1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. YILMAZ GÜNEY
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

YILMAZ GÜNEY

A+A-

 

 

  Ölümünün üzerinden 31 yıl  geçmiş olmasına karşın sinemamızın en çok tanınan, sevilen, sinema kariyeri başarılarla dolu sanatçısı Yılmaz Güney'dir.  O, sinemamızın;  "Çirkin Kral" lakaplı oyuncusu, en başarılı filmlerinin senaryo yazarı ve yönetmenidir. 

Adana Altın Koza Film Festivali'nin 1971 yılı uzun metrajlı film yarışmasının sonuçlarını anımsarsak bu söylediğim sözün anlamı daha iyi anlaşılacaktır.

 

                 *** En  iyi    film:  Ağıt            ( Yönetmen: Yılmaz Güney)

                 *** En iyi 2. film:  Acı              ( Yönetmen: Yılmaz Güney)

                 *** En iyi 3. film:  Umutsuzlar ( Yönetmen: Yılmaz Güney)

                 *** En iyi Yönetmen               :  Yılmaz Güney( Ağıt filmiyle)

                 *** En iyi  Senaryo                  :  Yılmaz Güney ( Ağıt Filmiyle)

                 *** En iyi Erkek Oyuncu          :  Yılmaz Güney ( Ağıt Filmiyle) 

 

     Yılmaz Güney, ülkemiz sinema tarihinde iz bırakmış birçok filmin yaratılmasında büyük pay sahibi olan bir sanatçımızdır.  1982 yılında Cannes Film Festivalinde Altın Palmiye ödülünü kazanan " Yol", Sinema tarihimizin en etkileyici filmlerinden biri olan: 

" Umut", Hudutların Kanunu, Kızılırmak Karakoyun, Seyyit Han, Kurbanlık Katil, Zavallılar, Ağıt, Acı, Umutsuzlar, Düşman, Arkadaş, Sürü, Endişe... Yılmaz Güney sinemasının etkileyici sayfalarından bazılarıdır.

 

     Yılmaz Güney'in asıl adı Yılmaz Pütün'dür.  1937 Adana doğumludur. Adana Erkek Lisesi'nde okurken sinema filmleri dağıtımcılığı işinde çalışmıştır. 1956 yılında, Haydarpaşa Lisesi edebiyat bölümü öğrencilerinin çıkardığı Onüç(13) edebiyat dergisinde yayınlanan, " Üç Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri" başlıklı öyküsünde, komünizm propagandası yapmaktan dolayı yargılandı hem hapis cezası hem de Konya ilinde zorunlu ikamet( sürgün) cezası ile cezalandırıldı. 

    

      Gazeteci-yazar Tanju Cılızoğlu, Haydarpaşa Lisesi edebiyat bölümü öğrencisi ve 13 Edebiyat dergisinin yazı işleri müdürü olarak öyküyü yayınladığını, o yaz hem Yılmaz Pütün hem de  kendisinin tutuklandığını, Hürriyet gazetesinin bu olayla ilgili olarak, " İki Rus Casusu Yakalandı" başlığını attığını, kendisinin 27 mayıs 1960'dan sonra değişen yasalar nedeniyle para cezası ile cezalandırıldığını ancak Yılmaz Güney'in hapis ve sürgün cezaları ile cezalandırıldığını yazmıştır.

  

     Yılmaz Güney 12 mart sürecinde devrimcilere yardım ve yataklık suçundan dolayı da ceza alacak ve hapis yatacaktır. Cezaevinden çıktıktan kısa bir süre sonra Adana -Yumurtalık ilçesinde, " Endişe" filminin çekimleri sırasında bir tartışma yüzünden hakim Sefa Mutlu'yu öldürmek suçundan ağır hapis cezası ile cezalandırılmıştır.

 

      Yılmaz Güney, sinemacı kimliğinin dışında, 'Boynu Bükük Öldüler' romanı ile " Orhan Kemal Roman Ödülünü" kazanmış bir edebiyatcımızdır.  

       Yılmaz Güney'in diğer kitapları; Salpa, Sanık, Hücrem, Soba Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz, Oğluma Mektuplar, Selimiye Mektupları'dır. Yılmaz Güney, cezaevinden yönettiği " Güney" isimli dergi aracılığıyla hem sanat-edebiyat alanındaki düşüncelerini hem de siyaset üzerine tezlerini geliştirdi. Ülke ve dünya sorunlarını inceleyen, tartışan, önermelerde bulunan bir sanatçı, siyasetçidir. 

 

   Yılmaz Güney, Vedat Türkali'nin "  Yeşilçam Dedikleri Türkiye" romanında, Şahin Doğu karakteriyle roman kahramanlarından biridir. Vedat Türkali, romanında; Şahin Doğu'yu şöyle tanıtır, " Halkın taparcasına sevdiği, sosyalist, dostane gülüşlü, samimiyeti, silahlara ve kumara düşkünlüğü ile bilinen, Adanalı ve kariyerinin başında çektiği vurdulu-kırdılı, "çirkin kral" filmleri olan sinema oyuncusu..."  Evet, doğrudur. Kariyerinin başında geniş kitlelerin çok beğendiği, sinemaları doldurduğu böyle filmlerde oynadı Yılmaz Güney ama 1967'den itibaren hem Lütfi.Ö. Akad'ın hem de kendisinin yönettiği, senaryosunu yazdığı, yapımcılığını üstlendiği yazımızın başlarında saydığımız önemli filmleri yaratan da Yılmaz Güney'dir.

 

  Yılmaz Güney, cezaevinde başlayan ve yeterince tedavisi yapılmayan rahatsızlığından dolayı Paris'te, 1984 yılında yaşamını yitirirken 'Soba Pencere Camı Ve İki Ekmek İstiyoruz' romanından senaryolaştırdığı son filmini çekmişti: Duvar... 

 Acılar ve  hüzünlerle sarsılmış  ama aynı zamanda halkın güzel geleceği için çarpan, başarılar ve kalıcı eserlerle dolu onurlu bir yaşam.  Paris'te düzenlenen bir etkinlikteki konuşmasının son sözlerini anımsatmak isterim: ''... Ezilen sınıfların sınıf kardeşliği en büyük gücümüzdür. Dost ve düşman herkes bilsin ki; kazanacağız!  Mutlaka kazanacağız!  Bir köle olarak yaşamaktansa, bir özgürlük savaşçısı olarak ölmek daha iyidir.'' Anısı hep yaşayacaktır...  

 

Bu yazı toplam 717 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.