1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. Yeni Yurt’a elveda, Tigris Haber’e merhaba…
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Yurt’a elveda, Tigris Haber’e merhaba…

A+A-

  Karmaşık duygular içindeyim.

İnsan bazen tarifsiz “gel-git”lerin içine düşer ya.

Ne düşündüğünüzü bilemezsiniz, Öylesine boş gözlerle sabit bir noktaya takılıp kalırsınız. Neye, nereye baktığınızı bilemezsiniz.Öylesine kör bir bilinmeze sürüklenirsiniz ya, işte benimki de öyle bir şey...

Üzülsem mi, sevinsem mi?...

……….

Diyarbakır’ın yaşayan en eski gazetesiydi “Yeni Yurt”.

Türkiye’de, hele de bölgemizde 60 yılı geride bırakmış kaç gazete olmuş ki…

Yeni Yurt bunu başaran gazeteydi.

Sevgili dostum Yaşar Evirgen’in 1953 yılı ortalarında “Yeni Yurt”u çıkarmaya karar verdiğinde ne çok çırpındığını hatırlıyorum… O günlerde İzzet Yıldız da, Abdüssettar Hayati Avşar da benzeri telaşın içindeydiler.

Üçü de varlıklı insanlar değillerdi. Üçünün de malı mülkü, paraları yoktu. Ama üçünün de idealleri vardı. Üçü de gazeteciydi çünkü. 

İnsanın parası, mali mülkü olmadan bir işe atılması, hele de gazete çıkarmaya kalkışması kolay değildi elbette.

Ama başardılar.

Sesleniş, Yeni Dicle, Ümmid, Yeni Yurt ayni yıl içerisinde peş peşe yayın hayatına atıldılar…

Ne çok sevinmiştik. Diyarbakır’da basın hayatı canlanıyordu çünkü.

Aradan yıllar geçti. Yeni Dicle kapandı, Sesleniş kapandı, Ümmid kapandı. Bir tek Yeni Yurt yaşadı, yaşatıldı…

Yaşar Evirgen’den sonra oğulları Salih ve İbrahim Evirgen asıl meslekleri öğretmenliği bırakarak Yeni Yurt’un başına geçtiler. Kardeşleriyle birlikte babalarının emanetini, çizgisini saptırmadan bir ömür yaşatmaya gayret ettiler…

Sonra, onlar da “buraya kadar” demek zorunda kaldılar.

Şimdilerde Yeni Yurt yok artık…

Nice inişli çıkışlı engelleri aşa aşa 61 yılı geride bırakan Yeni Yurt yerini TİGRİS Haber’e bırakmış.

Haberi aldığımda önce üzüldüm. Sonra üzüntüm dağıldı, yumuşadı.  Çünkü Yeni Yurt isim olarak kapanmıştı. Ama yayınını TİGRİS Haber olarak sürdürecekti.

Hem, isim hakkı yabancıya da gitmemişti. En az yarım asırdır BASIN’ın içinde olan, yaz-kış, kar-kıyamet demeden, İstanbul’dan, Adana’dan, Ankara’dan gelen gazeteleri özveri ile  okurlarına yetiştirmeye gayret eden, basın emekçisi bir aileye geçmişti, TANAMAN ailesine…

Yediden yetmişe kendilerini BASIN mesleğine adamış, gerçekten bu mesleğin kahrını çeken bir aileydi. Aileden başarılı gazeteciler de yetişmişti.

Dostum Mehdi Tanaman gibi…

Kısaca, bu değişime yakışıyordu Tanaman ailesi. Sevindim.

Bir başka ifade ile, Yeni Yurt’un bayrağı emin ellerde…

Şimdilerde Yeni Yurt Gazetesi “TİGRİS Haber” olmuş. Olsun…

Hem, TİGRİS bizim özümüz, şah damarımız…

Şimdilerde DİCLE olup aktığına bakmayın, Kadim tarihte bazen Dklat olmuş, Ermeni ağıtlarına girmiş. BazenTiger olmuş kaplan hızına ulaşmış,  Bazen Diglat olmuş… TİGRİS olmuş Grek Mitolojisinde yerini almış.

