1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. YAŞAR KEMAL 1
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

YAŞAR KEMAL 1

A+A-

 

 

           Romancılığımızın ustası, şiir, öykü, deneme, röportaj ve düşünce yazılarıyla edebiyatımızı zenginleştiren evrensel yazarımız Yaşar Kemal'i  uzun bir ömrün ardından yitirdik.  Bir yıl önce, cenaze törenine katılan  binlerce kişi  " Yaşar Kemal Onurumuzdur " sloganını haykırarak, kilometrelerce yürüyüp  görkemli bir biçimde son yolculuğuna uğurlamıştı.

 

           Çocukluğundan itibaren bütün düşleri ak bulutlu ve renkliydi, doğayla olan dostluğu ustalık düzeyindeydi; doğadaki bütün otları, çiçekleri, böcekleri, kuşları, pamuk tarlalarını,  bostanı, çayırları, ırmakları, dağları, ovaları, kayalıkları, denizi ve gökyüzünü biliyordu.  Yaşar Kemal'e göre doğa, yalnız dışarıdan bakılan bir şey değil yaşamın anlamlı bir parçasıdır. Anlattıklarında ve yazdıklarında çocukluğundan itibaren dinlediği, gözlemlediği, okuduğu, öğrendiği her şeyden izler vardı; köylerine gelen dengbejlerden, aşıklardan dinledikleri, büyük bir merakla seyrettikleri ile  büyüdü; öğrendi, dinledi, anlattı ve yazdı...

 

           "...Köyde her gece yaşlı köylüler sohbete otururlardı. Ben de onlara gider katılır, susarak durmadan onları, bazı günler sabahlara kadar dinlerdim.  Türkmenin eski günlerini, büyük aşık Dadaloğlu'nu, Kozanoğlu başkaldırısını, toprağın verimliliği ya da verimsizliğini, Kurtuluş Savaşını anlatırlardı... Benim bir merakım da; bir şeye gözümü dikip günlerce seyretmektir. Örneğin evimize getirilmiş bir kilimi aylarca bıkmadan usanmadan seyrettiğimi anımsıyorum. Çocukluğumda demircilerin ocakları, marangozların uğraşları, arıların karpuz kabuklarını didiklemesi, yılanların sevişmesi , civcivleri kapmak için köyün üzerine seyirten kartalları günlerce seyrederdim. Sanki dünyayı, hiçbir şey yapmadan seyretmeye gelmiştim..."

&&&

          Yaşar Kemal, Çukurova'da binlerce yıllık bir antik kentin Anavarza'nın yanıbaşında, kayalıklarında yüzlerce kartalın uçtuğu, bataklıklarında flamingoların, büyüklü küçüklü kuşların, kelebeklerin uçtuğu, Kadirli ve Ceyhan'ın tam ortasında, Ceyhan ırmağının kıyısındaki bir köyde doğdu.  Tarihi değeri gün ışığına çıkartılmamış saklı bir hazine gibi öylece durmakta olan dünyadaki diğer antik kentlerden farklı bir değer taşıyan Anavarza   toprak altında keşfedilmeyi beklerken Yaşar Kemal bu anıt kentin, Hitit yerleşim merkezi olan Karatepe'de  mezar taşlarının, Hitit kabartmalarının bulunduğu taşların arasında oynayarak büyüdü.

 

&&&

             Yaşar Kemal kendini hem ovalı, hem dağlı hem de denizli bir adam olarak tanımlamıştır.  "... Çukurova tam bir Akdenizdir. Benim ülkemi Toroslar, yeni doğmuş bir ay gibi çevirmiştir. Önümüz de Akdenizdir. Bu Çukurova toprağı benim kendi ülkem olduğu kadar, benim romanlarım için yarattığım bir ülkedir. Romanlarımdaki insanları, otları, böcekleri, çiçekleri, atları, kuşları ne biçim yarattımsa , Çukurovamın dilini yeniden yoğurarak nasıl bir yazı, roman diline çevirmişsem, kendi Çukurovamı da öylesine yarattım. Yeniden yaratarak bir düşsel ülke kurmaya çalıştım. Çukurova beni ne kadar ilgilendiriyorsa, kurmaya çalıştığım, yaratmaya çalıştığım düşsel Çukurova toprağı beni ondan da daha çok ilgilendiriyor..."

             Romanlarında, öykülerinde, yazılarında neden hep Çukurovayı anlattığı sorulduğunda verdiği yanıt, yukarıda alıntılanan paragraftaki  gerçekliğin yinelenmesi olmuştur. "...Ben mi yalnız Çukurovayı yazdım, öyle mi sanıyorsunuz, bakın size söyleyeyim, şu dünya yazarları arasında Çukurovayı yazan tek kişi ben değilim ki, Kafka da, Joyce de, Tolstoy da, Dostoyevski de, Çehov da, Balzac da  Stendal da ... Herkes herkes Çukurovayı yazdı..."

             O Çukurova'da insanlar cehennem sıcağında, " Sarı Sıcak"ta , günde 15-16 saat aç-susuz,  yaban arısı kadar büyük sivrisineklerin saldırısı altında, sıtmadan kırılarak karın tokluğuna çalıştırılıyordu. Çukurova'ya makineler, traktörler, harman makinaları, biçerdöverler girmiş, insanlar işsizlikten, topraksızlıktan, parasızlıktan bir lokma ekmeğe muhtaç durumda bulunuyordu. Yaşar Kemal bütün bunları görerek, çeltik( pirinç) tarlalarında su bekçiliği, traktör şoförlüğü ,  pamuk  çapalama işçiliği, pamuk toplayıcılığı, bostan bekçiliği, batöz ırgatlığı, biçerdöver sürücülüğü,  vekil öğretmenlik, tabelacılık, arzuhalcilik  gibi işlerde  çalışarak, Çukurova'daki tarım emekçileri ile birlikte yaşadı, gözlemledi, biriktirdi, biriktirdiklerini işleyerek hep düşlediği işi yapmaya başladı: yazmak...

DEVAMI VAR

Bu yazı toplam 702 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.