bunu yaptı , o ağaca yaklaşmalarını sağlayarak onların yer yüzüne inmesini sağladı .

                    " Alemlerin Rabbi " kelimesinden de anlıyoruz ki alemlerin , yani boyutların varlığı söz konusudur.Tek bir yaratıcının hükmü ve de yaratışı ile bu alemlerin var olduğu inanışına sahip olan islam dini dışında , modern bilimde de boyutların varlığına değinilmekte ve de fizik dünyasında bu konuya ilişkin güçlü teorilere rastlanmaktadır.

                     O ağacın ne olduğunu bilmekten çok daha önemli bir detay vardır ki o da şudur : O ağaca yaklaşacak olanların bulundukları konumdan ( boyuttan) çıkacakları gerçeği ! 36. ayet " Derken , şeytan ayaklarını oradan kaydırdı . Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı . " diyerek , bu detayı apaçık vurgulamaktadır .

                     Matrix filmindeki kırmızı hap,mavi hap meselesini hatırlatıyorsunuz değil mi ? Bence bazen filmleri ya da kitapları yabana atmamak lazım . Yediğimizin içtiğimizin her birinin vücudumuzda farklı işlevlerde etkileri olduğunu söylemeye gerek var mı ?Öyle ki uyuşturucu ya da alkol gibi şeylerin varlığı bile bize bazı şeyleri anlatmaya yetmiyor mu ?

                    Meseleye misal mi lazım ? Anlamak çok da zor değil aslında bir bara gidin ve de kendinize bir içki ısmarlayın . O kadeh yalanla doludur ve de o yalana inandığınız kadar sarhoşsunuzdur . Ya da şöyle yapın isterseniz barın sahibini dinleyin ve de o bara gitmeyin. Kadehinizi yalanla doldurmayı denemeyin bile .

                    İşte yüce ALLAH'ta Adem ile eşine " Dedik ki: " Ey Adem ! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin , ama şu ağaca yaklaşmayın , yoksa zalimlerden olursunuz." ( 35 )

                    Durum şudur ki ! O ağaç her neyse onun kafasını yaşamaktayız ve de hakikatli bir yalanın yaşamına inanmaktayız . Öyle bir yalan ki bu ; söyleyeni bile inanmayın der ama , biz yine de inanırız .Velhasıl , pirincin taşını ayıklamanın yaşamındayız . Akla karayı seçeriz ama yine de değiştiremeyiz o gerçeği .

" Pirincin taşını ne kadar ayıklarsak ayıklayalım ,Pişmeyen pirincin taştan farkı yoktur. "

Bu yazı toplam 922 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.