Ve TİGRİS on binlerce yıldır Mezopotamya’ya, Kürdistan’a bereket saçıyor.

İnsanlarımız Tanrıya ulaşmanın yolu olarak bilirler Dicle’yi.

Kutsaldır çünkü…

Hem sonra  Diyarbakır Basın Tarihi’nde “Dicle - Yeni Dicle -  “Dicle Kaynağı” gazeteler de çıkmış vakti zamanında.

Varsın bir de TİGRİS Haber olsun. Onların ömürleri O’na bereket olsun, yaşasın…

…………..

TİGRİS Haber, İddialı bir isim. İddialı ve de  farklı.

İnsan, sayfalarını çevirdikçe daha iyi görülüyor bu farklılık. Hele de Kürtçe sayfalar, Kürtçe haberler…

Çok etkilendim, çok…  

Yıllar öncesine gittim.

Birden 1958 yılında sevgili arkadaşım Abdurrahman Efem Dolak’ın zar-zor çıkardığı, dostluk hatırına Sabri Şenci’nin Yeni Şark Matbaasında basılan, yine dostluk hatırına Canip Yıldırım’ın, Musa Anter’in, Sait Kırmızıtoprak’ın, Yaşar Kaya’nın, Sait Elçi’nin yazı yazdıkları, İLERİ YURT Gazetesi’ geldi aklıma.

Musa Anter’in bir KÜRTÇE şiiri yüzünden başına gelmedik kalmamıştı o yıllarda.

1952 yılında tanıdım Sevgili Musa’yı. O Şark Postası gazetesinde, ben Yeni Şark Gazetesi’nde fıkralar, şiirler yazıyoruz…

Musa Anter o günlerde Diyarbakır basınının “yaramaz çocuğu”ydu. Hemen her fıkrasına, her yazısına bir kaç “Kürtçe” kelime sıkıştırıyordu. Bu da bazı “Fincancı katırlarını” ürkütüyordu elbette.

Yıllar sonra bu kez Abdurrahman Efem Dolak’ın İLERİ YURT Gazetesinde  “KIMIL” şiirini Kürtçe yazarak yapmıştı yapacağını(!)…

Ortalık fena karışmıştı o günlerde. Peş peşe, gözaltılar tutuklamalar başladı. Konu “Devlet Sorunu” olmuştu. Öyle ki, Cumhurbaşkanı Celal Bayar bizzat Diyarbakır Valisine telefon ediyor “Musa Anter”in icabına bakılması gerektiği” talimatını veriyordu.

Ünlü 49’lar olayı bu günlerin eseridir…

İstanbul, Ankara gazeteleri ateş püskürüyordu.

Kürtlerin topluca TENKİL edilmesini isteyenler bile vardı.

Diyarbakır’daki bir küçük(!) gazeteden çıkan bu kıvılcım Ankara’yı, İstanbul’u kudurtmuştu adeta...

Bu olay bir GÖZDAĞI da oldu herkese. Sonraki günlerde kimin haddine KÜRTÇE yazmak, hatta konuşmak…

İşte, böylesi günler yaşadık.

Şimdilerde ne zaman bir gazetede, bir dergide KÜRTÇE bir sayfa ya da metin görsem o günleri hatırlıyorum…

………

Can dostum Naci SAPAN, geçtiğimiz günlerde TİGRİS Haber’in yazı ailesini tanıtırken eski deyimle İLTİFAT yağdırmış.

Sağolsun.

Kuşkusuz böylesi iltifatlar hoş. Hoş ama, bir o kadar da ağır sorumluluk yüklüyor insana.

Farkındayım…

Sen ne yaptın  Naci kardeş?..

 

Bu yazı toplam 1896 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.