1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. YILANLARIN ÖCÜ ROMANININ SİNEMA HİKAYESİ (2)
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

YILANLARIN ÖCÜ ROMANININ SİNEMA HİKAYESİ (2)

A+A-

 

"Türk köylüsü yalınayak değildir. Türk köylüsü yamalı, yırtık giymez. Türk toprağı verimsiz değildir. Türk erkeği karısını aldatmaz!"

 

YILANLARIN ÖCÜ FİLMİ SANSÜRDE

 

Filmin iç çekimleri İstanbul'da tamamlandıktan sonra montajı, müziği ve seslendirmesi yapılır, sonra getirilip Sansür Kurulu'na verilir.

 

Birkaç ay geçer, sonuç yoktur, filmin sansüre takıldığı anlaşılır. Film, Sansür Kurulu tarafından tekrar tekrar izlenir ve en sonunda filmden bazı sahnelerin çıkarılması istenir. Tercüman, Son Havadis gibi sağcı gazetelerde film aleyhine sürekli yazılar çıkar.

 

Bütçe görüşmeleri sırasında, Meclis'te, Senato'da romanla ilgili tartışmalar yapılır.

 

Yılanların Öcü’nün tiyatro uyarlaması yapan Ergin Orbey'in onca çabası boşa gider, oyun, Devlet Tiyatrolarında yasaklanır.

&&&

Fakir Baykurt, Sansür Kurulu'nun  filmden çıkarılmasını istediği sahneleri sıralarken, zaten senaryo aşamasında vazgeçilen sahnelerden dolayı eksilen filmin, istenilen değişiklikler yapılması halinde "kuşa" döneceğini söyler. "Sansürün istediği değişiklik ya da çıkarmaların yarısı değil, beşte biri yapılsa yine film film olmaktan çıkardı" diyor Fakir Baykurt.

 

 "Türk köylüsü yalınayak değildir. Türk köylüsü yamalı, yırtık giymez. Türk toprağı verimsiz değildir. Türk erkeği karısını aldatmaz!" gibi görüşlerle filmi makaslamak isteyen Sansür Kurulu'nun, filmde  yapılmasını istediği değişlikler şaşırtıcıdır.

 

Nusret İkbal'in sahibi olduğu BE-YA film şirketi adına yönetmen Metin Erksan tarafından sinemaya uyarlanan Yılanların Öcü filmi, aylarca Sansür Kurulu'nda incelenir. Sansür Kurulu filmden bazı sahnelerin çıkarılmasını, bazı sahnelerin de değiştirilmesi ister. Sansür Kurulu'nun yapılmasını istediği değişikliklerin çokluğu nedeniyle Yön dergisi "Sansür film çeviriyor!" diye yazacaktır.

 

SANSÜR KURULU FİLM ÇEVİRİYOR

Gerçekten de Sansür Kurulu’nun filmde değiştirilmesini istediği konuşma ve sahnelere bakınca, Yön dergisinin yazdıklarının hiç de abartma olmadığı anlaşılıyor. Sansürün isteklerinin bazılarını görünce, bu daha iyi anlaşılacaktır:

 

-Irazca'nın söylediği "Yılanlar kadar olamadınız. Yılan yılanken öcünü bırakmazken, insan öcünü yerde bırakmaz. Elinden gelen, gelmeyeni yapar. Biz de yaparız.”

 

-Muhtarın Haceli'ye söylediği "Padişah cellatları"ibaresinden "Padişah" sözünün,

 

-Kerpiç kırımına giderken Haceli'nin söylediği "Askeriyenin gece talimi gibi" sözünün,

 

-Filmde tekrarlanan "köylü milleti" ibaresinden "millet" kelimesinin, halkımız arasında bir ayrım varmış izlenimi uyandırdığından, çıkarılması,

 

-Beline taş atılmak suretiyle çocuğu düşürülmüş Haçça'nın tedavisi için getirilmiş sağlık memurunun  kendisine sorulan sorular karşısında verdiği yanıtlar tarafsız olarak ve her vatandaş gibi böyle durumlarda kanun yoluna baş vurma hakkına sahip olduğu fikrini telkin etmesi gerekirken, bunu yapmadığından, bu sahnedeki yanıtın buna göre değiştirilmesi, olmadığı takdirde sahnenin çıkarılması,

 

-Irazca, oğlu ve gelinin yapılanları şikâyet etmek için yola çıktıkları sahnenin, filmin son sahnesi olmaması; şikâyet üzerine savcının bir müzekkere ile Haceli ve Muhtarı suçlu bularak celbettirmesi, savcının Irazca ve Kara Bayram'ın haklarını kendi kendilerine almaya kalkışmalarını suç sayıp haklarında kanuni takibat yapacağını açıklaması, Haceli ve Muhtarın suçlarından dolayı haklarında takibat yaptığını gösteren konuşma ve sahnelerin filme eklenmesi...

 

Sansür Kurulu, senarist ve yönetmenliğe soyunuyor ve görüldüğü gibi filmin finalini yeniden yazıyor. Bir kısmını aktardığım Sansür Kurulu Raporunun sonuç bölümünde şu karara varıldığı belirtilir:

 

" Yukarıda belirtilen bazı hususlar senaryoda mevcut olmakla beraber bunların filme aktarılması halinde, aile kutsiyetini sarsıcı ve cemiyet nizamını bozabilecek, suça tahrik ve teşvik edecek, dini akidelerimizi rencide eyleyecek sahnelerin var olduğu görüldüğünden, gerekli değişikliklerin yapılması, yine izah edildiği üzere filme bazı sahnelerin ilave edilmesinden sonra filmin tekrar görülmesinden sonra filmin uygun görüldüğüne oybirliğiyle karar verilmiştir."

&&&

Yılanların Öcü filminin sansüre takılması haftalarca, aylarca sürer. İçişleri bakanının Sansür Kurulu ile birlikte filmi izlemesinden de sonuç çıkmaz. Bakan, "sansür kurulu karar versin" diyerek inisiyatif almaktan çekinir.  Gazetelerde, Meclis'te tartışmalar devam eder.

 

Fakir Baykurt, filmden sözcük çıkarılmasına razı olmadığını söylerken, bir yandan da filmin yapımcısı Nusret İkbal'in Metin Erksan'ı ikna ederek ödün verilmesine yol açacağından kuşkulanmaktadır. Bu kaygısını öğrenen yapımcı Nusret İkbal, Baykurt’u rahatlatır, "Ödün söz konusu olamaz! Yılanların Öcü'nün özgünlüğünü bozacak çıkarmalara yönelmeyiz, korkma!" der.

 

(DEVAMI VAR:"... Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel salona girince Fakir Baykurt'u yanına çağırır. Saygıyla elini sıkıp çekilen Fakir Baykurt, anılarında; Paşa'nın önüne küçük bir sehpa, sehpanın üstüne de iki bardak, bardaklardan birine su, diğerine rakı konulduğunu ve Cemal Gürsel'in bir işaretiyle filmin gösteriminin başladığını anlatır."

Bu yazı toplam 474 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.