1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. YILMAZ GÜNEY 80. YAŞINDA!
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

YILMAZ GÜNEY 80. YAŞINDA!

A+A-

 

Ölümünün üzerinden 33 yıl geçmiş olmasına karşın sinemamızın en çok tanınan, sevilen, sinema kariyeri başarılarla dolu sanatçısı Yılmaz Güney’dir.

 O, sinemamızın; “Çirkin Kral” lakaplı oyuncusu, en başarılı filmlerinin senaryo yazarı ve yönetmenidir.

 

Adana Altın Koza Film Festivali’nin 1971 yılı uzun metrajlı film yarışmasının sonuçlarını anımsarsak bu söylediğim sözün anlamı daha iyi anlaşılacaktır.

 

– En iyi film: Ağıt ( Yönetmen: Yılmaz Güney)

 

– En iyi 2. film: Acı ( Yönetmen: Yılmaz Güney)

 

– En iyi 3. film: Umutsuzlar ( Yönetmen: Yılmaz Güney)

 

– En iyi Yönetmen : Yılmaz Güney( Ağıt filmiyle)

 

– En iyi Senaryo : Yılmaz Güney ( Ağıt Filmiyle)

 

– En iyi Erkek Oyuncu : Yılmaz Güney ( Ağıt Filmiyle)

 

&&&

 

Yılmaz Güney, ülkemiz sinema tarihinde iz bırakmış birçok filmin yaratılmasında büyük pay sahibi olan bir sanatçımızdır. 1982 yılında Cannes Film Festivalinde Altın Palmiye ödülünü kazanan ” Yol“, Sinema tarihimizin en etkileyici filmlerinden olan, Umut, Hudutların Kanunu, Kızılırmak Karakoyun, Seyyit Han, Kurbanlık Katil, Zavallılar, Ağıt, Acı, Umutsuzlar, Düşman, Arkadaş, Sürü, Endişe.. Yılmaz Güney sinemasının etkileyici sayfalarından bazılarıdır.

 

&&&

 

Yılmaz Güney’in asıl adı Yılmaz Pütün’dür. 1937 Adana doğumludur. Adana Erkek Lisesi’nde okurken sinema filmleri dağıtımcılığı işinde çalışmıştır.

  1956 yılında, Haydarpaşa Lisesi edebiyat bölümü öğrencilerinin çıkardığı Onüç(13) edebiyat dergisinde yayınlanan, “Üç Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri” başlıklı öyküsünde, komünizm propagandası yapmaktan dolayı yargılandı hem hapis cezası hem de Konya ilinde zorunlu ikamet( sürgün) cezası ile cezalandırıldı.

 

Gazeteci-yazar Tanju Cılızoğlu, Haydarpaşa Lisesi edebiyat bölümü öğrencisi ve 13 Edebiyat dergisinin yazı işleri müdürü olarak öyküyü yayınladığını, o yaz hem Yılmaz Pütün hem de kendisinin tutuklandığını, Hürriyet gazetesinin bu olayla ilgili olarak, “ İki Rus Casusu Yakalandı” başlığını attığını, kendisinin 27 mayıs 1960’dan sonra değişen yasalar nedeniyle para cezası ile cezalandırıldığını ancak Yılmaz Güney’in hapis ve sürgün cezaları ile cezalandırıldığını yazmıştır.

 

Yılmaz Güney 12 Mart sürecinde devrimcilere yardım ve yataklık suçundan dolayı da ceza alacak ve hapis yatacaktır. Cezaevinden çıktıktan kısa bir süre sonra Adana -Yumurtalık ilçesinde, “Endişe” filminin çekimleri sırasında bir tartışma yüzünden hakim Sefa Mutlu’yu öldürmek suçundan ağır hapis cezası ile cezalandırılmıştır.

 

&&&

 

Yılmaz Güney, sinemacı kimliğinin dışında, ‘Boynu Bükük Öldüler‘ romanı ile ” Orhan Kemal Roman Ödülünü” kazanmış bir edebiyatcımızdır.

 

Yılmaz Güney’in diğer kitapları; Salpa, Sanık, Hücrem, Soba Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz, Oğluma Mektuplar, Selimiye Mektupları‘dır. Yılmaz Güney, cezaevinden yönettiği ” Güney” isimli dergi aracılığıyla hem sanat-edebiyat alanındaki düşüncelerini hem de siyaset üzerine tezlerini geliştirdi. Ülke ve dünya sorunlarını inceleyen, tartışan, önermelerde bulunan bir sanatçı, siyasetçidir.

 

***

 

Yılmaz Güney’in Selimiye Cezaevi’nden eşine yazdığı 1 Nisan 1974 tarihli mektup, sanatçı kişiliğini, edebiyat birikimini, gelecek günler için bilincinde taşıdığı umudu gözler içine serecek güzelliktedir.

 

“Sevgili Yavrum,

 

Nüfus kağıdıma göre bugün 38 yaşıma girdim. Önümüzde denenmemiş acılarla dolu kimbilir kaç yıl kaldı.Hayatı kendim için yaşamıyorum…Her şeye rağmen, düşmana inat yaşayacağız. Yüzlerce, binlerce yıl yaşayacağız. Yarın bizim çünkü, biz öleceğiz ama çocuklarımız bırakacağımız mirası taşıyacaklar yüreklerinde ve onların yürekleri bizim altında ezildiğimiz korkuları tanımayacaklar.

 

Sevgili çocuk, demir yürekli kadınım! Korkular, acılar ve zulüm yenilecektir bir gün. İnsanoğlunun yıkılmaz inancı ezecektir vahşeti. İnsanları taş duvarlar, demir parmaklıklar arasında terbiye etmeyi, onların düşüncelerini önlemeyi düşünen anlayış yıkılacaktır. Taş duvarlar, kelepçeler, zincirler, demir kapılar yok olacaktır.

 

Sevgili bahar geldi. Bahar biziz sevgili, biziz baharı yaşatan. Bahar yeni baharlara varacak içimizde. Ağaç, kuş, çiçek bizimle güzeldir sevgili…

 

Otuz sekiz yaşım, ranzam ve taş duvarım.

 

parmaklığım, kelepçem, kırlangıç kuşları

 

ve oğlum ve karım ve anam, hepiniz.

 

Merhaba — YILMAZ GÜNEY”

 

Not: Yılmaz Güney 28 mart 1974 tarihli bir önceki mektubunda eşinden şu kitapları ister:

 

Siyasi Partilerin Sosyal Temelleri, Muzaffer Sencer

Milli Mücadele Basını, Ömer Sami Çoşar

Türkiye’de Siyasi Partiler, Tarık Zafer Tunaya

Jön Türklerin Siyasi Fikirleri, Şerif Mardin

 

&&&

 

Ölmeden önce düzenlenen bir etkinlikteki konuşmasının son sözleriyle bitirelim:

 

"Dost ve düşman herkes bilsin ki; Kazanacağız, Mutlaka KAZANACAĞIZ…! Bir köle olarak yaşamaktansa bir özgürlük savaşçısı olarak ölmek daha iyidir!"

 

Bu yazı toplam 527 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.