1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. Yılbaşı Tartışmaları
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Yılbaşı Tartışmaları

A+A-

        

Bu yılbaşı arifesinde de gelenek bozulmadı.

Malum tartışma devam etti.

“Yılbaşı’nı kutlamak haram mı, değil mi?...”

Tartışmalara bu yıl Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan’la Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez de katıldı.

TV ekranlarında milyonca insanın gözlerinin içine baka baka  konuştu sayın Görmez;

“Pagan Kültürü ile ile tüketim kültürünün haz ve eğlence kültürü ile birleşerek gençlerimiz üzerinde bir yozlaşma kültürü meydana gelmesi doğru değil…”

Ayni ifadeleri Cumhurbaşkanı da yineledi.

Bu ifadelerin anlamı açık. Özetle diyorlar ki; “Yılbaşı kutlamaları haramdır.

Bu tartışmanın İmam Hatıp okullarının yaygınlaştırıldığı, dini motifli etkinliklerin çoğaldığı, bazı yerlerde eğlence yasaklarının uygulandığı, Osmanlıca’nın okullarda mecburi ders olarak okutulmak istendiği bir döneme rastlaması hayli yadırgandı elbette.

Türkiye ve dünya bunca sorunla cebelleşiyorken gündemin yılbaşı tartışmalarına sürüklenmek istenmesi de tepki çekti…

İşte, sonunda yılbaşı geldi ve gitti.

Kime ne zararı oldu ki…

Eğer günah ise, yılbaşını kutlayanlar, verilecek hesabı ÖBÜR DÜNYA’ya bırakıp dilediğince eğlendi…

……………

Peki, yılbaşı “Ne menem şey” ki bu kadar tartışılıyor.

Hiç düşündünüz mü?

Konuya İSLAMİ yaklaşanlara göre; kutlamalar Hıristiyan geleneğidir ve günahtır.

Oysa, bu geleneğin başlangıcı Hıristiyanlıktan çok önceye, putperestlik dönemine kadar gidiyor.

Hatta, bu geleneğin İranlılara ait, olduğu, doğuya sefer yapan Romalılar tarafından Hazret-i İsa’nın doğumundan asırlar öncesinde eğlence kısmının Avrupa’ya taşındığı öne sürülür. 

Binlerce yıl önce, PAGAN kültüründe, yani putperestlikte 24 Aralık gecesinin, yılın en uzun gecesi olduğu ertesi günde de günlerin uzamaya başladığını biliyorlardı.

İşte bu yıllarda, 25 Aralık yeni bir günün, daha doğrusu yeni bir yılın başlangıcı olarak sayılıyordu. Bunun için kutlamalar düzenleniyordu.

İşte günümüzde kutlanan NOEL gecesi gerçekte bu dönemden kalmadır.

Hatta, günümüzde yılbaşı kutlamalarında süslenen çam ağaçları da bu dönemin sembolüdür…

Çok tanrılı dinlerde insanlar, iyi huylu periler tarafından korunduğu için en zorlu kış şartlarında bile yeşil kalan ÇAM ağacını kutsal sayıyor, kötü ruhların bu ağaca yaklaşamadığına inanıyorlardı. Ve kutsal saydıkları bu ağacı törenlerinde TOTEM olarak kullanıyorlardı. Kötü ruhların kovulması amacıyla düzenlenen kutlama törenleri  mistik bir atmosfer içinde sabaha kadar süren ayinlerle geçiyordu.

Bu gelenek  Mezopotamya’da özellikle de Pers ülkesinde oldukça yaygındı.

Kısaca, bu gelenek, bu  inanç gerçekte İran’dan, yani Perslerden yayılmıştır.

Bunu pek çok kaynakta bulmak mumkun.

İranlılar, yani Persler Hıristiyanlıktan önce, yılın en uzun gecesi olan 24 Aralık’ın ertesinde günlerin uzamasını, güneş tanrısı MİTHRA’nın zaferi olarak kabul ederlerdi. Bunun için de türlü eğlenceler ve şükür ayinleri düzenliyorlardı.

Doğuya sefer yapar Romalılar, İran’ın bu geleneğini benimseyip ülkelerine taşıdılar. Sonradan Hıristiyanlık alemi, günlerin uzamaya başladığı bu “Yeni Gün”ü Hazret-i İsa’nın doğum günü olarak kabullendi.

Avrupa’da putperestlikten kurtulup Hıristiyan olan toplumlar, eskiden kalma bazı gelenekleri yanında bu inancı da  kendilerine uyarladılar.

Ve M.S. 354 yılından itibaren de Avrupa Kiliseler Birliği’nin onayı ile 25 Aralık günü “yeni bir gün” sayıldı ve Hazret-i İsa’nın doğum günü olarak  kabul edildi. Böylece 4. Asırdan bu yana her yıl 25 Aralık günü Hazret-i İsa’nın doğum günü, yani NOEL olarak kutlanır oldu...

İşte, bu kadar tartışılan “Yılbaşı”nın kısa öyküsü...

Bunun tartışılacak neresi var. Anlamak mümkün değil...

Ha, eğer konu, tüketim “kültürünü tetiklediği” yönü ile ele alınacaksa, o zaman başka.

O zaman da bu işin sorumluluğunu mevcut düzenin ve hükümetlerin, lüks eşya ithalatını ve kullanımını özendirme politikalarında aramak gerekmez mi?

İşte, işin bu yönü ciddi olarak ele alınırsa bizde alkışlarız elbette…

-------------------------------------------------------------------------

 

Bu yazı toplam 626 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.